
ERDEMİR VE TSO
01 Temmuz 2014 11:10:15
Doğa ve toplum yasasıdır :
Herşey değişir ! Her süreç kendi zıddına dönüşür..
Nitekim, dünya değişiyor, Türkiye değişiyor ve üzerinde yaşadığımız şu sevimli kasabamız değişiyor
Değişime engel olmak olanaksızdır.
Kimimiz değişimi algılamada, tehlikeyi altmış saniyede intikal edebilen mandadan daha yavaşızdır. Kimimiz değişim karşısında edilgenizdir. Kimimiz değişimi frenlemeye, kimimiz hızlandırmaya çalışırız.
Değişimi algılamakta ve bilince çıkartmakta manda modunda olanlar, tutuculuğun en saf kategorisini oluşturur.
Çünkü onlar, tarihin tekerine çomak sokmak isteyen anasının gözü tutuculardan değildir; sadece değişimi yakalama özürlüsüdürler !..
Sözcü, güncel bir konuya, Erdemir-TSO tartışmasına getireceğim..
Erdemir, 1960larda, emperyalist kontrol sanayinin bir proto-tipi olarak doğdu. Tıpkı kömür madeni gibi !
Erdemirin kökeninde ABD sermayesi vardı, kömürün Fransız sermayesi. Amaç, çelik eliyle sanayi kollarını büyük ölçüde denetim altında tutmaktı.
Kömür, 1848den 1936/40a kadar genelde yabancı kapitalistlerin elinde kaldı. Maden, 1936/40 arasında tümüyle millileştirildi.
Erdemir ise, ABDden alınan borçla kuruldu. Ne kamu kuruluşuydu, ne de özel kuruluştu!
Sermayesinin beşte biri halka (siz yerli-yabancı sermaye şeklinde de anlayabilirsiniz) açık bir kamu şirketiydi.
Devran döndü. Erdemir tümüyle yabancı sermayenin eline geçmek üzereyken, bir mucize oldu, ulusal bir kuruluşun eline geçti.
Kömürse, şöyle böyle yarım yüzyıl sonra, kapısını bir kez daha özel sektöre açtı.
İkisi de değişti.
Erdemir, uluslar arası sularda da gezinen tipik bir özel sektör kuruluşu oldu.
Kömürse, rödevansçılıkla ucubeye döndü !
Kasabamızın Ticaret ve Sanayi Odasını yöneten arkadaşlar, Erdemirdeki değişimi iyi algılayamıyorlar, hatta hiç algılayamıyorlar !
Erdemiri hala, örneğin iktidar partisi ilçe başkanının bir telefonla yandaşına sac tahsis ettirdiği bir arpalık olarak görme eğilimindeler.
Erdemir büyük ölçüde devlette iken, yerel çapta bir sac tüccarları kesimi yarattı. Sayıları 2000 civarındaki sac tüccarları, şöyle böyle otuz yıl, aracı fonksiyonlarını korudular. Özelleştirmenin geçiş aşamasında da sürdü bu.
Ama, bu dönem bitti. Erdemir kendi mamülünü kendisi satıyor artık, aracı kurumlara ihtiyacı yok.
Doğaldır ki bu değişim, sac tüccarlarını çok zor durumda bıraktı.
Arkadaşlar değişimi iyi algılayamadıkları için, mağdur moduna kaydılar. Bunun suçunu da Erdemirin Yönetim Kurulu Başkanı ile Genel Müdürüne yükleyecek kadar değişimin dışında kaldıklarını gösterdiler.
Oysa sorun kişilerde değil, yeni sistemde !
Sistem, Erdemirin artık yerel aracılara ihtiyacının kalmadığını öngörüyor !
Hadi bir empati yapalım:
Sac tüccarları kendi bakış açılarından haklı : Ekmek paralarını kazanmak istiyorlar.
Anlayamadıkları, Erdemirdeki değişimin buna imkan tanımadığıdır.
Erdemir eskiye dönmeye kalksa, yeni sistemi buna izin vermez ! Bu, tek tek kişilerin iradesi dışında bir olgu !
Sonuç mu ?
Ereğli TSO ve sac tüccarları, değişime ayak uyduracak bir değişim sürecine girmelidirler.
Bu sorun bağırıp çağırmakla çözülmez. Projeler üretilir, akılcı bulunanlara Erdemir de, yapıcı bir yaklaşım sergileyebilir.
Örneğin, Erdemirin iç-alımlarının yerel oranının yükseltilmesi için formüller aranabilir. Bunlar tartışılabilir
Mevlana der ki :
Dün dünde kaldı cancağzım/Bugün yeni bir şey söyle.
TSOdaki arkadaşların yeni şeyler söylemesi gereken bir süreç içinde olduğumuzu görmelidirler artık !..
Mağduriyet edebiyatı artık işe yaramıyor !..
BAĞIMSIZ GAZETECİLİK VE YAZARLIK
Bu köşede bağımsız gazetecilik, tarafsızlık, taraflılık konuları eni-konu işlendi.
Özetle şöyle diyorduk :
Tarafsız gazete olmaz, bağımsız gazete olur !
Bağımsız gazete tarafını kendisi seçer, öteki seçilir ! Özgür değildir
Örneğin Sözcü gazetesi bağımsız bir gazete. Ama, tarafsız değil, taraf. İktidara karşı agresif bir muhalefet yapıyor
Geçenlerde kendisiyle bir söyleşi yapılan Doğan Grubunun patronu Aydın Doğan da, örneğin grup içindeki Hürriyet gazetesinin bağımsız bir gazete olduğunu açıkladı.
Şu anlama geliyor bu :
Gazeteyi yönetenlerin tek kaygısı gazetecilik olacak. Yazarlarsa düşüncelerini özgürce açıklayabilecekler.
Vatan gibi, Milliyet gibi gazeteler bağımsız değil, iktidardan taraf. Ama bu gazetenin yazarlarının en azından bir kısmı bağımsız. Gazetesi iktidarı desteklerken bunlar iktidarı eleştiriyorlar !..
Tabii her an kovulma risklerini adam gibi sindirerek
Düşünce özgürlüğü ve onu da içeren demokrasi bu işte !..
Sözü bize, Yeni Ufuka getireceğim. Yeni Ufuk da, Yeni Ufukun yazarları da bağımsızdır. Gazete de, yazarlarımız da taraflarını kendileri seçerler. Yıllardır Yeni Ufukta yazan hiçbir yazarın yazısına, değil müdahele etmek, böyle bir şey düşünülmemiştir bile, düşünülemez ! Bizim yazarlarımız özgürdür köşelerinde. Diledikleri zaman dilediklerini yazabilirler. Düşünce özgürlüğü bizim için kutsal bir kavramdır.
Kırmızı çizgimiz şudur :
Hiç kimse, Yeni Ufukun iç işlerine, dış bağlantılarına müdahale edemez, onları sorgulayamaz.
Geçenlerde bunun aksi yönünde hareket eden, mesleki-siyasi ilişkimizi sorgulamaya kalkışan bir yazar dostumuzla yollarımızı üzülerek ayırmak zorunda kaldık.
Biz nasıl ki yazarlarımızın yazılarını sorgulamıyorsak, aynı şeyi yazarlarımızdan da beklemek hakkımızdır.
Meslek etiği ve düşünceye saygı bunu gerektirir zaten.
Önemli olan ortaya konulan üründür.
Ortaya konulanı kendinize yakın hissediyorsanız, belirli bir entelektüel düzeye sahip olmanız koşuluyla, kapımız size de açıktır.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








