
SİYASET Mİ BİLİM Mİ?
06 Haziran 2020 22:37:05
Dünkü yazımda bir yanlış yapmışım: SaÄŸlık Bakanı ile İçiÅŸleri Bakanını birbirine karıştırmışım. Hafta sonu yasağının SaÄŸlık Bakanı tarafından açıklandığını, CumhurbaÅŸkanı’nın da kaldırdığını yazmıştım.
Durum öyle değilmiş, gelgit olayı biraz daha karışıkmış.
SaÄŸlık Bakanı hafta sonu yasağının kaldırıldığını açıklamış, İçiÅŸleri Bakanlığı yasağı yeniden koymuÅŸ, daha sonra da CumhurbaÅŸkanı “gönlü elvermediÄŸi için” yasağı kaldırmış.
Özür diliyorum.
Dünkü yazım bir mizah denemesiydi. EÄŸer yukarıdaki yanlışı yapmasam, yazının mizahi boyutu eni-konu zenginleÅŸebilirdi. Mesleki bir tabirle atlamışım…
Anlaşılıyor ki hükümet üyeleri Korona’ya karşı halk saÄŸlığını korumak için çalışıyorlar, ama ne yazık ki birbirlerinden haberleri yok! ErdoÄŸan devreye girip durumu kurtarıyor.
Ancak, şöyle bir şey de var:
Sokağa çıkma yasakları niçin?
Korona salgınının yayılmasını önlemek için…
Korona salgını bir sağlık sorunu mu ?
Öyle.
Peki öyle de salgınla ilgili tüm kararların Bilim Kurulu’nun önerisiyle SaÄŸlık Bakanlığı tarafından alınması gerekmez mi ? Yani siyaseti bilimin yönlendirmesi ?
İçişleri Bakanlığının özellikle de Cumhurbaşkanlığının bu konuda belirleyici bir rol üstlenmesi, siyasetin bilimi yönlendirdiği anlamına geliyor.
Böyle mi olmalı !
Salgın, sonuçta tıp bilimi ve halk saÄŸlığı ile ilgili bir konu. Bu konuda Bilim Kurulu’nun ve SaÄŸlık Bakanlığının aldığı kararların belirleyici olması gerekmez mi ?
Neyse.
Dünkü yazımın sonunda, yine mizahi bir yaklaşımla, böylesine çapraşık kararların alındığı bir ortamda Korona salgınının gerilemesini şans faktörüne bağlamıştım. Şöyle bitirmiştim yazıyı:
En amansız hastalıklarda bile, hastalık, yüzde 10 oranında kendiliğinden iyileşmiyor mu ?..
Bu da yazının mizahi bütünlüğünü korumak için yapılmış bir göndermeydi…
Yanlış anlayanlar, yani ciddiye alanlar oldu: Salgının gerilemesinde sağlık çalışanlarının önemli rolünü görmezden geldiğimi, onların hakkını yediğimi söyleyenler bile oldu.
Bunları eleştiri olarak almıyorum. Çünkü yazı bir mizah denemesiydi, dahası bu köşede, sağlık çalışanlarının tedavi sürecindeki önemli rollerini vurgulayan birkaç yazı da yazmıştım.
Tekrarlamak istiyorum:
Tüm salgınlar gibi Korona salgınının da iki boyutu var: Salgını önleme boyutu ve salgına yakalananların tedavisi boyutu.
İktidar ilkinde başarılı değildi. Salgın burnumuzun ucuna geldiği halde gerekli önlemlerin alınmasında gecikildi:
Yasak kararları geç alındı. Zonguldak madenleri hariç endüstriyel faaliyetlerin kesintisiz devamı gibi riskli kararlara imza konuldu; sokaÄŸa çıkma yasakları çeliÅŸkilerle doluydu… Maske sorunu hepsinin üzerine tüy dikti !..
Bu yüzden salgın birden bire alevlendi.
Tedavi süreci ise, yayılmaya karşı alınan önlemlerin yetersizliğinin aksine, çok iyiydi. Sağlık çalışanlarının derin özveriye dayalı sorumlu tutumları, istatistiklerdeki iyileşme sayısının da görece olarak yükselmesine neden oldu.
Şöyle toparlayacağım:
Salgının tedavi süreci başarılıydı. Ama, aynı şeyi önlemler için söyleyemeyiz.
Åžu son sokaÄŸa çıkma yasağı konusundaki kargaÅŸa bile, bunu tek başına kanıtlamaya yeter de artar bile…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletiÅŸim
Müftü Mahallesi AteÅŸ Ahmet Sokak CerrahoÄŸlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.EreÄŸli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Åžikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








