
ATATÜRK SOLCU MUYDU ?
09 Temmuz 2021 14:17:42
Eski solcuların kimileri yaşlandıkça dikenleri kuruyup düşen gül ağacına dönerler. Her ülkede görülen dikensiz gül bahçeleri bunlardan oluşur…
Dikenden kastım ne mi ?
Sınıfsal bakış açısı ve mücadele ! Bir solcu, ulusal tam bağımsızlığa ve sınıfsallığa körleştiği oranda soldan kopar; ama çoğu bunu mertçe kabül etmez. Solu kendisine uydurmaya çalışır. Klâsik solun eskidiğini, değişen koşulların sola yeni bir bakış açısı getirdiğini filan söyler. Düpedüz ben döndüm diyeceğine solu döndürmeye soyunur ! Bu kadarla kalsa yine iyi, tarihte solcu diye öne çıkmış kişilikleri de dönekliğine referans yapar…
Bunun bizdeki son örneği Zülfü Livaneli ! Bakın ne diyor Livaneli:
“..Atatürk solcu değildi tabii. Tam kuzeyde bir Bolsevizm vardı. O, Bolşevizmden de kurtulmak istiyor. Ama Kurtuluş Savaşı’nda onlardan yardım almıştır, iyi ilişkisi vardı, çok önemli bir şey yaptı ama solcu değildi…Kafamdaki sol, yüz yıl öncesinin solu değil…Hümanizm, kadın hakları, doğaya verilen tahribat, insan hakları, yeşil hareket…Kafamdaki sol bu !..”
Atatürk’ten başlayacağım:
Atatürk solcu değil miydi ? Bugün ideolojik plânda Kemalizm ile özdeşleştirdiğimiz Atatürkçülük sol değil miydi ?
Soldu. Kemalizm, milli kurtuluş ideolojisidir; antiemperyalisttir, dolayısiyle antikapitalisttir. Soldur !
Şu sorulabilir.
Peki, kurtuluştan sonra niçin sosyalizme değil de liberal bir çizgiye kaydı ? Örneğin 1923 İzmir İktisat Kongresinde ele alınan “kapitalist kalkınma modeli”ne niçin karşı çıkmadı ?
Cumhuriyetin ilanından sonra ülkenin geleceğine dönük iki ideolojik ve siyasi çizgi çıktı ortaya:
Birisi. İnönü ve Recep Peker’in temsil ettiği devletçi çizgiydi. Öteki, Celal Bayar ile İş Bankası Grubu’nun temsil ettiği liberal çizgi…
Bu iki çizginin ekonomik alandaki farklılığı şu idi:
İnönü-Peker, ekonomide özellikle stratejik öneme sahip her şeyin devletin elinde olmasını; devletin yapamadığını özel sektörün yapmasını öneriyorlardı. Bayar ve ekibi ise, tam tersini ! Özel sektörün üstesinden gelemediği işleri devlet yapsın diyorlardı…
İzmir İktisat Kongresi kararlarına Bayar Grubu’nun görüşü egemen oldu. Atatürk taraf olmadı. Sözüne güvenilir araştırmacılar, Atatürk’ün İzmir İktisat Kongresinde alınan kararlara sıcak bakmadığını yazar.
Sonuçta ne oldu ?
Dünya kapitalizmini dipten sarsan 1929 dünya ekonomik krizinin de etkisiyle liberal çizginin çıkış yol olmadığı görüldü ve devletçiliğe yönelindi. DP’nin iktidara gelmesine kadar bu çizgi korundu, DP ile birlikte ABD’nin de desteğiyle yeniden kapitalist yol ale alındı. 1980’li yılların ortalarından itibaren Özal iktidarı ile de, devlet kuruluşlarının tasfiyesine girişildi. Son noktayı arkadaşlar koydu !
**
Solun sınıfsallığına geldik…
Sol, antikapitalizmle özdeşlenmiş bir kavramdır. Gerçi görecelidir, ama son analizde böyledir bu.
Ulusal ve Sınıfsal bakış açısını yitirmiş sol olmaz; liberal-sol olur, sosyaldemokrasi olur, ama sol olmaz !
Zülfü Livaneli kendi sol anlayışını tarif ederken, ulusallığı ve sınıfsallığı öteliyor; hümanist, natüralist, ve kadın hakları gibi bir çizgiyle karşımıza çıkıyor. Liberal efsanelerle ! Sanki sol, bunlara karşıymış gibi bir algı da yaratarak!..
Livaneli mertçe; ben artık sosyalizme inanmıyorum deseydi, onu anlardık. Ama peşinden Atatürk’ü sürüklemeye çalışması; halkın mücadele birikimini reddetmesi, kendi reformist-liberal çizgisini hâlâ “sol” olarak anması, yakışıksız bir tavırdır. 19. Yüzyılda kalmış liberalizm fetvacılığıdır !..
Livaneli’ye yakışmadı bu.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








