
KAFTANCIOĞLU OLAYI…
16 Eylül 2020 20:50:54
AKP ve CHP’nin muhafazakarları el ele vermiş, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu linç etmeye çalışıyorlar…
İlginç bir ittifaktır!
Linç kampanyası niçin?
Kaftancıoğlu, Atatürk yerine Mustafa Kemal demeyi yeğliyormuş.
“Atatürk”ü, soyisim olarak, etimolojik bir analize tabi tutan gevezeliklerden birisi olsa bu, güler geçersiniz.
Değil.
AKP, Kaftancıoğlu’nun üzerinden CHP’yi vurmak gibi bir fırsatçılık peşinde. CHP’nin muhafazakarları da Kurultaylarda alaşağı edemedikleri Kaftancıoğlu’nun tasfiyesini sağlama peşinde…
İlkten bir ideolojik duruş saptaması yapacağım:
Kaftancıoğlu CHP’nin sol kanadından, sosyalist kökenli bir siyasetçidir.
Kaftancıoğlu’nun içerdeki muarızları ise, Atatürkçülükleri kendinden menkul kariyeristler…
AKP’nin, Kaftancıoğlu ile uyanan (!) Atatürkçülüğünü (!) geçiyorum. Onların Atatürk’e yaklaşımları malum!..
Beni en çok, Kaftancıoğlu’nun Atatürk yerine niçin Mustafa Kemal’i tercih ettiğini izah etmeye çalışan açıklaması şaşırttı.
Ama sonra düşündüm: İdeolojik derinliği olan bir açıklama yapsa, sorun içinden çıkılmaz bir hale gelirdi ki, tevil dilini beğenmemekle birlikte kendisine hak verdim.
00
Türkiye solunun Mustafa Kemal’e yaklaşımı öteden beri şöyledir:
O, Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük devrimcidir. Milli bağımsızlık savaşının önderi ve kahramanıdır. Çağdaş Türk devletinin kurucusudur.
Ama sol burada durmaz daha derinliği olan analizler de yapar:
Örneğin, Mustafa Kemal’i başının üzerinde taşır, ama Atatürk’ün liberal dönüşümcülüğünü de eleştirir.
Mustafa Kemal ve Atatürk isim ve soyisimleri, ideolojik/toplumsal birer simge olarak ele alınır.
Mustafa Kemal milli kurtuluşun, Atatürk de liberal dönüşümün simgeleridir.
Bu, sosyajik bir analizdir, kötüleme değil, nitelemedir.
Milli Kurtuluş Savaşının zaferle sonuçlanmasından sonra, Mustafa Kemal’in önünde iki yol vardı:
Liberal yol ve sosyalist yol.
Atatürk sosyalist değildi, liberal demokrat’tı. 1789 Fransız büyük burjuva devriminin esin kaynağı olan Fransız düşünürü. J.J.Rousasu’nun çizgisi’ne yakındı.
Gerek Atatürk’ün ideolojik formasyonu ve gerekse Osmanlı’ya egemen olan feodal toplumsal yapı, Milli Devrimin hangi yola kanalize olacağını bir bakıma kendiliğinden belirledi.
Rusya’daki sosyalist devrim de o sıralar henüz yerli-yerine oturmamıştır zaten.
1923 İzmir İktisat Kongresinde kapitalist yol seçildi. Milli devrim, burjuva demokratik bir kulvara sokuldu…
Tarihteki demokratik devrimlerin başını sanayi burjuvazisi çekmiştir. Bizde sanayi burjuvazisi yoktu; hatta bir sosyal katman olarak ticaret burjuvazisi bile yoktu.
1923-1930 arasında, yer yer yabancı sermayeden de yararlanılarak, bir yerli (milli) burjuva sınıfı yaratılmak için büyük çaba gösterildi.
Ama başarılı olunamadı. Bunda köklü bir toprak reformu yapılamamasın da rolü vardı. 1929 Dünya Büyük Ekonomik Krizinin de etkileriyle, yeni bir yola, üretim araçlarının devletin elinde toplandığı bir yola girildi. Altıok, bu yeni modelin simgesiydi.
Üretim araçlarının devletin mülkiyetinde olduğu iki rejim vardır:
Sosyalizm ve faizm.
Atatürk’ün önderliğini yaptığı rejim, faşist değildi; ama, sosyalist de değildi. Rejim, üstyapıda liberal-demokratik inkılaplar ile hızla milli-demokratik bir yapı kurarken, yahut bir millet yaratılırken, altyapı karma-ekonomiye doğru evrilmeye başlamıştı.
Türkiye Cumhuriyeti, yukarıdan aşağıya milli-demokratik bir kulvara sokulmuştu. İlginç bir toplumsal deneydi.
Ama, çok sürmedi bu İlginç toplumsal deneydi. Üstyapıdaki dönüşüm büyük ölçüde tamamlandı, Türkiye çağdaş bir cumhuriyet esvabı giydi, ama altyapıda aynı başarı gösterilemedi; bu yüzden, özellikle Atatürk’ün ölümü ve çok partili rejime geçilmesinden sonra hızla yabancı sermayenin sultası altına girildi. Ekonomi giderek dışarıya bağlanırken, liberal-demokratik üstyapı kurumlarının dejenere edilmesi için düğmeye basıldı. İşin başını ABD çekiyordu…
Halen o süreci yaşıyoruz…
Kaftancıoğlu’nun Mustafa Kemal ile Atatürk’ü ayırması, bu ideolojik-toplumsal-tabana basar.
Atatürk, buna karşın, bugün de sosyalist solun da baştacıdır. Çünkü o hale, hem tam bağımsızlığın özlenen simgesidir ve hem de gerçekten demokratik Türkiye’nin rol modelidir.
CHP’nin Kaftancıoğlu’lara ihtiyacı var. Çünkü Türkiye’nin önündeki adım, bugün de, milli-demokratik bir adımdır. Bu mücadelede CHP’nin solundaki aydınlara da ihtiyaç vardır.
CHP hem kendi içinde ve hem de dışında, neoliberal değil, sol aydınlar ve çevrelerle ittifakı öne alırsa, seçimi kazanması halinde, mevcut enkazın daha rahat ve çabuk kaldırılmasını sağlayabilir.
Tekrar ediyorum:
CHP’nin Kaftancıoğlu’lara ihtiyacı var. İçindeki lafta Atatürkçü kariyerist muhafazakarlara değil!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








