
KÖY ENSTİTÜLERİ 80 YAŞINDA
18 Nisan 2020 22:42:41
Her devrim, belirli bir ideolojinin çekirdeğini oluşturduğu kültürel değerler yaratmak, belirli kurumlar aracılığılıyla bunu toplumsal yaşamın her alanına taşımak kabül ettirmekle yükümlüdür.
Cumhuriyet devriminin ideolojisi, istiklal-i tam’dı: Tam bağımsızlık’tı!
Atatürk ve arkadaşları, tam bağımsız çağdaş (demokratik) bir devlet kurmak istiyorlardı. İstiklal-i tam sağlanmıştı. Sırada toplumsal dönüşümün sağlanması görevi vardı.
Bir dizi köklü reformla bunun yasal yolu açıldı. Ama bu yeterli değildi. O yoldan yürüyerek toplumu devrim felsefesi doğrultusunda dönüştürmek gerekiyordu.Kim yapacaktı bunu?
Gençlik!
Amaç, çocuk ve gençlerden cumhuriyet aydınları yaratmak, genç cumhuriyeti onlara emanet etmekti.
Bunun yolu da eğitim ve kültür seferberliğinden geçiyordu.
Halkevleri bunun için kuruldu. Çağdaş eğitim kurumları bunun için açıldı. Kırsal halkın eğitilmesinde özel bir konumu olan Köy Enstitüleri de bu zihniyetin ürünüydü. Emek ile eğitimin kaynaştığı inanılmaz bir projeydi.
Köy Enstitüleri deyince akla ilk gelen isimler, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç ile köy Enstitülerinin simgesi haline gelen Ankara Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü gelir.
Şu var ki, Köy Enstitülerinin bir de evveliyatı/çekirdeği vardır. Bunu da anlatacağım bu yazıda:
CHP’nin 1935 yılındaki IV. Kurultay’ında ilköğretimin yaygınlaştırılması amacıyla bir dizi karar alındı. Kararların en önemlisi, askerliğini onbaşı ve çavuş olarak yapan köy kökenli gençleri kısa bir eğitimden geçirerek kendi köylerinde eğitmen olarak görevlendirmekti.İlk uygulama 1936’da başladı. 84 köy kökenli genç, Eskişehir’e bağlı Çifteler’deki kurstan sonra köy eğitmeni olarak köylerinde görevlendirildi. Eğitmenlerin görevi sadece köylü çocukları eğitmek değildi;aynı zamanda çağdaş tarım tekniklerinin benimsenmesi için köylü üreticilere önderlik yapmaktı.
Proje tuttu. Kursların sayısı arttırıldı. Eğitmenlere tohumluk ve tarım araç-gereci verilerek bulundukları bölgede tarımsal etkinliklerin çağdaşlaşmasının önderleri haline getirildiler. Üretim ve eğitim birlikte yürütülüyordu.
1937 yılında konu daha kapsamlı bir şekilde ele alındı. Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’ın hazırladığı proje kapsamında Eskişehir Çifteler ile İzmir Kızılçullu ve Kastamonu Gölköy(de üç köy öğretmen okulu açıldı.
Proje, Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı ile daha yaygınlaştı. Yeni programın mimarı ilköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç oldu.
12 Nisan 1940’ta çıkartılan Köy Enstitüleri Yasası, daha önceki deneme okullarının Enstitüye dönüştürülmesini ve ayrıca yeni 17 Köy Enstitüsünün açılmasını öngörüyordu.
Kollar sıvandı. Yeni okullar için ödenek çok kısıtlıydı. Köy bütçelerine ve imeceye başvuruldu. Okulların yapımında öğrenciler de çalıştı. Ayrıca örnek tarım uygulamaların da görev aldılar.
Bu kez köy Enstitüsüne bir de Yüksek Enstitüsü eklendi.
Eğitim tüm enstitülerde karmaydı. Okul yapımlarından tarımsal üretime kadar her şey, kollektivist bir anlayışla sürdürüyordu. Hasanoğlun’daki Yüksek Köy Enstitünde öğretmen olarak Ankara’nın seçkin öğretim üyeleri, akademisyenler, tanınmış sanatçılar, devlet yöneticileri de görev alıyorlardı.
1938’de Van’a bağlı Ercis’te açılan la birlikte 21’e ulaşan Köy Enstitüleri 17 bin öğretmen, eğitmen ve teknik eleman, 3 bin sağlık memuru olmak üzere 20 bin civarında mezun verdi. Bunlar aynı zamanda Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği bilinçli cumhuriyet savaşçılarıydı.
Sonucu biliyoruz:
1946’da çok partili yaşama geçişle birlikte Cumhuriyet Devriminin kesintiye uğraması, peşinden karşı devrimci bir sürece girilmesi…
DP’nin iktidara gelmesiyle kısa süre içinde Köy Enstitülerinin kapısını kilit asılması…
Gerekçe hazırdı:
Köy Enstitüleri komünist yetiştiren birer fabrikaydı!
Değildi. Vatansever cumhuriyet aydını yetiştiren birer eğitim yuvasıydı.
DP ile birlikte yeniden hortlayan yobazlık, dünya eğitim tarihinde seçkin bir yeri olan bu özgün modelin ipinin çekilmesinde etkin rol oynadı.
AKP’den sonra Köy Enstitüleri yeniden hayat bulur mu?
Şimdiden planlamasının yapılması gereken bir konu bu…
80 yıl geçti.
Ama, anısı dün gibi taze…
Ölümsüzlük de bu değil midir zaten !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








