
LİBYA’YA ASKER…
31 Aralik 2019 10:10:05
Gelenektir:
Yeni yılın ilk yazısında,bir önceki yılın “muhasebesi” yapılır. Giden yılın ne getirip ne götürdüğüne bakılır.
Sonuçta bir genel kanıya varılır.
Ben de öyle yaptım içimden ve şöyle bir kanıya vardım:
2019, güzelim ülkemiz için her bakımdan b.k’tan bir yıl oldu. Nokta.
2020’nin aynı kanıya yol açmayacak bir yıl olması dileğiyle okurlarımın yeni yılını kutluyorum.
o o o
Gelelim başlığa…
Bu satırları yazdığım sırada, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu,siyasal parti liderlerine Libya’ya asker sevki için “tezkere” ziyareti yapıyordu.
İlk durağı da CHP’ydi…
Bu tür ziyaretler usüldendir, hep yapılır.Parti liderlerine bilgi verilir ve destek istenir.
Oysa,kimin neyin yanında veya neyin karşısında olduğu önceden bellidir:
Meclis çoğunluğu elinde tutan Cumhur İttifakı tezkereye “evet” oyu verecek,muhalefet’se “hayır”.
Ziyaretler, replikleri bile önceden yazılmış birer mizansenden başka bir şey değildir.
Geçelim.
Libya’da iç savaş var. Savaşan taraflardan birisi, İhvancıların belkemiğini oluşturduğu Trablus Sarraj yönetimi.
Onun karşısında,ülkenin büyük bir bölümünü kontrol eden General Hafter güçleri var.
Hafter’in arkasında da Rusya,Fransa,BAE,Suudi Arabistan gibi ülkeler…
İhvancıların arkasında ise sadece Türkiye ve Katar var.
ABD’nin dış politikasına damga vuran pragmatizm burada da görülüyor. ABD, “tarafsız”, ama her iki tarafla da ilişkisi var.Topa doğrudan girmiyor !..
AKP iktidarının, daha doğrusu Cumhur’cuların, İhvancılarla el ele tutuşması anlaşılabilir bir durumdur:
İhvan, Arapça “kardeş” anlamına geliyor.
Dinci askeri bir örgüt. İhvan’ı ilk kez II.Abdülaziz (İbn Suud) kurdu. Amacı, bunları arap yarımadasının birleştirilmesi mücadelesinde (1912-30) temel güç olarak kullanmaktı. Örgütün savaşçılarını göçebe Bedeviler oluşturuyordu.
Örgüt, 19.yüzyılda yaşayan din bilgini Muhammed bin Abasülvehhab’ın öğretilerini yaymakla yükümlüydü. Örgüt üyeleri, katı Vehhabi inançlara göre eğitiliyorlardı.
Çeşitli olaylardan sonra örgüt, Vehhabi Suudi Arabistanın Ulusal Muhafız Birlikleri’ne katıldı. Ancak, İhvanların bir kısmı, çeşitli Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerindeki varlıklarını korudu.
Sorun şurada:
Askerimiz Libya’ya,bir tür “barış gücü” olarak değil,İhvanların müttefiki ya da taraf olarak gidecek. Yani,iç savaşta da taraf olacak, savaşa katılacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya’ya asker gönderilmesine karşı çıkanlara şöyle bir göndermede bulunuyor:
“Gazi (Mustafa Kemal) de, Libya’ya gidip savaşmıştı.”
Bu doğru; ama o tarihte Libya, Osmanlının Kuzey Afrika’daki son toprağıydı. Vatandı. Gazi,vatan toprağını İtalyan emperyalizmine karşı savunmak için oraya gitmiş ve günümüz terminolojisiyle, gerilla birliklerine katılmış ve orada “gazi” olmuştu.
Şimdi durum farklı…
Bu “fark” tam olarak anlatılamadı ahaliye:
Trablus hükümetine desteğimiz, Doğu Akdeniz’de petrol aranması konusunda yaptığımız anlaşmaya mı dayanıyor,yoksa başka nedenleri mi var ?
Sanıyorum TBMM’ndeki müzakereler sırasında bunu öğreneceğiz.
Ben savaşa değil, haksız savaşlara karşı birisiyimdir. Vatanı savunmak haklı bir savaştır örneğin…
Libya’da Hafter Güçlerine karşı girişeceğimiz olası bir savaşın bu açıdan haklı bir savaş olduğu söylenebilir mi peki ?
Libya’yı hala “vatan toprağı” sanıyorsak söylenebilir !..
Ama ne yazık ki gerçek bu değil. Libya, ikiye de bölünmüş olsa Libya’lılara ait bağımsız bir ülke. Libya’nın kaderini Libya halkı belirlemelidir diyorum..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








