
EV MAPUSANEYE DÖNMEDİYSE BİLE…
25 Nisan 2020 20:57:37
Cezaevlerinin avluları genellikle dikdörtgen’dir.
Sağmalcılar’ın öyleydi…
Ama, Harbiye’ninki kare biçimindeydi. Bir avuçtu.
Selimiye’nin avlusu yoktu. Koridorda volta atardık. Koridor çok dar olduğu için klasik biçimde volta atardık. Koridor çok dar olduğu için klasik biçimde volta atmanın olanağı yoktu. Birbirimize çarpmamak için sağdan sola doğru dönerek yürürdük…Yılmaz Güney’in yanında hep oyuncu Güven (Kıraç) olurdu…
Maltepe’nin bahçesi vardı. Bir de iç avlusu.. İçavlusu kare biçimindeydi…
Oraya ilk gittiğimizde bahçe, bir çalım, tavuk bahçelerine benziyordu:Zemin topraktı. Çevresinde üç sıra dikenli tel vardı…
İçavlunun da önceleri üstü açıktı. Daha sonra demir bir ızgarayla kapatmışlardı. Hani kanatlanıp uçmasınlar filan diye mi, bilmiyorum.
Güneş tepedeyken, ızgara demirleri beton zeminde işdüşümünü bulurdu. Bu kez ızgaranın üstünde volta atıyor gibi olurduk…
Mahir’ler onun da altından geçen tünelden kaçmışlardıl.
Sağmalcıların avlusu büyüktü. Çevresinde yüksek duvarlar vardı. Havanın açık olduğu günlerde güneş ilkten çift katlı hücre bloğunun altkat koridorunun pencerelerine düşerdi. Camlar, kirden buzlu cama döndüğü için, güneşin insanın içini ısıtan sıcaklığını duyumsayamazdınız. Avluya çıkma izni varsa o gün (günü ve saati belli olmazdı) güneş ısınlarının düştüğü beton duvara yaslanır, bazen de otururdum yere. Nedense, o anlar, aklıma hep, Nazım’ın, “Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar…” dizesi gelirdi.Güneş tam tepeye gelince, tüm avlu şıngır mıngır olur, yaşlılar duvar diplerine çömelip cıgara tüttürürken, biz gençler yakar top filan oynardık.
Güneş çekilince avlu yeniden gri bir yalnızlığa bürünürdü.
Nerden nereye…O sıralar, nedense, Tarabya sanatoryumun kış aylarında iyice yoğunlaşan hüznü çökerdil içime. Oranın duvarları da griydi. O gri duvarlara asılmış Seurat’ın rüya gibi peysajları ile Cezanne’nin natürmontları bile (tıpkıbasımdı) içime bıçak gibi işleyen hüznü kovalayamazdı…
00
Bir ayı aşkın süredir evde, Korona yasaklısıyım.
Son zamanlarda nedense sık sık cezaevleri koleksiyonumdan görseller düşmeye başladı içime…Eski mapusane dostlarını düşünür oldum…
Uzun süre hücrede kalıp da avluya çıkartılan mapusların duyumsadığı içi-içine sığmayan o şıngır mıngır ruh hali,bende tersine döndü. Uzun süre avluda, masmavi gökyüzünün altında güneşlenen bir mapusun ansızın hücreye tıkıldığı sıradaki gri iç dünyasına dalıp çıkar oldum…
Ev, henüz mapusaneye dönüşmediyse de, dönüşmek üzere…Gençlik yıllarımızı çalan Korona’lar insan suretindeydi. Şimdiki deniz mayınına benziyor..
Ama, ikisi arasında fark yok.
Dahası, ikisi birarada bu kez!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








