
YASAKCILIK
17 Kasim 2020 00:27:04
Yasakcılık, tüm dünyada ülkeleri yönetenlerin genel eğilimidir.
Yasakların yaygınlığı veya aksi, bir tür demokrasi ölçütüdür.
Yasakcılık ve demokrasi, birbirine dönüşebilen zıt kavramlardır çünkü.
Şöyle bir genelleme yapılabilir:
Yasaklar büyüdükçe, demokrasi ( hak ve özgürlükler) küçülür/daralır. Aksi durumda büyür/yaygınlanır…
Bu da, en berrak ifadesini basın özgürlüğünde bulur.
Totalitarizm, en çok yasaklarla kendisini ele verir.
Yo hayır, Korona yasaklarından sözetmiyorum. Bir genelleme bu Korona salgını gibi olağanüstü hallerde konulan yasaklar, tam tersi, sonuçta insanı, toplum sağlığını korumayı amaçlar.Bu yüzden bunlar, demokrasinin kısıtlandığı anlamına gelmez.
Ama, yasakların, bilimin ve yaşamın gerçekleri ile örtüşmesi halinde !
Bu da aslında bir demokrasi sorunudur.
Çünkü antidemokratik/totaliter rejimlerde bu tür yasaklara da biliminsanları değil, tepedekiler karar verir.
Bizde durum ne ?
Güzelim ülkemiz şıngır mıngır bir demokrasiye sahip değil. Basın özgürlüğü ve insan hakları konusunda sonlarda ayak sürüyoruz tüm dünyada…Bunun en çarpıcı göstergesi, dünyada eşi benzeri bulunmayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ! Bunun doğal sonucu olarak, Korona yasakları dahil tüm önemli kararları, son çözümlemede, cumhurbaşkanı alıyor.
Bilim kurulu, bir tür danışma kurulu; karar mercii değil !
Bu da Korona yasaklarının kimilerinin tuhaflığını açıklıyor. Bilimi siyaset yönetiyor !
Korona verilerinin karartıldığını iddiaları da bu zeminde yeşeriyor zaten…
İBB Başkanı İmamoğlu, dün sadece İstanbul’da 164 kişinin Korona’dan öldüğünü açıkladı. Açıklama inandırıcıydı. Çünkü Korona’dan ölenlerin cenazelerini Sağlık Bakanlığı değil, belediye kaldırıyor !
Aynı gün Sağlık Bakanı Koca ise, tüm Türkiye’de Koronadan ölenlerin sayısını 92 olarak açıkladı !
Koronavirüs verilerinin makyajlanarak açıklanması, yasakçılığın kapsamına giriyor; çünkü, makyajlanmış veriler, salgının gerilemesine değil, tam tersi, yayılmasına çanak tutuyor.
Şeffaflığın reddi, özünde, antidemokratizmdir.
Demokrasinin klasik tanımı, halk yönetimidir.
Ölümcül salgının ülkemizdeki seyrini bilmek, halkın demokratik hakkıdır. Bu hakkın çeşitli şekillerde kısıtlanması, yasakçılıktır.
Bu da Türkiye’nin demokrasi ligindeki yerinin niçin pek iç açıcı bir yerde olmadığını açıklıyor.
Gerek demokrasiler, en azından kabul edilebilir oranda yasaklar içeren bir sistemdir. Şeffaflık temeline basar.
Şeffaflığın olmadığı yerde yasakçılık var demektir.
o o
Yooo hayır, burjuva özgürlükçülüğünü idealize ediyor değilmi.
Ama, başka seçeneğin olmadığı koşullarda sekter tavırlar takınmak da anlamsızdır.
Demokrasi mücadelesi, daha aydınlık yarınları inşa etme mücadelesinin ön cephesidir.
Bunca namuslu/düzgün gazeteci-yazar boşuna mı yatıyor sanıyorsunuz içerde !..
Demokrasi mücadelesine omuz vermeyenden gazeteci de olmaz, yazar da, aydın da, vatansever de…
Demokrasi mücadelesi, yalakalıkla mücadeleyi de kapsar.
Hatta öncelikle !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








