
SARI GAZETECİLİK !
03 Nisan 2017 13:01:16
İlkten, artık konserveleşmiş de olsa bir-iki genel doğru…
Gazeteler, halkın haberalma ve bilgi edinme ihtiyacından doğdu.
Gazeteci, bu ihtiyacı karşılar…
Gazetecilik bir halk hizmetidir.
Güçler sıralamasında; yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü güçtür.
Demokratik/parlamenter rejimlerde basın özgürlüğü ile düşünce ve ifade özgürlüğü olmazsa olmazdır !
Ama, sınırsız bir özgürlük değildir bu. Özgürlüğün sınırı, kurulu düzenin sınırında sona erer.
Kurulu düzenin varoluşunu sorgulayan basın ve düşünürler, çoğu durumda, teröristlerle eş muameleye tabi tutulur.
Basının görevi, edindiği haberi/haberleri, sınır tanımaksızın ve özgünlüğünü (orjinalliğini) bozmadan halka ulaştırmaktır. Buna, objektif habercilik denilir. Böyle bir tanımlama yapılmasının nedeni, özgün haberleri, öyle olmayanlardan ayırmak içindir. Yoksa ellenmemiş her haber, zaten özgündür.
Bir haberin değeri, ilgilendirdiği kitleyle doğru orantılıdır.
Ancak, burada sözü edilen değer, haberin piyasa değeridir. Gerçek değeri değildir ! Yaşamsal önemde olmayan bir haber çok geniş kitlelerin ilgisini çekerken, yaşamsal önemdeki bir haberin hiç ilgi görmemesi sık rastlanan olaylardandır. Kimi durumda ise haberin gerçek değeri ile piyasa değeri örtüşebilir. Bunun aksi de olabilir.
Haber/haberler, bir mal/meta olarak arz-talep yasasının kapsamı içindedir. Gazeteler, haber ve fikir üreten şirketlerdir.
Basının en önemli ilkesi, halka doğru haberler ulaştırmaktır. Haber doğru ise yayınlanır/yayınlanmalıdır.
Doğrulanmamış, eksik, yönlendirilmiş haberler yayınlamak ve halkı yanlış bilgilendirmek, meslek sorumluluğu ve ahlakını çiğnemek anlamına gelir.
Doğru haber ve özgür yorum…
Gazeteciliğin anayasası budur.
o o o
Buraya kadar söylediklerim, doğru olmasına doğru; ama, Türkiye’nin olsun, bölgemizin olsun medyatik gerçekliği karşısında olsa olsa nostaljik bir “takılma” veya “büyüklere masal” oluyor sonuçta !.
Çünkü, meslek namusuna sahip bir avuç gazete ve TV dışında, bizde basın masın yoktur ! Yahut, siyasi iktidara, genel olarak egemen güçlere yamanmış kişiliksiz, yalaka, asalak bir basın vardır !
Bu noktada dünya ölçeğinde bir genelleme yapmak mümkündür belki. Çünkü dünyanın her yerinde kişiliksiz, asalak, yalaka medya varolagelmiştir. Aradaki fark, bizde kendisini “basın” diye satanların, gerçek basın karşısındaki ezici çoğunluğudur !..
Bakıyoruz dünyaya…
Nerede demokrasi ayvayı yemiş, dinci veya faşist diktayla yönetilen bir ülke varsa, orada satılık basın şıngır mıngır ! Namuslu basın, işkence tezgahında !..
Demokrasi dibe vururken, satılık basın zirve yapıyor !..
Denilebilir ki basın özgürlüğü ile gerçek anlamda bir basının varlığı, demokrasinin kalite ölçüsüdür. Bu ikisi yoksa, orada demokrasi de yoktur ! Satılık basın, anti-demokratizmin “demokrat” maskesidir !..
Bizdeki gibi !
Dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz:
Yalaka basını yaratan ucube demokrasidir; bu ikisi, halkı gerçeklerden uzaklaştırmak için birbirinden beslenir.
Yalakanın, bu açık gerçeğe rağmen, halktan yana görünme çabaları ise medyadaki en tirajı-komik üçkağıtçılıktır !..
o o o
Halkoylaması süreci, satılık basın ile gerçek basını birbirinden net şekilde ayrıştıran bir katalizör rolü oynadı.
Yalaka basın, doğası gereği, “tek adam” rejimine dümtek tutuyor.
Çünkü oradan besleniyor.
Namuslu/gerçek basın karşı çıkıyor.
Çünkü Türkiye’nin ve halkın çıkarları onu gerektiriyor.
Bir de “suya sabuna dokunmayan” pis bir basınımız var !
Türkiye, yaşamsal önemde bir halkoylamasına gidiyor, suya sabuna dokunmayan pislerden tık yok ! Havayı kokluyorlar. Sonuç evet çıkarsa, evetçilere dümen kıracaklar; hayır çıkarsa onlara ! Kişiliksiz/rezil bir çizgi üzerindeler.
Gazeteci korkmaz. Korkaklardan gazeteci olmaz. Evet’se, evet, hayır’sa hayır.
Açıklar…
Bunlar açıklamıyorlar !... Doğruyu dile getirme cesaretleri de yok, eğriyi dile getirme cesaretleri de !..
Korkak, ezik, çıkarcı, rezil bir “basın” bu !..
Azıcık üzerlerine gitseniz, yanıtları şöyle oluyor:
“Biz tarafsızız…”
“Hayırlısı neyse o olsun abicim”.
“Evet de bizimdir, hayır da…”
“Biz halkçıyız, halk ne derse saygı duyarız”
Soruyorum:
Peki sen ne diyorsun ?
Tık yok…
Başlıkta sarı gazetecilik dedik…
Egemenlerin hizmetindeki yalaka basın ile pis basının ortak adıdır bu. Egemenlere hizmet ederler, ama halktan yana görünmeye çalışırlar !
Gayet utanmazdırlar !..
Siyasi terminolojide sarı sözcüğü, işveren yanlısı “işçi” sendikalarını tanımlamak için kullanılır.
Onlar hala var.
Şimdi onlara sarı gazetecilik de eklendi… Sarı, çift boynuzlu artık !
Bakalım daha neler göreceğiz !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








