
İSKELEYİ YIKMAK…
14 Haziran 2020 16:02:31
Sözcü’nın cumartesi sayısında (13 Haziran) Başak Kaya imzasıyla bir haber yayınlandı. Haberin başlığı şöyleydi:
89 yıldır korunan Atatürk iskelesini sökecekler.
Spotta ise şunlar yazıyordu:
“Zonguldak belediyesi, Atatürk’ün 1931’de kente ayak bastığı iskeleyi sökmek için proje hazırladı. Tarihi mirasa saygısızlık tepki çekti.”
Şaşırmadım, sadece üzüldüm, biraz da öfkelendim.
Şaşırmadım, çünkü, Zonguldak belediyesi son yerel seçimde CHP’den AKP’ye geçti. AKP’nin Atatürk alerjisi ise malum.
Haberin içinde CHP Zonguldak milletvekili Ünal Demirtaş’ın konuyu bir önergeyle meclise taşıdığı belirtiliyordu. Demirtaş, önergesinde, “Cumhuriyetin ilk kenti olan Zonguldak’tan Atatürk’ün izleri planlı ve sistematik bir şekilde silinmeye çalışılıyor” diye sızlanıyor.
Niye sızlanıyor ki! Son yerel seçimde belediyeyi AKP’ye İsmet Paşa mı teslim etti!
CHP’nin Zonguldak milletvekilleri harika önergeler veriyorlar, yandaş olmayan basında zaman zaman görünüp ilgi çekici beyanatları çıkıyor. Ama, sahada hiç yoklar ! Geçen yerel seçimde ellerinde ki Zonguldak belediyesini bu yüzden AKP’ye kaptırdılar…
Ellerinde kala kala sızlanmak kaldı !..
00
Zonguldak’ın AKP’li belediye başkanının kentin tarihi üzerine sıradan da olsa bir bilgisi olsaydı, Atatürk’ün ve Cumhuriyetin Zonguldak için ne ifade ettiğini de bilirdi. O küçücük iskeleyi değil söküp atmak baştacı ederdi.
Makarayı başa saracağım…
Taşkömürü Ereğli’de (Zonguldak’ta) 1829 yılında bulundu. Tahtta II. Mahmut oturuyordu. Kömürün aranmasını da buyurmuştu zaten. Mahmud, reformcu bir padişahtı. “İlk Batılılaşma Hareketinin öncülerindendi. Ama, kömürün işletmeye açılması için herhangi bir girişimde bulunmadı. Çünkü o tarihlerde Osmanlı devleti, Batı’nın, özellikle de İngilizlerin iktisadi kuşatması altındaydı, kömür ihtiyacı da onlardan sağlanıyordu. Kömürün işletilmesini engellediler.
Mahmud gitti, Abdülmecid (I. Mecid) geldi. O da reformcuydu, Türkiye’nin Batı ülkeleri gibi sanayileşmesini istiyordu. 1848 yılında madenin işletmeye açılmasını buyurdu. İngiltere derhal devreye girdi. “Kömür kumpanyası” adı altında kurulan İngiliz sermayeli bir şirket, işletme imtiyazını aldı. İngilizlerin amacı, madeni işletmekten çok atıl halde tutmaktı.
I Mecid, geri çekildi. Madeni “Hazine -i Hazza”ya (Özel hazinesi) bağladı. Vakıf haline getirdi. Kira de bedelinin tekkelere, zaviyelere, vb. dağıtılmasını buyurdu.
Maden, Vakıflar İdaresi mülkü olmuştu ! Vakflar İdaresi, madenin başına, Halil Kadri isminde bir “hocaefendi”yi getirdi.
Komedi gibiydi.
İngiliz Kumpanyası ile yapılan mukaveleye göre, kumpanya ürettiği kömürün tamamını, (artık buharlı teknelere sahip olan) Bahriye’ye satacaktı.
Boşverdi. Üretmedi, madeni atıl hale getirdi. Donanmanın ve diğer fabrikaların ihtiyacı olan kömür ithalatla karşılanmaya devam edildi.
Vatansever deniz subayları buna tepki gösterdi. Kırım Savaşı öncesi, kömür üretimini arttırmak için miri (devlet) ocaklarında istihkam askerleri çalıştırıldı. Ancak savaş döneminde (1954-1856) istihkamcılar ordu emrine alındı.
Bu keşmekeş dönemi 17 yıl sürdü. Madenin başına 1865’te Bahriye Nezareti getirildi. Tahtta oturan I.Aziz’i, Kapudan-I Derya Ahmet Vesim Paşa ikna etmişti. Bahriye Nezareti, Hocaefendi yi gönderdi, yerine bahriye ümerasından mirliva (tuğamiral) Dilaver paşa’yı atadı. Bahriye İdaresi 43 yıl sürecekti.
Kömürün kaderi bundan sonra değişti. Maden zapturapta alındı. Kömür üretimi yükselmeye başladı…
Batı, kömür üretimini engelleyemeyeceğini görünce bu kez büyük bir sermaye hareketi başlattı. 1896’da kurulan Fransız sermayeli Ereğli Şirket-i Osmaniyesi, Zonguldak’ta tekelleşti, onu İtalyanlar izledi…
Vatansever subayların tepkisi, ulusal bir işletme yaratamamıştı, ama madenin geniş ülçüde işletilmesinin yolunu açmıştı. Osmanlının kömüre ihtiyacı artık Zonguldak’tan karşılanıyordu.
Bu süreç 1920’de Milli Hükümettin kuruluşuna kadar sürdü. Kemalistler, Kurtuluş Savaşı içinde olunmasına rağmen Zonguldak madenine özel bir ilgi gösterdiler. 1920’ye kadar “kaza” (ilçe) olan Zonguldak o yıl mutasarraflık (ilçe ile il arasında bir idari teşkilat) haline getirildi.
Cumhuriyetin ilanından 4 yıl sonra da 1 Nisan 1924’te vilayet haline getirildi.
00
Atatürk’ün Zonguldak’a geldiği 26 Ağustos 1931’de toplam kömür üretimi yıllık 1,5 milyon ton’du.
Saltanat dönemindeki üretim miktarı ise, yıllık 500-600 bin ton arasında oynuyordu. O da Bahriye idaresi’nin çabasıyla…
1936-40 döneminde ki kamulaştırmalardan sonra, örneğin 1848’de üretim 4 milyon tona çıkacaktı.
Özellikle Turgut Özal ve sonraki iktidarların madene sırtını dönmesiyle kömür üretimi yıl yıl başaşağı gidecek ve deviri-i AKP’de 1 milyon tonun altına düşecekti. Ve Türkiye, 1800’lü yıllarda olduğu gibi kömür ihtiyacını yeniden dışardan sağlamaya başlayacaktı.
00
Zonguldak Belediye Başkanı bu gerçeklerden haberi olsa, yönettiği kentin nereden nereye geldiğini düşünür, Cumhuriyetin ve Atatürk’ün Zonguldak için ne ifade ettiğini bilincine çıkartır ve iskeleyi değil yıkmak, dedim ya, baştacı ederdi.
Vatanseverlik bunu gerektirir çünkü…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








