
KENT MEYDANLARI NE İŞE YARAR ?
12 Temmuz 2021 00:16:41
Baştan başlayalım:
İlkten bir soru:
Kdz. Ereğli kent midir ?
Nüfus kriteri öne alınırsa, değildir. Çünkü uluslararası istatistiklerde sadece nüfusu 10 bini aşan yerleşim yerleri kent olarak gösterilir.
Sosyolojik araştırmalarda ise nüfusu 20-50 bin arasındaki yerlere “büyük kasaba” denilir.
Kent statüsü kazanabilmek için nüfusun 50 binin üzerinde olması gerekir.
Buradan bakıldığında Kdz. Ereğli kentir.
Ancak bizim yönetsel yapımız içinde tüm ilçe ve il merkezleri kent olarak anılır.
Buradan bakıldığında da Kdz. Ereğli kenttir.
Aslında kent-köy ayrımında nüfus yoğunluğunu kriter olarak kullanmak yanlış.
Kentin ayırıcı özelliği, nüfus değil, ekonomidir. Buna göre, kent olabilmenin ayırıcı özelliği, tarım dışı etkinliklerdeki yoğunlaşmadır. Yani kendi nüfusunun dışında kalan alanlarda yaşayanlar için mal ve hizmet üretmektir.
Kdz. Ereğli bu tanıma uyuyor. Buradan bakıldığında Kdz. Ereğli bir sanayi kentidir.
Kentlerin tarihine bakıyoruz…
İlk kentlerin doğuşu, tarımsal teknolojinin gelişerek insanların tükettiklerinden fazlasını üretmeye başlamasından sonra doğuyor.
Bu, uygarlığın başlangıcıdır. Zaten bir çok dilde kent, uygarlıkla eşanlamlı kullanılır. İlk yerleşik Türk boyu olan Uygurların adının uygarlıktan geldiğini ileri sürenler vardır. Arapçada kent anlamına gelen medine sözcüğünün medeniyetten türediğini ilerin sürenler olduğu gibi…
Kısaca denilebilir ki; kent, uygarlıktır; kentleşme uygarlaşmadır.
Neolaitik çağdan sonraki kentleşmelerde en önemli dönem Yunan İlkçağında gözleniyor. Örneğin Ereğli’deki ilk kentleşme (yerleşme değil) eski Yunan ya da İon uygarlığı döneminde. İÖ 800-300 arasında.
Eski Yunan kentlerinin en önemli özellliği, tümünün bağımsız olmalarıydı. Her kent, bir devletti de. Bunlara kent-devlet ya da site deniliyordu.
Gerçi bunlar szaman zaman Atina ve Sparta gibi daha güçlü kitlerin uydusu olmuşlardır. Ama, genelde her kent bir devletti.
Ereğli de öyleydi. Ereğli’ye yerleşen ilk Yunan kavimlerinin kurdukları kent, bir kent-devlet’ti.
Bugün de kalıntısı olan Agora ile tapınaklar, akropol ve rıhtım İonların eseriydi.
Kent meydanına geliyorum…
Eski Yunan’da agora denilen bir kent meydanı vardı. Kdz. Ereğli’de Agora’da şölenler yapıhlıyor, kentin sorunları tartışılıyor, ticaretle ilişkin gelişmeler kent halkına anlatılıyor, hatta Atina’da Sokrates’in yargılaması örneğinde görüldüğü gibi, açık yargılamalar da kent meydanında yapılıyordu.
Kent meydanı, kent-devletin en önemli yaşam alanıydı. Agorolar kentin ortasında, genellikle kıyıya yakın yapılıyor; çevresinde kamu binaları ve tapınak gibi dinsel binalar bulunuyordu.
**
Kdz. Ereğli ‘nin Yunan ilkçağından bu yana bir meydanı yok. Şöyle böyle 3 bin yıldır !
Bundandır, geçen dönemin belediye başkanı Dr.Hüseyin Uysal’ın kent meydanı projesi hepemizi heyecanlandırmıştı. Şimdiki belediye başkanı Posbıyık projenin ikmali için kolları sıvayınca daha da heyecanlanmış ve sevinmiştik.
Derken, AKP’li arkadaşlar biz buraya cami yapacağız diye tutturdular. Cami yapmak için bunca yer varkeny, 3 bin yıldır özlemi çekilen kent meydanı arazisine cami yapılmasının yanlışlığı kendilerine anlatılamadı bir türlü ! Çünkü arkadaşlar Kent Meydanı’nın törenlerden başka bir işe yaramayacağını düşünüyorlardı herhalde.
Eğer öyle ise, yanlış düşünüyorlar.
Ereğli Kent meydanı, tıpkı Yunan ilkçağındaki agora gibi, toplumsal yaşamın en önemli mekanlarından belki de en önemlisi olacaktır.
Tüm anma, kutlama vb. törenlerin dışında toplumun değişik kesimleri, bu arada siyasal partiler, çeşitli konulardaki görüşlerini değişik biçimlerde (toplantı, gösteri, miting, vb) burada kamuya taşıyacaklar. Kent Meydanı, toplumsal sorunların dile getirileceği, siyasal etkinliklerin sergileneceği, şölen, festival, vb. gösterilere ev sahipliği yapacak bir sosya-kültürel kimlik kazanacaktır.
Bunun dışında, her kent meydanı gibi; deprem, sel, yığınsal yangın vb. felâketlerde kent halkının sığınacağı bir alan da olacak.
Belediye Başkanı Halil Posbıyık geçenlerde yaptığı açıklamada Kent Meydanı’nın hibe şeklinde ihale edildiğini söyledi.
Çok sevindim.
Cami, Posbıyık’ın ısrar ettiği gibi, deniz doldurularak da yapılabilir, bir başka yere de. Deniz doldurularak yapılırsa, Yeni Sahil Projesi için yer de kazanılmış olur…
Bu yazıyı Kent Meydanlarının önemini vurgulamak için yazdım. Kent meydanı arazisine cami yapmanın yanlış olacağını göstermek için.
Kişisel görüşüm, Ereğli’ye ille de bir cami yapılacaksa, deniz dolgusu üzerine yapılmadır. İstanbul Boğazında ne de güzel örnekleri vardır bunun…
Ekleyeceğim:
Camiye kişisel desteğim, şöyle kuğu gibi bir cami yapılması koşuluna bağlı…Cami sadece varlığı ile değil, görünüşü ile de kente güzellik katmalı ve saygınlık ideolojik değil sanatsal kaygılar öne çıkmalı…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








