
FABRİKA AYARLARINA DÖNMEK…
12 Subat 2021 18:19:28
Başkanlık Sistemi’ne karşı olan muhalefet ile Başkanlık sistemini başının üstünde taşıyan iktidarı birleştiren bir tekerleme var:
Fabrika ayarlarına dönelim…
Fabrikadan kastedilen ne ?
Devlet !
Her ikisi de devlete, daha doğrusu devletin yönetim şekline “ayar çekilmesini” istiyorlar…
Her ikisi de devletin ayarının bozuk olduğu savında yani…
Muhalefet, fabrika ayarlarına dönmekten, parlamenter sisteme dönülmesini anlıyor ve öneriyor.
İktidar ise devleti resmen islamlaştırmayı öneriyor…
Bu nedenle, 1921 ve 1924 anayasalarına atıfta bulunuyor, o ayarlara dönelim diyor.
Şu doğru:
1921 anayasasında da, 1924 anayasasında da, devletin dininin islam olduğu vurgulanır.
Buradan kalkılarak şöyle bir hava yaratılmak isteniyor:
Atatürk döneminde devletin dini islamdı. Laikliği darbeciler getirdi…
Bu doğru değil tabii.
Makarayı azıcık geriye saralım:
Osmanlı devleti, sultanlık ile halifeliği birleştiren teokratik (dini kurallara göre yönetilen) bir monarşiydi/sultanlıktı.
Devlet, kurtuluş savaşının sürdüğü 1921’de de bu kimliğini koruyordu.
Savaşın kazanılmasından sonra 1922’de saltanat kaldırıldı. 1923’te cumhuriyet kuruldu. 1924’te de, saltanatın kaldırılmasıyla anlamı kalmayan halifelik makamı lağvedildi. Bu şekilde şeriat, devlet yönetimin de uzaklaştırıldı, devletin temel yapısı laikleştirildi. 1928 yılında da devletin dininin islam olduğu şeklindeki anayasa maddesi kaldırıldı. 1937’de, CHP’nin programındaki laiklik ilkesi anayasaya konuldu.
Buna göre, Türkiye Cumhuriyeti 84 yıldır laik bir devlettir.
Arkadaşlar geriye dönelim diyorlar…
**
Dinci çevreler öteden beri, laikliğin dinsizlik olduğu temasını işlediler. Hala da öyle yapıyorlar.
Oysa laiklik dinsizlik değildir. Klasik tanımıyla din ile devlet ve yönetim işlerinin ayrılması anlamına gelir. Laiklik dine değil, din devletine (teokratizme) karşıdır.
Nitekim, müslüman halk 84 yıldır dinini özgürce yaşamaktadır. Sadece islama inananlar değil, farklı dinlere inanın öteki cumhuriyet halkları da…
İkincisi, dinsizlik, tanrıtanımazlık da değildir. Örneğin Deistler tanrıya inanır, ama dine inanmazlar…
Tanrıtanımazlık en berrak ifadesini ateizmde bulur. Ateizm, teizmin antitezidir, reddidir.
Laisizm, kısaca, din devletine aydınlanmacı/demokratik bir alternatiftir, dine değil ! Laikler de inançlı insanlardır…
Zaten arkadaşlar da fabrika ayarlarına dönelim derken, dine dönelim demek istemiyorlar; dinin bir yönetim şekli olmasını istiyorlar; toplumsal düzeni din kurallarının “dizayn” etmesini istiyorlar. 1921 ve 1924 anayasalarına atıfta bulunulması, gerçekte Osmanlı yönetim biçimine dönülmesi isteğinden başka bir şey değil…
Bu doğrultuda epeyce yol da aldılar….
Ancak şöyle bir gerçek de var:
Halk kitleleri, din üzerinden siyaset yapan AKP’den uzaklaşmaya başladı.
AKP, son seçimde “laik” ortağının desteğiyle kılpayı iktidar olabildi. Son yapılan anketler artık ikisinin oylarının iktidarlarının sürmesini sağlayamayacağını ortaya koyuyor.
Buna ragmen Erdoğan’ın hala din kartına sık sık sarılmasını anlamak mümkün değildir !
Din, bir avuç zırcahil yobazın dışında, siyasal bir referanscı olmaktan çoktan çıktı. (Şeriatla yönetilen ülkelerde bile! Örneğin Sudan şu sıralar laikliğe yönelmenin ön alıştırmalarını yapıyor.)
Bunu anlayamıyorlar, göremiyorlar.
Halkın gündeminden kopmalarının nedeni de bu:
Ayasofya, Kanal İstanbul, Uzaya yolculuk vb. uygulama ve projelerin, yaşam koşulları gitgide kötüleşen halk kitleleri için artık bir şey ifade etmediğinin farkında değiller.
Doğal olarak gideceklerdir.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








