
GÖÇMEN KARŞITLIĞI IRKÇILIK MIDIR ?
12 Agustos 2021 01:03:28
5 milyon civarındaki Suriye’li göçmenden sonra Afganlıların da gruplar halinde Türkiye’ye girmeye başlaması, milliyetçilik ve ırkçılık kavramlarını da gündeme taşıdı.
Şu tartışılıyor:
Göçmen karşıtlığı ırkçılık mıdır ?
Göçmen karşıtlığının ırkçılık olup olmadığı üzerine fikir yürütmek için, ilkten ırkçılık kavramının ne demeye geldiğini açıklamak gerekiyor:
Irkçılık, en genel tanımıyla, “fiziksel ve kalıtsal özelliklerle belirli kişilik, zekâ ve kültür özellikleri arasında nedensel bağlantı olduğu’nu; dolayısıyla bazı ırkların doğal üstünlüğünü savunan bir teori.
Bazı ırklardan kasıt, Avrupanın beyaz ırkı…
Irkçılara göre, Avrupalı beyaz ırk, toplumsal evrimin en üst aşaması ! Irkçılık, 19. Yüzyıl kökenli ve düşünsel temelini ? C. Darwin’in “biyolojik evrim” teorisinde bulunuyor. Sosyal Darwin’cilik arî ırkın da beyaz ırkın en üst kesimini oluşturduğunu ileri sürüyor.
Darwin, ırkçı değildi. Ama onun eşsiz evrim teorisinin ırkçılığa felsefi ve siyasi materyal olması, sanıyorum ustanın en büyük talihsizliğiydi.
Irkçılık; toplumsal kaynağını psikolojik, ekonomik, demografik, kültürel öğelerde buluyor, hatta dinin bile ırkçılık üzerinde etkisi var. Bunun en somut örneği. Hitler Almanya’sında yaşanmıştı.
Irkçılığın altın dönemi olan 19. Yüzyılın aynı zamanda emperyalist yayılmacılığın hız kazandığı yüzyıl olması, ırkçılığa yayılmacı bir anlam da katıyordu. Denilmelidir ki ırkçılık, emperyalist yayılmacılığın, savaşların, sosyal vahşetin kendisini haklı gösterme, aslında günah çıkartma platformudur. Beyaz adam’ın kara, sarı ve kahverengi derilileri köleleştirmesinin bilimsel (!) gerekçesi yahut…
Gerçekte ise ırkçılık insanlık, suçudur.
**
Irkçılık, çoğu yerde, milliyetçilikte karıştırılıyor.
Oysa ikisi aynı şey değil. Gerçi milliyetçiliğin derinleşmesi ırkçılığın önünü açıyor, ama yine de ikisi aynı şey değil:
Çünkü milliyetçilik, beş karakterden (toprak, dil kültür, iktisadi yaşantı ve ruhi şekillenme) oluşan milletin çıkarlarını her şeyin üzerinde gören bir siyasi akım.
Milliyetçilik, milletin çimentosu olan ırkın, öteki ırklardan ve milletlerden üstün olduğunu, diğerlerini boyunduruğu altına almanın bu nedenle doğal olduğunu ileri süren bir derinleşmeye uğrarsa, ırkçı oluyor. Örneğin etnik toplulukları asimile etmeye çalışmak gibi…
Atatürk milliyetçiliği ırkçı değildi. Ama, Turancılık ırkçıdır. Çünkü yayılmacıdır, üstün ırk kuramına teşnedir.
**
Bizde şu sıralar yavaş yavaş yükselmeye başlayan göçmen karşıtlığı ırkçı mıdır, yoksa milliyetçi bir tepki midir bu ?
Ben ikincisi olduğunu düşünüyorum.
Çünkü, göçmenlere bir alt soy olarak değil, kendi olanaklarına ortak olan bir “dış topluluk” olarak bakılıyor. Yani sorunun en temelinde sosyal ve ekonomik kaygılar yatıyor. Öteki öğeler; dil, kültür, sosyal yaşam biçimi, tâli plânda. En azından şimdilik öyle…
Buradan bakıldığında bizdeki göçmen karşıtlığı, son çözümlemede, daha çok milliyetçilik sınırları içinde kalıyor. Öz zenginliğine veya ekonomik-sosyal olanaklarına sahip çıkma dürtüsü şeklinde yahut…
Bolu belediye başkanının tepkisi, aslında milliyetçi bir tepki. Ama, göçmenlere yönelik kişisel itici tavrı, ırkçılığı çağrıştırıyor.
**
Soruna doğru yaklaşımın formülü, ulusların kendi kaderlerini tayin ilkesidir.
Suriye’liler ve Afganlılar, doğal bir felâket sonucu Türkiye’ye gelmiyor. Savaştan kaçıyor !
Savaştan kaçanların içinde gençlerin de önemli yer tutması, bireysel esenliklerini ülkelerinin esenliğinin üzerinde tuttuklarını gösteriyor.
Normalde işgalciye karşı veya antidemokratik/zorba yönetimlere karşı direnmesi, ülkesinin kendi kaderini tayin etmesi doğrultusunda görev alması gerekenlerin kapağı Türkiye’ye atıp keyfine bakması, en hafif tabiriyle, vatan satıcılığıdır. Bunların ta baştan Türkiye’ye sokulmaması gerekiyordu. Yaşlı, sakat, kadın ve çocukların kabüllerinin de bir zamanlaması olması gerekiyordu.
Vatan kavramını yitirmiş, ABD’nin paralı askerine dönüşmüşlerden kimseye bir fayda gelmez, özellikle de ülkemize!
Hükümet sözcüsü Çelik dün ağzından kaçırdı:
Türkiye’nin yeni bir göçmen dalgasını sırtlayabilecek durumda olmadığını söyledi.
**
Göçmen sorununun ırkçı derinleşmelere uğramadan biran önce çözülmesi gerekiyor. Çünkü iktidarın göçmen politikası ülkenin çözülmesi gerekiyor. Çünkü iktidarın göçmen politikası ülkenin domografik yapısında ciddi değişimlere yolaçacak nitelikte. Bu, milli bir erozyondur !
Bir fırsat da çıktı önümüze:
Esad rejimi yurdışındaki Suriye’lileri ülkeye davet etti, üç ay içinde gelmeyenlerin mallarına el konulacağını söyledi.
Bayramlarda kafileler halinde Suriye’ye geçip sonra da geriye dönen Suriyelilerin ülkelerinde kalmalarına imkan yaratacak bir gelişmedir bu.
Türkiye’yi yönetenler bu fırsatı değerlendirmelidir.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








