
GÜZ…
30 Eylül 2020 14:42:23
Hiç sordunuz mu kendinize:
Yaşamın son düzlüğü hangi mevsime denk düşer acaba ?
Güze mi kışa mı?
Güze…Kış, son noktadır bence.
Bir “Topal İsmail” vardı, dünya tatlısı bir adam. Yetmişlik. İnadına köylü, inadına demirci…
Akciğerinin birisi işlevini yitirmişti. Öteki delik deşikti. Sık sık oksijen desteği alırdı. Sıkı bir cigara tiryakisiydi ama !
Zaman zaman battaniyenin altında cıgara tüttürürken “yakalardım” onu. Başucundaki “hokka”sına üflerdi dumanları. “Hokka”, çoğu zaman kanla dolu olurdu…
En çok korktuğu mevsim güz’dü. Bir de şimşekten korkardı. Gökgürültülü yaz yağmurlarının peşinden güz esintileri başgösterdi mi, yüzü kağıt gibi olurdu İsmail’in…
Hay manalı Rüstem takılırdı:
Korkma lan ! Topalları en son alırlar bilmen mi ?
Sanatoryum gediklisiydi Haymanalı…Tüm sanatoryum gediklileri gibi ölüm kavramı çoktan anlamını yitirmişti onun için…”Teşhis”ustasıydı da: Sedyeyle filan getirilen bir yeni hastanın yüzüne şöyle bir bakıp kestirip atardı:
“Yaşamaz bu…”
Bazen de,-nedense,-öfkeyle homurdanırdı:
“iki aya kalmaz çıkar dürzü…”
Güz, sanatoryumlarda yaşama mendil sallama mersimidir…
Ama, ölümden korktuğu filan yoktu İsmail’in. Güz-ölüm paradigmasının dışındaydı O. Sadece güzden korkardı nedense, o kadar.
Belki de soğuk korkusuydu bu. Boğazın oralardan sonbahar yelleri sökün edince sıksık odama damlar sorardı:
“Kaloriferler ne zaman yanacak ?..”
Sorusunun anlamsızlığını O da bilirdi:
Mermer kaplı salon ve koridorlar ve hatta odalar hiçbir zaman ısınmazdı ki !..
Altkatta Katip Cemil, karşı “pavyon”da yatan platonik aşkına kimbilir kaçıncı mektubunu döktürürken, Kasımpaşalı Bıçkın Tato (lakabıydı), üst kat salonunda sirtaki oynardı…
Hiç kimseyle konuşmayan “tıttırık” Apo’nun Nazım’dan şiirler okuduğunu söylemişlerdi de bana birgün, nutkum tutulmuştu.
Odalarında sessizce ölenler geçenin ileri saatlerinde kaldırılırdı. Cesedin üzerine genelde battaniye örtülürdü. Benim tanık olduğum tek istisna, tabutunun üzene konacak yeşil bir örtüyü bavulunda getiren Çerkesli’nin cesedi olmuştu. Temkinli adamdı Çerkesli…
00
Ekim’e sarktık…
Kimbilir hangi sanatoryumun hoyrat yalnızlığında, kimbilir hangi gençkız, ölümüne tutkun olduğu delikanlıya aşk mektupları yazıyordur…
Yahut, yavuklusunun giderken verdiği kenarları işlemeli maviipek mendile yüzünü gömüp, çaresizliğini, ölüm korkusunu içine akıtıyordur kaç delikanlı…
Kimbilir kaç ihtiyar, burnunda tüplerle değil, uykusunda ölmek için yüce tanrıya dua ediyordur. Kimbilir…
Sanatoryumlar ilginç yerlerdir:
Ölüm, adım adım gelir bazen bazen de yoklar geçer….
Ama, hiç kaybolmaz belleklerde…
Güz gider, gönüllerde kış çiçekleri açar; gelecek güze kadar…
Yaşamın son düzlüğü mevsimlerden güze denk düşer…
Güz, hüzün mevsimidir, son düzlük mevsimi…
ETİKETLER : Yazdır
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








