
SOHBET
28 Temmuz 2015 21:42:23
Uzun süredir hiçbir siyasal, sosyal ve kültürel etkinliğe katılmadım, daha doğrusu katılamadım. Yoo hayır, sağlık sorunları nedeniyle filan değil. Yoğun bir çalışma içindeydim; roman yazıyordum. Evet, yanlış okumadınız, roman ! Roman yazma kararı alırken şöyle demiştim kendi kendime:
Sen romancı değilsin, bu ne cüret ?!..
Evet, bu bir cüretti. Ama, ben yaşanmış/yaşadığım bir hikaye anlatmak istiyordum. Ancak, o hikayenin tümü, içime sinmiyordu.
Anı tekniğini kullansam, içime sinmeyen şeyleri nasıl belirtecektim ? Dipnot mu düşecektim, parantez mi açacaktım, nasıl ? Düşündüm taşındım, olan ile olması gerekeni iç-içe sokacak yazı türünün roman olacağına karar verdim. Bu şekilde yaşanmış/bilinen bir hikayeye, onun özünü bozmadan, hayali tipler ve olaylar katabilecektim. Hikayenin yaşanmaması gereken kısımlarını tashih edebilecektim. Öyle yaptım. Çalışma, şu an temize çekilme aşamasında..
Bakalım ne zaman yayınlanır ?
o o o
Geçen Cuma günü, küçük oğlum Sina, Ereğli Belediyesinin, daha doğrusu belediye başkanı Opr.Dr.Hüseyin Uysalın 24 Temmuz Gazeteciler Bayramı nedeniyle basına bir yemek vereceğini, benimde çağrılı olduğumu, gidip gitmeyeceğimi sordu. Kendisi, önemli bir iş için İstanbula gidecekti. Eşli yemeğe benim katılmam şık bir davranış olurdu. Öğle söyledi..Yemek Basın Bayramı nedeniyle veriliyordu; reddetsem, en azından mesleğe saygısızlık olacaktı. Tamam dedim Sinaya, annenle birlikte gideriz
İyi ki gitmişiz. Öğrenmenin yaşı yoktur denilir.Doğru sözdür. Ben de orada çok şey öğrendim. Özellikle de Başkan Uysalın kafa yapısı hakkında
Empati, yani kendisini karşındakinin yerine koyarak, onun açısından da düşünme yeteneği, demokratik kafa yapısının en önemli özelliklerindendir.
Uysalda bu vardı. Buna koşut olarak diyaloğun, paylaşımcılığın önemini de iyice içine sindirmiş görünüyordu Uysal
Bir ara, yerel basına destek konusu konuşuldu. Bu konuya; çalışma izni bulunmayanlara ilan desteği verilmesin veya az verilsin radikal yaklaşımlara karşı çıktı Uysal
Özetle şöyle dedi:
Bu söyleneni yapsak, kala kala sekiz-on gazete kalır, ötekiler dökülür gider. Benim gönlüm buna razı değil. Bir ara bunu yaptık zaten, olmadı !..
Bu sözler, Uysalın, yerel basına destek konusuna, insani açıdan yaklaştığını gösteriyordu. Tamam yaklaşım gerçekçiydi, ama yine de beni üzdü. Varoluşunu bir-iki kamu/özel kuruluşun ilanlarına bağlamış bir basından, gerçekçi yayınlar beklemek zor olur çünkü. En azından, ilan alınan kuruluşlara karşı, (kendilerinden bu istenmese bile) oto-sansürel bir pozisyona kayılmasına yol açar; özgür habercilik ve düşünce üretimi yara alır bu şekilde
Uysalı, bu konuda da esnek bir tutum içinde gördüm. Şöyle diyordu özetle:
Basın bizi eleştirsin, ama eleştiriler gerçekçi/yapıcı olsun
Şöyle bir büyük resim çıkıyordu özetle ortaya:
Biz, gazeteleri yaşatmak için bundan böyle de elimizden geleni yapacağız. Destek olduğumuz gazeteler bizi eleştirebilir, Ama, eleştiriler yapıcı olmalı
Sosyal yardım yaklaşımı, bu şekilde demokratik bir platforma kayıyordu
Bu da sevindirdi beni.
Şöyle diyordu Uysal (özetle):
Birlikte kahvaltı ediyoruz, yemek yiyoruz, kimileri ertesi gün yediği yemeği, yumurtayı, masa örtüsünü eleştiriyor ! Bu, ayıptır, eleştiri kültürünün bu kadar ayağa düşmemesi gerekir
Bizi, yaptıklarımızla, yapamadıklarımızla eleştirsinler, bunu istiyoruz
Bir ara söz döndü dolaştı, bazı basın mensuplarının 24 Temmuz yemeğini boykot etmelerine dayandı. Benim bu konuda bir bilgim yoktu. Kimlerdi onlar ve neydi gerekçeleri, bilmiyorum, orada ismen dile getirilmedi de zaten. Uysal bir genelleme yaparak şöyle dedi bu konuda:
Ben diyalogtan yana birisiyimdir. Gelsinler sorunları neyse konuşalım. Boykot, üstelik bunun kamuoyuna deklare edilmesi, yanlış
Ben de öyle düşünüyorum. Diyalog olanağı varsa, bunu kullanmak gerekir.
Küsmek, imalarda bulunmak, kızım sana söylüyorum havalarına girmek yanlıştır. Basının şeffaflık ilkesine aykırıdır bu.
Aslında bu gibi sorunların Gazeteciler Derneği tarafından (yüz yüze) dile getirilmesi ve çözüm yolları aranması gerekir. Yok, dernek tüm gazetecileri temsil etmiyor veya edemiyorsa, örneğin ilan/destek konusunda başka toplu diyalog yolları da bulunabilir. Yerel basının artık bu konuda da daha düzeyli yöntemler kullanması gerekiyor. Kaldı ki, Uysal, destek konusunda yapıcı bir tutum içinde
Bana söylendiğine göre, destek dışında tutulan yayın kuruluşu yokmuş.
Şunu da unutmayalım:
İlan için ağlaşmak, kamuoyu nezdinde basını küçük düşürüyor !..
En doğru yöntem, yüz-yüze konuşmaktır..
Yemek boyunca başka şeyler de öğrendim:
Örneğin, ilk kez karşılaştığım Belediye Başkan yardımcısı Nazım Erdoğanın büyüklerine saygılı kibar bir insan olduğunu
Tüm basın mensuplarını kucaklaması gereken Ereğli Gazeteciler Derneğinin bir hizip odağına dönüşme eğrisi içinde olduğunu..Gazeteciler arasındaki o kısır, çocuksu çekişmenin hala devam ettiğini
Diğer yandan ise, yerel basının, her şeye rağmen, hala bir güç olduğunu duyumsamak, benim için, gecenin en önemli güzelliğiydi
Kambersiz düğün, eleştirisiz yazı olmaz ! Geceye ilişkin benim de bir eleştirim var:
Yemek servisi başlamadan önce, Başkan Uysalın, bir konuşma yaparak konuklarına hoş geldiniz demesi ve 24 Temmuz üzerine birkaç söz söylemesi gerekirdi.
Buna karşılık salondaki en kıdemli gazetecinin (ki Bedri Ereldi) bir teşekkür konuşması yapması gerekirdi. Uysal konuşmayınca Erel de konuşmadı haliyle.
Oysa, gelenektir bu !.. Toplumlar gibi meslekler de gelenekleriyle yaşarlar.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








