
YENİ DÖNEMİN ROL MODELİ NE OLACAK ?
17 Nisan 2020 22:59:07
Atatürk’ün, cumhuriyetin kurulduğu yıl toplanan İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlara pek sıcak yaklaşmadığını biliyoruz.
Kongre, genç cumhuriyetin hangi ekonomi-politik sistemi benimseyeceğini belirlemek için toplanmıştı.
Kongrenin önünde iki sistem vardı:
Kapitalist ve sosyalist sistemler.
Kongre ilkini tercih etti.
Çünkü sosyalizm, Rusya’da yaşama geçeli sadece altı yıl olmuştu ve henüz rol modeli değildi.
Ayrıca Türkiye’nin sınıfsal yapısı da buna elverişli değildi.
Kongrede alınan kararlar tüccarlar ile büyük toprak sahiplerinin çıkarları doğrultusundaydı. Öyle olması da doğaldı. Çünkü genç cumhuriyetin sınıfsal yapılanmasında tüccarlar ile büyük toprak sahipleri (toprak ağaları) ağır basıyordu; egemen güç onlardı. Kongrede onların ağırlığı/baskısı kararları etkiledi.
Kongrede alınan kararların bazıları şöyleydi:
Büyük sermayeli ticaret ve sanayi bankalarının kurulması. Sanayinin teşviki, Gümrük himayesi. Büyük toprak sahipleri ile tüccarlara kredi sağlanması. “Milli” ürünler için asgari bir deniz ve kara taşıma ücretinin tespiti, vb…
Buna karşılık emekçilere tanınan hak, asgari ücret ile sekiz saatlik mesai idi. Sendika, toplusözleşme, grev gibi işçi hakları kongrede “es” geçilmişti.
Yoksul köylülere tanınan hak ise, aşarın kaldırılmasıydı.
Amaç, Batı tipi bir kapitalist sistem/devlet yaratmaktı. Çağdaşlaşmanın itici gücü o olacaktı…
Olmadı. Çünkü beklenen milli burjuvazi (sermaye sınıfı) cüce doğdu. Ekonominin lokomotifi değil, son vagonu oldu.
Özellikle 1929 dünya ekonomik krizinin dayatmalarıyla bu kez 1930’lu yılların başlarından itibaren devletçi politikalar ağır basmaya başladı; devlet ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda belirleyici güç haline geldi. Belli başlı üretim araçları devletin mülkiyetine geçti, yenileri edinildi. Özel sektörün faaliyet alanları daraltıldı. Devlet eliyle bir milli ekonomi politikası izlenmeye başlanıldı. Milli devrim, radikal reformlarla demokratik bir devrime doğru boyutlandı. Sonuçta devletçiliğin ağır bastığı bir milli demokratik ya da antiemperyalist ve antifeodal bir devlet ortaya çıktı.
Bu, Atatürk’ün eseriydi.
o o
Bu sürecin ikinci yeniden paylaşım savaşı döneminde, özellikle 1946’da, yani çok partili rejime geçildikten sonra ilkten kesintiye uğradığını, daha sonra da tersine döndüğünü biliyoruz. Bir başka ifadeyle Cumhuriyet Devriminin bir karşı devrimci sürece sokulduğunu.
1950’yi takvim tarihi olarak kabul etmeyi göze alırsak, o gün bu gündür, yani yetmiş yıldır bu süreci yaşıyoruz…
o o
Deniliyor ki Korona salgınından sonra yeni bir Türkiye doğacak. Bu tespiti AKP’nin ilk seçimde iktidarı kaybedeceği varsayımına bağlayanlar var.
Şu doğru:
AKP gidici…
Peki, gelecek iktidarın ekonomi-politikası ne olacak peki ?
Neoliberalizmin sosyal/halkçı bir versiyonunu yaratmak gibi bir ütopyaya mı sarılınacak, yoksa Atatürk’ün milli-demokrat çizgisine mi ?
CHP, sosyaldemokratlığı filan bir yana koyup Atatürk Cumhuriyetinin yarattığı kamu/devlet ağırlıklı karma ekonomi modeline sarılmalıdır şimdiden.
Sonrası kendiliğinden gelecektir.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








