
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ…
25 Temmuz 2020 20:19:43
2011 tarihli İstanbul Sözleşmesi’ni ilk kez arkadaşlar imzaladı: 11 Mayıs 2011…Sözleşme, 14 Mart 2012’de onaylandı ve 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girdi.
Radikal dinciler mosmor oldu.
Türkiye ile birlikte sözleşmeyi 45 ülke imzalamıştı.
İçlerinde İslamcı ülkeler yoktu.
Sözleşme, toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığı ve şiddeti reddeden, ayrıca cinsiyeti tanımlayan ilk uluslararası belgeydi.
Türkiye, bu Sözleşmeye ev sahipliği yaparak ve ilk imzayı atarak tüm dünyada büyük prestij kazanmıştı.
Ayrıca, Türkiye, bu belgeye imza koyarak laik Türkiye Cumhuriyetini bir kez daha tescil etmiş oluyordu.
Belge, güzelim ülkemizin yüz akıydı.
Sözleşme ile kadın-erkek ayrımcılığı reddediliyor, kadınlar ve erkekler arasında her anlamda eşitliği savunuyordu. Hukuki ve fiili eşitliğin, kadına yönelik şiddeti önlemenin anahtarı olduğu tespiti yapılıyordu.
Sözleşmenin bizim için önemli bir özelliği de, gerçekte laik olmayan bir iktidarın imzasını taşımasıydı.
Bu son derece doğaldı. İktidar muhafazakardı, islamı referans alıyordu, ama Türkiye Cumhuriyeti laik bir devletti. İktidarlar gelip geçiciydi, devlet’se kalıcı…
Şimdi bakıyoruz…
Arkadaşlar hafiften hafife “nedamet” (pişmanlık) belirtileri göstermeye başladılar. AKP’nin ikinci adamı Numan Kurtulmuş, İstanbul Sözleşmesinden imzanın çekilebileceğini söylemeye başladı.
Peki niçin ?
AKP tabanının radikal dinci kesimi tepkili. AKP’nin oy kaybını, islami değerlerden uzaklaşılmasına bağlıyorlar. İstanbul Sözleşmesi de bu tespitin argümanlarından birisi. Çünkü kadın-erkek eşitliği ve erkek şiddetinin yasaklanması islama aykırı.
İslam (Kur’an) kadın erkek eşitliğini reddediyor.
Kadına karşı şiddeti emreden ayetler de var Kur’anda. Birisi şöyle:
“Erkekler, kadınlar üzerine hakimdirler. Çünkü bir kere Allah birini diğerinden üstün yaratmış, bir de erkekler mallarından harcamaktadırlar. Onun için iyi kadınlar itaatkardır. Allah’ın kendilerini (kocalarının nikah altına vererek) koruduğu cihetle kendileri de gaybı (kocalarının bulunmadığında mal ve namuslarını) muhafaza ederler. Serkeşliklerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince, evvela kendilerine nasihat edin, sonra yataklarında yalnız bırakın, yine de dinlemezlerse dövün; sizi dinledikleri halde incitmeye bahane aramayın. Çünkü Allah çok yüce, çok büyük olandır.” (Nisa Suresi, 34).
Bu ayet ile İstanbul Sözleşmesi’nin içerdiği çelişiyor.
AKP, tabanın baskısıyla, bir tercih yapmak durumunda anlaşılan…
Ayasofya’nın 86 yıl sonra camiye dönüştürülmesini de bu açıdan ele almak yanlış bir yaklaşım olmayacaktır.
Bunlara, TTK’nın eski başkanı Yaramış’ın, durup dururken, pişman olmuş FETÖ’cüleri içselleştirmeyi önermesi gibi tuhaf gelişmeleri ekleyin.. Bir şeyler oluyor !
Aslında olan belli:
İktidarın elinden kaymakta olduğunu gören Erdoğan, AKP’nin radikal tabanını memnun edecek kararlar alarak, tepkileri ve oy kaybını durdurmayı düşünüyor anlaşılan…
İlkini bilemem, ama İslamcı çıkışlar ile oy kaybını durdurmak mümkün değildir. Çünkü AKP’nin tabanındaki esas kopmaların nedeni, ekonomik ! AKP’den kopup gri bölgeye kayan seçmenler, tencerelerini kaynatamayanlar ! İşsizler, ücretsiz izne ayrılanlar, kepenk kapayan esnaf, borç batağındaki çiftçiler ve tarım emekçileri, hatta orta halli ahali…
Ahalinin büyük çoğunluğunun İstanbul Sözleşmesi de, Ayasofya da çok umurlarında değil.
İktidar bir mucize gösterip ekonomik göstergeleri düzeltemez’se mecburen erken seçime gidecek ve büyük bir olasılıkla seçimi yitirecektir.
AKP yol ayrımında. İçerde sorunlar yaşaması da bununla ilgili.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








