
HANGİ ANDLAŞMA ?
22 Aralik 2020 10:21:24
İki gün önce yayınlanan Alemdar’a Madalya başlıklı yazımda, Alemdar gemisine İstiklal madalyası verilmesi için AKP’li ve CHP’li Zonguldak milletvekillerinin TBMM’ne verdikleri yasa önerisinin içeriği konusunda bir bilgim olmadığını söylemiştim.
CHP Zonguldak milletvekilli Ünal Demirtaş, yasa önerisinin tam metnini bana gönderdi, teşekkür ediyorum.
Yasa önerisinin gerekçesinde, Alemdar gemisinin bilinen öyküsü anlatılıyor. Ayrıca “Alemdar Zaferi”nin siyasi sonuçları üzerine bazı ifadeler kullanılıyor. Örneğin şöyle deniliyor:
“..Alemdar gemisinin kazandığı bu zafer hem İstanbul’da, hem Ankara’da, hem de Anadolu’da çok büyük yankı uyandırır. 5 esir askerin bırakılması karşılığında Türk bayraklı gemilere dokunulmaması garantisi alınır. Fransız’larla 2 Şubat 1921’de yapılan bu andlaşma, aynı zamanda Türkiye’nin Kurtuluş Savaşındaki ilk uluslararası andlaşmadır.”
Prof.Dr. Ali Sarıkoyuncu ile Prof.Dr. Esra Sarıkoyuncu ise, “Milli mücadelede Karadeniz Ereğlisi ve çevresi” başlıklı sempozyum tebliğinde ise, Alemdar Olayı sırasında 5 Fransız askerinin esir alınması olayına değinerek şöyle ekliyorlar:
“..Ankara hükümeti ile Fransız işgal güçleri arasında meydana gelen gerginlik, esirlerin iadesi ile sona ermiştir.”
Sarıkoyuncu’lar, esirlerin iadesi konusunda daha fazla bilgi vermezken, Fransa ile Milli Hükümet arasında imzalanan 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Andlaşmasına genel bir atıfta bulunuyorlar.
Milletvekillerinin yasa önerisinde Ankara Andlaşmasının tarihi 2 Şubat 1921 olarak verilirken, Sarıkoyuncu’larda bu tarih 20 Ekim 1921 olarak veriliyor.
Doğrusu ikincisidir. Milli Hükümet ile Fransız hükümeti arasında 2 Şubat 1921’de imzalanan bir sözleşme yoktur.
Asıl sorun bu değil. Asıl sorun, Fransız esirlerinin, “Fransız donanmasının Karadeniz’deki Türk bayraklı gemilere dokunmaması” koşuluyla iade edildiği iddiasıdır. Dahası, bunun Ankara Andlaşmasına bağlanmasıdır.
Oysa, Ankara Andlaşması, Alemdar çarpışması sırasında esir alınan 5 Fransız’a özgü bir anlaşma değildir. Bu bir genel ateşkes andlaşmasıdır. Ve tüm ateşkes’lerde Uygulandığı gibi, savaş sırasında tarafların esir aldığı askerlerin iadesini öngörmektedir. Andlaşmanın ikinci maddesi şöyledir:
“İşbu andlaşmanın imzasını müteakip, her iki tarafın harp esirleriyle mevkuf (tutuklu) veya mahbus (hükümlü) Türk, Fransız bütün şahıslar serbest bırakılacak ve kendilerini, tevkif eden taraf yol masraflarını ödeyerek gösterilecek yakın şehre gönderilecektir.”
Yani, Alemdar olayında esir alınan 5 Fransız askerinin Ankara andlaşmasına zemin hazırladığı iddiası doğru değildir ve saçmalıktır.
Fransızları Ankara Andlaşmasına mecbur bırakan, Kuvayı Milliyenin Fransızlara karşı Güney Anadolu’da elde ettiği zaferlerdir. Örnek vermek gerekirse, Adana, Mersin, Tarsus, İslahiye ve Silifke’deki Kuvayı Milliye Güçlerinin sert direnişidir.
Bunların en önemlileri, Maraş, Urfa ve Antep direnişleriydi. Bu çatışmalarda her iki taraf binlerle ifade edilen ağır kayıplar vermişlerdi. Birçok asker karşılıklı olarak esir alınmıştı ayrıca.
Fransızları Andlaşmasını imzalamaya iten gerçek buydu. Güney Anadolu’da tutunamayacaklarını iyice anlamaları yahut…
Yeri gelmişken şunu da belirtmek istiyorum:
Yerel tarihçilerinin Kuvayi Milliyenin Karadeniz’de hiç gemisinin bulunmadığı, bu nedenle Alemdar’a bel bağlandığı şeklindeki iddiaları da gerçek dışıdır:
Kuvayi Milliye’nin Karadenizde Aydın reis ve Preveze adında iki gambotu (küçük savaş gemisi) vardı. Ayrıca Hayrettin, Şükran, Yıldız, Mebruke, Midilli, Selamet ismindeki tekneler/motorlar, Rusya’dan İnebolu’ya silah ve mühimmat taşıyordu. Bu kahraman teknelerin personelinin istiklal madalyası var mıdır, bilmiyorum.
Bu gerçekler ortada iken, bir kişinin ölüp iki kişinin yaralandığı Alemdar Olayı’nı, “tarihin akışını değiştiren, Ankara Andlaşmasının imzalanmasına yolaçan” bir olay olarak göstermeye çalışmak, olsa olsa yerel bir hamaset fantezisidir.
Millitvekillerimizin anılan kanun teklifini hazırlarken, daha kapsamlı ve gerçekçi bir gerekçeye dayanmalarını beklerdim. Bir de “zafer”i gerçek kahramanlarına mal etmelerini…
Tekrar edeceğim:
Tetiğini çekecek parmak yoksa, silah ne işi yarar ?
00
Bu yazdıklarımdan, milletvekillerimizin girişimlerine karşı çıktığım sonucuna varılmamalıdır.
Söylemek istediğim şu:
Abartmayalım !
Yüzlerce büyüklü-küçüklü direnişin/zaferin/kahramanlığın yaşandığı 40 bine yakın şehit verildiği, 32 bin askerin gazi olduğu ve 22 bin esirin verildiği Kurtuluş Savaşı içinde Alemdar Olayı denizde bir damla bile değildir.
Sonuç olarak ben şunu söyledim ve söylüyorum:
Alemdar Gemisine “gazi” ünvanı verilebilir, ama madalyayı asıl hak edenler, Alemdar’ın personelidir; özellikle de çarpışmalarda ölen ve yaralananlar…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








