
LÂİKLİK ve DİYANET
07 Eylül 2021 15:52:54
Devletin en genel tanımı şöyledir:
“..Belirli bir ülkede yaşayan insan topluluğunun, egemenlik ve bağımsızlık temelinde oluşturduğu siyasal örgütlenme…”
Çeşitli devlet biçimleri vardır; ama, günümüzde devlet kavramı, ulusal devletle eşanlamlı kullanılır.
Peki devlet ne iş yapar ?
En eski devlet teorisyenleri olan Platon ve Aristotoles’e göre; devlet, bir ülkede yaşayan insan topluluğunun siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik ihtiyaçlarına en iyi yanıt verebilecek, böylece daha iyi bir yaşam gerçekleştirecek bir örgütlenmedir/örgüttür.
Devleti kim yönetir peki ?
Siyasal iktidarlar !
Buna göre devletin her alandaki işlevi, siyasal iktidarın ideolojik-siyasal biçimlenmesine koşut bir çizgi izler.
Buna karşılık siyasal iktidar ile devlet aynı şey değildir yine de: Devlet kalıcıdır tek tek, siyasal iktidarlar geçici…
Bu grizgahı yapmamın nedeni, sözü bizim Diyanet İşleri Başkanlığına getirmek için…
Diyanet bir devlet kuruluşudur. Ama, örneğin Platon ve Aristotoles’in devlet tanımında, devletin, inanç dünyasına müdahalesi yoktur. Devletin işlevi siyasal, ekonomik, kültürel, sosyal ihtiyaçların karşılanması ile sınırlıdır. İnanç dünyasına devlet karışmaz. Aristoteles’in bu tanımı, günümüzün ulusal devletlerini işaret eder: Ulus-devlet lâiktir. Din-devlet işleri ayrı ve birbirinden bağımsızdır.
Ulusal-demokratik ülkelerde devlet dine/inançlara müdahale etmez. Çünkü bu lâikliğe aykırıdır…
Buradan kalkarak Diyanet’in laikliğe aykırı olduğunu söylemek mümkündür.
Peki kim kurdu Diyanet’i ?
Atatürk kurdu.
Atatürk lâik değil miydi ?
Lâikti.
E öyleyse ?
Atatürk’ün Diyanet’i kuruşunu, ulus devletin yaratılması biçiminde aramak gerekir. Batı’da ulus devletler aşağıdan yukarıya doğru, bizde ise yukarıdan aşağıya doğru kuruldu.
Yani bizim ulusal devletimiz, kapitalist ilişkilerin altyapıda eni-konu geliştiği, buna koşut olarak bir ulusal-demokratik bilincin oluştuğu, ulusal güçlerin iktidara gelmesiyle ulusal-demokratik dönüşümün gerçekleştirildiği klâsik modele terstir. T.C., yukarıdan aşağıya, devlet gücü kullanılarak, kolayca kuruldu. Devleti kuranlar Lâikti, ama devletin kurulduğu coğrafyadaki egemen ideoji islamdı; toplumsal düzeni şeriat sağlıyordu.
Siyasal, ekonomik, kültürel ve toplumsal alanların tümünün de iradecilik ön palandaydı bu nedenle…
Devletin din işlerine Diyanet aracılığı ile müdahale etmesinin nedeni, ulusal-demokratik yapılamanın olmazsa olması olan lâiklik ilkesini de yukarıdan aşağıya benimsetmek, bunun için de lâiklik dışı akım ve örgütlenmeleri Diyanet aracılığı ile kontrol etmekti.
Tekke ve zaviyelerin kapatılması, kur’an dilinin Türkçeleştirilmesi gibi önlemler devlet müdahaleciliğinin tipik örnekleriydi. Kur’anı Türkçeye ilk çevirten Atatürk’tü. Elmalılı Hamdi’nin kur’an çevirisi ilk Türkçe çeviridir.
Bazen düşünürüm:
Diyaneti kuranlar, yarın devlet yönetimi ile birlikte bu kurumun da lâiklik karşıtı güçler tarafından kullanılabileceğini düşünmemişler miydi acaba ?
Bilmiyorum.
Nitekim, son yirmi yıldır böyle bir süreç yaşıyoruz. Diyanet, cumhuriyet değerlerini değil siyasal İslamcı değerleri yücelten, bu şekilde ulus devletin altını oyan bir işlev üstlenmiş durumda…
Diyanetin en son sosyal medya ile ilgili çıkışı aslında şaşırtıcı değil. Çünkü bir devlet kuruluşu olarak devleti yönetenlerin ideolojik/siyasal çizgisini izliyor…
Diyelim ki yarın Milet’çiler iktidara geldi, devleti onlar yönetmeye başladı. Diyanet’in işlevi bu kez Atatürk Türkiye’sindeki işlevine kavuşabilir mi ?
Çok emin değilim. Durumu idare edeceklerdir…
Bazen de şöyle düşünüyorum:
“Madem lâikiz”deyip, anti-lâik bir kurum olan Diyaneti kaldırsalar ne olur ?..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








