
ALİ SUAT ESER
27 Subat 2018 23:22:17
Hangi yıldı, iyi anımsamıyorum, ama 30 yıldan fazla olmalı…
“ Ereğli’nin Sesi “ ismindeki günlük gazetenin sahibi rahmetli Yılmaz Yaman bir gün bana geldi. Gazetesini iyi bir yere getirmek istediğini söyledi. “ Kadromuzun başında sizi görmek istiyoruz “ dedi.
Kadrolarında kimlerin olduğunu sordum. Başta Suat’ın adını verdi.
Olur dedim, size yardımcı olurum. Ama, bir süreliğine…
Ereğli’nin Sesi maceramız böyle başladı.
Gazetenin çok iyi bir altyapısı ve teknik kadrosu vardı.
Benim en çok emek verdiğim kitaplarımdan birisini, İstanbul matbaalarını aratmayacak bir mükemmellikte o matbaa, sahibinin soyadını taşıyan Yaman Matbaası basmıştı örneğin…
Suat, hem benim yardımcımdı ve hem de yazı işleri müdürüydü.
Yerel basında pek okullu gazeteci yoktur, büyük bir çoğunluğu alaylıdır. Suat, okulluydu; gazetecilik Yüksek Okulu mezunuydu.
Gazetecilik pratik bir meslektir. Yaşayarak öğrenilir. Zaman içinde mesleki yaşam da gelişir, değişik biçimlere bürünür. Ama, mesleğin temel ilkesi değişmez. Gazete, haber demektir.
Haberin ise tazesi ve doğrusu makbuldür.
Doğru ve taze haber üretmek, mesleğin temel kuralıdır.
İyi gazeteciler, bu kuralı iyice sindirmişler arasından çıkar. Çünkü taze ve doğru haber üretmek için mesleğe tutkuyla bağlı olmak gerekir. Ayrıca gözükara olmak gerekir. Mesleğe tutkuyla bağlı olmayanlardan gazeteci olmaz, olsa olsa gazete personeli olur.
Suat, mesleğe tutkuyla bağlıydı… Ben genelde, gazete baskıya girince bürodan ayrılırdım, Suat gazeteler makinadan çıkıncaya kadar beklerdi, bazen yarı geceye kadar… Yarı-karanlık büroda durmadan birşeyler yazardı.
Başlarda okulda öğrendiği teorik bilgilerle yerel basının otosansür kıskacına sıkışmış güdümlü haberciliğinin labirentleri arasında bir hayli bocalamıştı. Ama, mesleğe olan tutkusu, bilgi donanımı ve zekasıyla bocalama devrini kısa sürede atlatmıştı.
Suat, aileden gelen Atatürkçü/devrimci bir kültüre sahipti. Babası,Şahsen tanımaktan onur duyduğum Köy Enstitülü emekli bir öğretmen olan rahmetli Ali Osman Eser idi. Suat’ın okul yıllarında pekiştirdiği devrimci kültür birikiminin kaynağı babasıydı…
Aradan bir-iki yıl geçti. Suat,gazeteyi rahatlıkla götürecek bilgi birikimine sahip oldu. Ben de gönül rahatlığı ile gazeteyi ona emanet edip ayrıldım…
Suat, ailesi ile birlikte daha sonraki yıllarda çıkarttığı Gündem ismindeki gazete ile, mesleğe olan tutkusunu, yeni ürünlerle bu kez çalışan gazete sahibi olarak daha ilerilere taşıdı. Başını hep dik tuttu, kalemini satmadı…
O talihsiz olay, onun bedeninin yarısını götürünceye kadar bu ilkeli tavrını sürdürdü…
Suat, üç kez öldü bence.
İlki, rahatsızlığı nedeniyle zorunlu olarak meslekten kopmasıydı. Bu onu çok derinden etkiledi, yaraladı ve bir anlamda öldürdü.
İkincisi, ekonomik zorluklar nedeniyle Gündem’in satılmasıydı. Bu onun ikinci ölümü oldu.
Bu iki travmatik olaya yüreği dayanamadı sonunda…
Suat’ın tabutu başında dikilirken, eski bir türkü geldi oturdu belleğime:
Çarşambayı sel aldı/Zaten eskilerden kim kaldı…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








