
DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜ BİZDE KARAMBOLE GİTTİ!
09 Mayis 2015 03:45:00
Niçin?
Çünkü olmayan bir şey üzerine kafa yormak, fikir cimnastiği bile değildir! Asıl kafa yorulması gereken, basın özgürlüğü kavramının bizde niçin böylesine içinin boşaltıldığıdır. Bunu da Ezopun o lanetli diline başvurmadan adam gibi tartışamıyoruz. Çünkü, düşünce ve ifade özgürlüğü de nanay!..
Soruna sınıfsal açıdan yaklaştığımızda, düşünce ve ifade özgürlüğü ile bunun en somut biçimlerinden birisi olan basın özgürlüğünün dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ülkesinde sınırsız olmadığını görüyoruz.
Tarih boyunca egemenler, kendi sınıfsal çıkarlarına ve tabii egemenliklerine karşı çıkan düşünce ve eylemleri yasakladılar. Düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırları, hiçbir ülkede, egemenlerin iktidarlarını tehdit eden bir boyutlanmaya uğrayamadı. Bu sınırı zorlayan düşünce ve eylemler değişik biçimlerde saf dışı edildiler. Bunun en somut örnekleri basında yaşandı.
Batıda ilk gazetelerin çıkışı, 17. yüzyılın ortalarına rastlar. Feodalizmin borusunun tiz perdeden öttüğü bir yüzyıla!..
Nitekim ilk basılı eser, Gutenbergin 1455te kitap olarak bastığı incildir. Türkiyede 1495te ilk basımevini kuran Yahudi kökenli Davit-Samuel kardeşlerin ilk bastığı eser de, Hz. Musanın Beş Emiri olmuştur.
Bunlar, ortaçağın egemen ideolojisi olan dinin basılı ilk metinler üzerindeki egemenliğini de gösterir.
Türkiyede çıkartılan ilk gazete de Fransızcadır.
Bu, Osmanlının üzerindeki yabancı sultasının basın-yayın alanındaki egemenliğini gösterir.
Türkçe çıkan ilk gazete ise, 2.Mahmudun bir fermanı ile yayınlanmaya başlanan 1831 tarihli Takvim-i Vakayidir. Onu, bir İngiliz tarafından yayınlanan Ceride-i Havadis izlemiştir. Türkler tarafından çıkartılan ilk Türkçe gazete ise, 1860 tarihli Tercüman-ı Ahvaldir. Onu, Şinasinin Tasvir-i Efkarı (1862) ile Ali Suavinin 1866da çıkarttığı Muhbiri izlemiştir. Muhbir, saray karşıtı siyasal düşüncelere yer veren ilk muhalif gazetedir.
Osmanlı egemenleri, özgür düşüncenin gelişmesini sakıncalı bulmuş ve ilk yasaklamalar, 1858de çıkartılan Ceza Yasası ile başlamıştır.
Bu tarihten günümüze kadar uzanan süreçte, basınımız, yabancı çıkarları ile egemenlerin çıkarlarını savunan gazeteler ile ulusal ve toplumsal çıkarları savunan gazeteler şeklinde ikiye bölünmüştür. Ulusal ve toplumsal gerçekleri/ çıkarları savunan muhalif gazeteler her zaman baskı altında tutulmuştur. Egemenlere göre, basın özgürlüğünün sınırları, kendi sınıfsal çıkarları ile sınırlı olmalıdır.
Cumhuriyet Devriminin ilk çeyreği söz dışı, egemenlerin düşünce ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğüne yaklaşımı bu olmuştur daima.
Günümüzde ise, düşünce ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü kavramları, sınıfsal çıkarlar sınırından, siyasal iktidarın çıkarlarına doğru bir daralmaya uğramıştır. Yani, basın ve düşünce üzerindeki denetim/baskı, sınıfsal karakterini de aşarak, bireysel bir karaktere bürünmüştür. Bu, düşünce ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü kavramlarının yok sayılması sonucunu doğurmuştur.
Bu süreci yaşıyoruz
Yani
3 Nisan Basın Özgürlüğü Gününün karambole gitmesi doğal!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








