
LOZAN HEZİMET Mİ ZAFER Mİ ?
23 Temmuz 2021 21:09:28
Lozan Barış Anlaşması’nın 98.yılındayız.
İktidardaki arkadaşlar, özellikle AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lozan’ın bir “hezimet” olduğu görüşündedir. Bunu her fırsatta yenilerler…
Lozan Barış Anlaşması, Erdoğan’ın iddia ettiği gibi, “hezimet” midir, yoksa zafer midir ?
Hezimet demek, insafsızlık olur; zafer demek, abartı… Doğru olan, günün koşullarında elde edilmiş önemli bir başarıdır. Milli Hükümet, Lozan’da alabileceğini almış, bunun için direnmiştir.
Lozan’da alınan en önemli şey milli sınırların belirlenmesidir.
Buradan bakıldığında Lozan, Anadolu Türklerinin uluslaşma sürecinin ilk adımıdır.
Öyledir, çünkü ulus olmanın en önemli koşulu, sınırları belirlenmiş bağımsız bir toprağa (vatana) sahip olmaktır.
Lozan bunu sağladı.
Lozan’a “hezimet” diyenlerin argümanı büyük toprak kaybıdır, özellikle de petrol zengini Musul vilayetinin elden çıkmasıdır.
Osmanlı topraklarının nerdeyse tamamına yakınını kaybeden Milli Hükümet değildir; Osmanlı’dır, saraydır. Yenilgiden sonra imzalanan Sevres (Sevr) anlaşması, Anadolu Türklerine sadece 400 bin kilometrekarelik bir alan bırakıyordu. Lozan’la alınan alan ise, 700 bin kilometrekareydi. Daha sonra buna Hatay da eklendi…
Musul’a gelince…
Musul, tarihi boyunca, özellikle Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşında Almanya ile birlikte yenilmesinden sonra emperyalist devletlerin bir çekişme alanıydı. Uluslararası kırkharamiler, Musul’un petrol zenginliğini eline geçirmek için Meşrutiyetin ilanından (1908) sonra daha da sertleştiler.
Lozan’ın müzakere sürecine girildiği dönemde, Musul petrolü, İngiltere’nin elindeydi. İngilizler ,savaştan sonra, Osmanlı devletinin daha önce Almanlarla imzaladığı Musul petrol imtiyazlarını yok sayıp iki Amerikan ve bir de Fransız şirketini ortak alarak Musul petrollerini ellerinde geçirmişlerdi. Savaştan önce kurulan Turkish Petroleum Şirketi’de en büyük hissedar (yüzde 50) Türkler/Osmanlı olduğu halde, İngilizler yeni kurdukları Şirket ile Osmanlı-Alman Şirketini yok saymışlardı. Kılıç hakkıydı !
Milli Hükümet Lozan’da buna karşı uzun süre direndi. İleri sürüldüğünün aksine Musul’un kaybı Lozan’da olmadı, Lozan’dan üç yıl sonra oldu:
Lozan’daki İngiliz-Türk anlaşmazlığı, ilkten Milletler Cemiyeti’ne havale edildi. Milletler Cemiyeti, İngilizler lehine karar aldı. Milli hükümet itiraz etti, çekişme savaş seslerinin yükselmesine yolaçtı. Milli Hükümet Irak’a gireceğini söylerken, faşist İtalya Antalya’ya asker çıkartmak tehdidinde bulundu.
İngiltere Musul’u savaşmadan terk etme eğiliminde olmadığını duyumsatan gösteriler yapıyordu.
Savaştan zaten bitik çıkmış Türkiye’nin yeni bir savaşa girecek gücü yoktu… 5 Haziran 1926’da Türkiye, İngiltere ve Irak anlaştı Musul, kaybedildi.
**
Üstünkörü olsun bir tarih araştırması yapmadan, sırf politik amaçlarla, Türkiye’yi Türkiye olma yoluna sokan Lozan Anlaşmasını “hezimet” olarak nitelemek gerçekçi bir yaklaşım değildir.
Lozan’ı iyi okumak gerekir. Onu reddetmek kadar zafer olduğunu iddia etmek de yanlıştır.
Başta da söyledim:
Lozan’da Milli Hükümet, günün koşullarının elverdiği ölçüde, alabileceğini almıştır. Alınan en önemli şey, milli sınırlar olmuş; Lozan, Anadolu Türklerini tarihte ilk kez ulusallaşma sürecine sokmuştur.
Daha ne olsun ikigözüm !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








