
HIRÇINLIĞIN NEDENİ…
20 Haziran 2020 14:28:33
Tarihsel gelişmenin yazılı olmayan kurallarından birisi de, ekonomik krizlerin farklı zaman aralıklarıyla az veya çok derinlikte sosyal krizlere yolaçmasıdır. Sosyal krizler de farklı derinliklerde siyasal krizlere yolaçar. Krizlerin derinliğini veya yüzeyselliğini ülkenin koşulları belirler.
00
Güzelim ülkemiz uzunca bir süredir ekonomik krizlerle boğuşuyor. Korona salgını, krizin iyice derinleşmesine yolaçtı. İktidar krizden çıkmak için çırpınıyor. Ancak, özellikle kendi dönemlerinde iyice büyüyen üretim-tüketim dengesizliği, iktidarı, krizi yumuşatmak için gel-geç önlemlere yöneltti:
İğneden ipliğe her şeye yeni vergiler koydular. Borç bulmak için dışarda ipini çekmedikleri kapı kalmadı. Elde avuçta kalan devlete ait son malı-mülkü de satıyorlar.. Bankanot matbaası fazla mesai yapıyor ayrıca…
İşçilerin kıdem tazminatının budama girişimleri, bardağı taşıtan son damla oldu.
Şu sıralar Türk-İş, genel grevden sözetmeye başladı.
15 Temmuz şehit yakınları ile gazileri, kendileri için toplanan paraları alamadıkları gerekçesiyle sokağa çıktılar.
Barolar da sokakta.
HDP Ankara’ya yürüyor.
Münferit sokak hareketleri yoğunlaşıyor…
Bunlar sosyal ve siyasal kriz belirtileridir.
Sosyal tepkiler ve eleştiriler karşısında hırçınlaşan iktidar, hıncını özellikle basından almaya başladı:
Odatv kapatıldı.
En son Murat Ağırel, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Müyesser Yıldız, Hülya Kılıç tutuklandı. Cezaevlerinde daha önce tutuklanan başka gazeteciler de var.
Gazeteler, dünyanın en çok izlenen yayın kuruluşlarından BBC’nin , “Türkiye dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi” diye yazdığını haber yapıyor.
İçişleri Bakanının Sözcü Ankara temsilcisi Saygı Öztürk’e ağır hakaretlerde bulunması hepsinin üzerine tüy dikti.
Gazeteci haber yapar, yorum yapar. Bu onun varoluş nedeni.
Haber yanlışsa, tekzip edersiniz olur biter; hakaret varsa, yargı yolu açıktır.
Kapatma, tutuklama ve hakaret niye ?
Basına karşı yürütülen baskıcı tutum, aslında siyasi krizin derinleşmesinden kaynaklanıyor.
Bir ülkede üç kriz; ekonomik, sosyal ve siyasal kriz iç-içe geçerse, o ülkede ya sandığa gidilir veya daha otoriter bir yönetime kayılır…
Şu sıralar Türkiye’de bir erken seçim olup olmayacağı tartışılıyor. Gerçekte bir erken seçimin koşulları çoktan oluştu. Ancak anketler, Cumhur ittifakının toplam oylarını yüzde 30-35 bandında gösteriyor.
Bu koşullarda ittifakın seçim kararı almasını beklemek safdillik olur. Nitekim dün Erdoğan-Bahçeli görüşmesinden, seçimin normal zamanında yapılması kararı çıktı.
Ama bu, bozulmayacak bir karar değil elbette. Eğer yıl sonuna kadar işler düzelmezse (ki pek umut yok gibi) o zaman 2021 ilkbaharında bir erken seçim kaçınılmaz hale gelir. Çünkü derinleşen ve iç’içe geçen üçlü kriz bunu zorunlu hale getirir.
Güzelim ülkemiz dar bir boğazdan geçiyor.
Ama, kaptanımız, kazasız belasız yolumuza devam etmemiz için yeterli maharete sahip değil ne yazık!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








