
İSLAM İKTİSATI ?
18 Haziran 2020 18:31:21
İlkten şunun altını çizeceğim:
İslam 7. yüzyılın başlarında doğan bir semavi din. İslamcılık ise, adı üzerinde, 19. Ve 20. yüzyıllarda ortaya çıkan bir siyasi hareket.
İslam, Medine’de Hz. Muhammet tarafından kurulan kent-devletin ideolojik, siyasi, iktisadi, sosyal, kültürel ve ahlaki temeli ve önderiydi. Şeriat yasaları, ilk islam devletinin toplumsal düzenini sağlıyordu. Devlet, köleci toplum biçimi içinde özgün bir yere sahipti.
İslam devleti zaman içinde büyüdü ve bir imparatorluğa dönüştü.
Ama, öte yandan da, farklı mezleplere bölündü: Sünni,şii,Alevi/Bektaşi, Selefi/Vehhabi vb… Bu farklı akımlar farklı tarikatlar, cemaatler doğurdu. İslam dünyası felsefi bakımdan kendi içinden çeşitli akımlar çıkarttı.
Bunların en önemlisi, 19. ve 20. yüzyılda ortaya çıkan islamcılık ya da Panislamizm idi.
Bu dini ve siyasi akımın ortaya çıkmasında, Batı’nın burjuva demokratik devrimlerle gelişip güçlenmesine karşılık islam ülkelerinin geri kalmasıydı.
İslam düşünürleri, örneğin Cemaleddin Afgani (1839-1897), Muhammet Abduh (1845-1905), Reşid Rıza (1865-1935) vb, islam toplumlarının, yüzyıllarca Batı’nın önünde yeralırken, niçin gerilediklerini araştırıyorlardı.
Bunun için de islamda reformizmi, içtihatı (yorumculuğu) savunuyorlardı. Onlara göre islam bir “dogma” değildi, gelişim kılavuzuydu.
İslamın kültürel/manevi değerlerini korumak koşuluyla, bilimsel ve teknolojik alanlarda Batı rehber edinilmeliydi…
Şunları tartışıyorlardı:
İslam, ilerlemeye engel mi? İslamla bilim ve akıl arasında çatışma var mı ? İslam, Batı’nın kalkınmasını sağlayan bilim, özgür düşünce, eşitlik, kadın hakları gibi değerleri paylaşmalı mı? İslam-devlet ilişkileri nasıl düzenlenmeli ? İslamın mutlaka korunmasa gereken temel ilkeleri neler olmalı?..
Aslında islamda reformizmin kökleri 18. yüzyıla uzanıyordu. I0. yüzyılda ortaya çıkan Selefiliğin (peygamber soyundan gelenlerin kurduğu reformist akım) izleyicisi olan Vehhabilik ( ki Suudi Arabistan’da hala varlığını koruyor) islam inancında sadece Kur’an ve Sünnetin ((peygamberin söz ve davranışları) bağlayıcı olduğunu, bunun dışında içtihatın önünün açılmasını savunuyorlardı.
Canalıcı noktaya geliyorum…
İslamcılık, Osmanlı’da çok fazla etkili olmadı. Tanzimatçıların Batılılaşma politikası reddedildi. İslama dayalı bir kalkınma modeli düşüncesi ağır bastı. Ama neydi o ? Belli değildi. Özellikle Balkanlarda milliyetçi hareketlerin ortaya çıkmasıyla Tanzimatçıların, İslamcılıkla iç-içe geçen Yeni Osmanlıcılık akımı silinip gitti. Onun yerini İslam Birliği ilkesi aldı.
- Abdülhamit bu düşüncenin sıkı bir uygulayacısı olarak ortaya çıktı: İslamı, Osmanlı tebasını birleştirecek bir ilke olarak görürken, Osmanlı dışındaki Müslümanları da Batı’nın sömürgeciliğine karşı uyarıyordu. Bu amaçla hilafeti güçlendirmeyi, Sünniliği yaymak için Afrika ve Uzak Doğu’da propaganda imkanları yaratmayı öngörüyor ve uygulatıyordu.
Abdülhamit’e karşı çıkan İslamcı aydınlar ise, Kur’an ve Sünnet’in belli bir devlet ve hükümet modeli öngörmediğini, sadece belirli ilkeler getirdiğini savunuyorlar, bu ilkeleri uygulayan her yönetimin islama uygun olduğunu ileri sürüyorlardı.
Yani, siyasi planda meşruti bir yönetimi savunuyorlardı.
Cumhuriyet devrimi, laik-parlamerter sistemi benimseyerek tartışmalara son verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son olarak İslamcı kalkınma modelini seslendirmesi, daha önce savunduğu reformculuğu terkedip etmediği sorusunu da gündeme taşıdı. Erdoğan, 8 Mart 2018 tarihinde yaptığı bir konuşmada şöyle demişti:
“Dinimizde kesinlikle yeri olmayan bazı içtihatta bulunan kişiler ortaya çıkıyor. Anlamak mümkün değil. Bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir dünyada yaşıyorlar. Çünkü İslamın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. Siz islamı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız…
Eee şimdi İslamcı kalkınma modeli ne oluyor ?
Araştırdım…
İslam iktisatının ne olup olmadığını anlatan bir metne ulaşamadım. Her toplumsal sistemin, kendi içinde çelişkiler de taşısa, çerçevesi çizilmiş bir iktisat modeli vardır: Feodal, kapitalist, sosyalist gibi…
Eğer bunların dışında, din/mezhep eksenli, örneğin Katolik, Ortodoks, Süryani, Budist, vb. iktisat modelleri varsa, dedim ya, ben bulamadım…
En iyisini Erdoğan bilir elbette…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








