
SİSTEMSEL YOZLAŞMA VE YERLİKAYA
17 Haziran 2020 15:36:39
Gündemde ne var ?
Cihan pehlivanımız Hamza Yerlikaya’nın bir kamu bankasının yönetim kurulu üyeliğine atanması…
Konu iki açıdan irdeleniyor:
- Yerlikaya bankacı değil.
- Devlette yüksek maaşlı üç başka görevi daha var.
Eleştiriler şu mantık üzerine oturtuluyor:
Bir kişi aynı anda dört görev birden yapamaz. Buna rağmen dört ayrı yerden maaş alması tipik bir nepotizm örneğidir filan..
Kimi yazar, geçmişteki erdemli insan anektodlarıyla eleştirisine güç ve çeşni katıyor…
Bunların hepsi doğru. Bu gibi örneklerin AKP iktidarı döneminde iyice çoğaldığı eleştirileri de…
Eleştiriler, kaçınılmaz olarak, Türkiye’deki mevcut sistemin yozlaştığı sonucuna ulaşıyor. Öyle söylenmesi bile, oraya gidiyor yazılıp çizilenler…
Çünkü bu son olay münferit bir olay değil. Rejimdeki yozlaşmanın sadece ilginç bir son örneği…
Peki bu yozlaşmanın tek suçlusu olarak AKP iktidarı gösterebilir miyiz ?
Şöyle de soracağım:
AKP gelecek seçimi kaybetse ve yeniden parlamenter sisteme dönülse, sistemdeki yozlaşma ile bunun çirkin örnekleri yokedilebilir mi ?
Bu doğrultuda çaba gösterileceğine eminim. Ama ne ölçüde başarılı olunur ?
Başarı yüzdesinin çok yüksek olmayacağını düşünüyorum…
Gerekçem şu:
Ekonomik ve siyasal kirlenme ile bunun yolaçtığı her türlü haksız, hukuksuz ve adaletsiz antidemokratik uygulamalar, altta, toplumsal sistemin çürümesiyle ilgili. Daha açık ve yalın bir ifadeyle, neoliberalizmin ya da tekelci kapitalizmin tarihsel ve toplumsal anlamlarda çürümesiyle !..
Aslında sistem, global boyutlarda çürümüş durumda. Ama, çürüme, yeteri kadar gelişememiş, demokrasinin tüm öğeleriyle yerlerde süründüğü ülkelerde daha çirkin örnekleriyle karşımıza çıkıyor.
Çürüme, sadece ekonomik ve siyasal alanlarda değil; sosyal ve kültürel alanlarda da net şekilde gözleniyor.
Sistem, ister “demokrasi”yle şallanmış olsun, ister çıplak olsun, kitlelerin bilinçlenmesini önleyecek zecri uygulamalarla varlığını sürdürmeye çalışıyor.
Ben şöyle düşünüyorum:
Belki ilginçtir ama, bizim gibi ülkelerde zaman zaman iktidara gelen ılımlı sol partiler de, toplumsal yozlaşmaya karşı olmalarına rağmen, sorunun köküne inemeyen uzlaşmacı politikalarla sistemin ayakta kalmasının dolaylı destekçileri oluyor.
Buradan bakarsak, Türkiye’nin sadece göze batan adaletsizlik, hukuksuzluk, insan haklarına aykırı antidemokratik uygulamaları, rehabilite ederek değil, kurulu düzeni kökten değiştirecek bir iktidara ihtiyacı var.
CHP (ve geçici yol arkadaşları) bu ihtiyacı giderebilir mi ?
Emin değilim. Ama, tabii denenmelerinde yarar var…
İlk seçimde daha da netleşecek bir fırsat da var önlerinde ayrıca:
Sistemdeki yozlaşma, iktidarın da gitgide halkın desteğini yitirmesine neden oluyor. Anketlerde de net şekilde gözleniyor bu…
Toparlarsam…
Mevcut toplumsal sistemin içinde kalındığı sürece, yozlaşmanın dışında kalmak olanaksızdır.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








