
BİLİMİNSANLARINA SAYGILIYIZ, AMA…
05 Mayis 2020 20:56:00
Korona salgınının tam olarak ne zaman başladığı hala netleşmedi. Ocak diyen var. Şubat diyen var, Mart diyen var…
Virüsün nereden çıktığı belli de, laboratuvarda mı üretildiği, yoksa yarasadan veya yılandan mı “sıçradığı” sorusu hala muamma!
Virüsün “sıçrama” mesafesi üzerine de görüşbirliğine varamadı biliminsanlarımız:
1,5 metre diyen var, 2 metre diyen var… Altı metreye kadar çıkıyor mesafe.Açıkartırmada hülasa.
Salgın şahlandı, “pik” yaptı, yatay seyire geçti, inmeye başladı, yasakların gevşetilmesi sürecine girildi; ama hala virüsün nasıl bulaştığı konusunda tam bir görüşbirliğine varılamadı:
Üzerinde anlaşılır gibi olan görüş, virüsün damlacıklar yoluyla yayıldığı…
Ancak, damlacıkların atletik performansı üzerinde görüş birliğine varılamadığı için, mesafe de bir türlü ayarlanamıyor.
(Maske labirentine hiç girmeyelim, çıkamayız.)
Önceleri virüsün giysilerden, ayakkabılardan filan da bulaşabileceği savı kabül görür gibiydil.
Şimdi, giysilerden, poşetlerden filan yayılma olasılığının bulunmadığı belirtiliyor.
Kimi bilimci, virüsün üç saat,kimi “uzun süre” havada kaldığını, bu yüzden havadan da geçme olasılığının bulunduğunu ileri sürerken; kimisi damlacıkların havadan ağır olduğu için aşağıya indiğini söylüyor.
Bir başka tez, damlacıklardan kopan “partiküller”in havadan kalabileceği şeklinde.
Havada kalmaz diyenler sadece kalabalık ortamlarda maske takılmasını önerirken, havada kalır diyenler, ağaç tepesinde bile maskenin zorunlu olduğu görüşünde…
Virüsün kapalı yerlerde ne kadar süre yaşadığı konusu da tartışmalı.
Ayrıca “canlı” olup olmadığı da! Alkolle, sabunla, öldüğüne göre canlı olması gerekirken, “ kaya gibi,” benzetmesi yapanlar da var.
Virüsün yerde uzun süre yaşayabileceği görüşünde olanlar eve girmeden ayakkabıların çıkartılması ve dezenfekte edilmesini önerirken, kimisi dezenfekteye gerek olmadığını, dolaba kaldırılmasının yeterli olduğunu söylüyor.
En son bir biliminsanımız, klimaların havadaki damlacıkları, “kabül gören” (?) sosyal mesafenin çok üzerine taşıyabileceğini söyledi. AVM’lerdeki klimalara dikkati çekti…
00
Mart’tan bu yana bir başka şey üzerinde de görüşbirliğine varılamadı bir türlü:
65 yaş ve üzerindekilerin virüs “kapma” olasılığı, 65 yaşaltındakilerden daha mı fazla, yoksa eşit mi?
Eğer ilk görüş doğru ise, virüsün nüfus kağıdı taramasından sonra kime “atlayacağına” karar verdiği şeklinde bir sonuca varmak olası hale geliyor ki, burada keselim.
Virüsten korunmak için öneriler beslenme reçeteleri de muhtelif:
En kabül gören önlem, kelle-paça ağırlıklı kolajen/ hayvansal protein diyeti…
Buna göre, vejetaryanların Korona gidinceye kadar menü reformu yapmaları zaruri hale geliyor.
Kimi biliminsanımız, sebze ve meyvelerden virüsün bulaşma olasılığının bulunmadığını söyleyedursun, TV’lerdeki salgın bombardımanın ruh sağlığını bozduğu Koronafobikler, ekmekleri bile sabunlu suyla yıkıyor…
Daha neler neler….
İlerleyen haftalarda, balıklardan virüs geçip geçmediği, kumsallarda virüsün yaşayıp yaşamadığı, yaşıyorsa kaç saat yaşadığını tartışmaları bizi bekliyor ki, hazırlıklı olalım.
Merdivenaltlarında şu sıralar “dezenfektan özelliğe sahip”mayolar, şortlar, terlikler filan üretilmeye başlandıysa, hiç şaşmam.
Şöyle bağlayacağım yazımı:
Biliminsanlarımıza büyük saygımız var. Ama, onların da biz sıradan vatandaşlara azıcık olsun saygılı olmaları gerekmiyor mu…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








