
MİLLET İTTİFAKI İKTİDARA GELİRSE…
03 Eylül 2021 13:44:02
TÜİK’in istatistiki verileri genelde şaibelidir, ama şu son çeyrekteki büyüme oranının sallama olmadığını düşüyorum ben.
Çünkü tüm Avrupa ülkeleri son çeyrekte aynı oranlarda büyüdü… Pandemi avantajıydı…
Biz de büyümüş olmalıyız. Olmalıyız diyorum, çünkü, büyüme, halkın “ekonomisine” yansımadı ve yansıyacağı da yok.
Ekonomi büyüyor, yani ülke zenginleşiyor, ama buna karşılık halk dalgalı bir yoksullaşma süreci içinde! bu nasıl oluyor ?
Tekelci kapitalist sistemin doğası bu:
Zenginlikler belirli ellerde toplanıyor, bununla ters orantılı olarak halk kitleleri yoksullaşıyor…
Bu paradoksu nereye baksanız görebilirsiniz:
Sözgelimi memura altı ay için verilen yüzde 5 oranındaki zam, bunun tipik bir göstergesi !
Ülke ekonomisi büyüyor, ülke zenginleşiyor, ama ekonominin çarklarını da döndüren memurlar yoksullaşıyor !
Tüm sabit gelirliler ile küçük girişimciler (esnaf) için de böyle bu.
Bunun tersi de doğru:
Sistem öyle kurgulanmış ki, ülke sürekli olarak yoksullaşırken de belirli bir azınlık zenginleşiyor !
**
Bu alicengiz oyununa kim sokmuştu Türkiye’yi ?
Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda ilk deneyeni, daha sonra Demokrat Parti’nin de kurucusu olan İktisat Vekili Celâl Bayar ile özel sektörü teşvik amacıyla kurulan İş Bankası’nın üstdüzey bürokratları olmuştu.
Tutmadı, devletçilik ağır bastı. Ama ne zaman ki DP 1950’de iktidara geldi, alicengiz oyunu yeniden sahnelendi.
Örneğin DP’nin iktidara geldiği 1950 yılının 29 Mayıs’ında açıklanan hükümet programın da DP’nin iktisat politikası şöyle özetleniyordu:
“İktisadi sahada devlet sektörünü mümkün olduğu kadar daraltmak, hususî (özel) teşebbüs sahasını mümkün olduğu kadar genişletmek…”
Öyle de oldu.
Zaman geçti, araya 27 Mayıs girdi, Bayar-Menderes’in iktisat bayrağı Turgut Özal’ın ANAP’nın elinde yeniden yükseldi, bu kez. O gitti aradaki kısa bir dalgalı dönemden sonra bayrak bu kez AKP’nin eline geçti ve zirve yaptı. AKP, devletin biriktirdiği ne varsa, satmaya başladı, hâlâ da satıyor !
Denilebilir ki tekelci kapitalizmi Türkiye’nin bağrına mıh gibi çakanların en önünde Bayar-Menderes ile Özal ve Erdoğan vardır.
Sonuç ortada:
Ekonomi büyüyor, ama halk yoksullaşıyor; iktidar eliyle semirtilen küçük bir azınlık, özellikle beton kırharamileri, servetine servet katıyor…
AKP’nin İslamcılığı, tekelci kapitalizmin, özellikle de onun babası olan ABD’nin Ortadoğu ülkeleri için kotardığı Ilımlı İslam Projesi’yle sınırlıdır. İçi; fâiz dahil, özelciliğin tüm unsurlarını kapsayan, dışı islamla cilalanmış bir sistemdir bu.
ABD projesidir.
Bayar-Menderes’in DP’si de öyleydi, Özal’ın ANAP’ı da…
**
Şunu düşünüyorum:
Tekelci kapitalizmin kendi içinde bile çarpıtıldığı Türkiye ekonomisini, diyelim ki, Millet İttifakı “halkçı” bir yoruma kavuşturabilir mi ?
Millet İttifakı’nın ekonomiye bakış açısına bağlık bir sorun bu. Devletçi bir iktisat politikası ile kapitalizmin defoları mümkün olduğu kadar onarılabilirse, sistem belki temelde aynı kalır, ama en azından eni-konu sosyalleşebilir...
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








