
PLASTİK “ŞAHİDE”
17 Aralik 2025 22:19:46
Sorun ve çözüm madalyonun iki yüzüdür. Çözümsüz sorun, sorunsuz çözüm olmaz.
Çok şükür ! Gitgide pahalılaştığı söylenen mezartaşının yerine plastik “mezartaşı” üreterek o sorunu da çözdük ! Bu gerçi kıymasız lahmacun gibi bir şey oldu, ama beis yok, çözüldü işte ! Taşını alamayan plastiğini alıp diker merhumun başucuna…
Mezarların baş ayak ucuna denk gelen yerlerine konulan taşların ikisine İslam terminolojisinde Şahide deniliyor.
Şahide’ler taştan plastiğe geçerse “taş” sözcüğünün anlamı kalmayacak, mezar taşı, mezar plastiği olacak. Plastik, dayanıklılıkta taşı bile solladığına göre, belki geleneklere uymayacak, ama maksat hasıl olacak yine de !..
Mezarlara nişan/nişane koymak çok eski bir gelenek. Antik Yunan’da mezarlara “steller” konuluyordu. İsa’dan sonra hristiyan mezarlarına taş ahşap veya metal haçlar konuluyordu.
Mezarlara taş koymak İslam kültüründe ve özellikle Türk kültüründe de yaygındı.
Tükler, 10. Yüzyılda İslam’ı kabul etmeden önce de mezarlara “balhalt” adı verilen büyük taşlar koyuyorlardı. Mezarlara taş koyma geleneği İslam’dan sonra da yaygın şekilde sürdü.
Mezar taşlarının biçim ve süslemeleri bölgesel/dinsel farklılıklara göre değişiyordu. Hatta her toplumsal sistem farklı figürler taşıyordu taşlara.
Bu konuda şöyle bir “tenakuz” da yaşanıyordu islâmda:
Kuran’da dikili taş yasağı vardır. Bu yüzden İslam’ı Hz. Muhammet’in hayattaki şekliyle kabul eden Selefiler/Vehabiler, “dikili taş” olduğu için mezartaşlarına tepkilidirler.
Kimi Sunni tarikat ve cemaatlerde. “dikili taş”larla oynandığı için satranç “şeytan işi kabul edilir.
Hz. Muhammet’in peygamberliği döneminde (610-632) cami yoktu, mescit vardı. İslam literatüründe cami terimi genelde kullanılmaz bugün de, ibadethanelere mescit denilir. Cami terimi Osmanlı’ya özgüdür. Osmanlı’da minberi olmayan ibadethanelere mescit deniliyordu.
Camiler ilemescitlerde minare de yoktu. İlk minareyi I. Muaviye döneminde (661-680) Mısır valisi olan Mesleve’nin yaptırdığı rivayet edilir, bu bilgi kesin değildir.
Uzattım galiba…
Şuraya geliyorum:
Plastik Şahide’ler de, tıpkı kıymasız lahmacun ve emekli otelleri gibi yoksulluğun yarattığı bir çözüm.
Bunlar ve benzerleri “masum” çözümler olarak karşınıza çıkıyor. Yaşam pahalılığı sadece masum çözümler üretmiyor, süreç giderek kriminalize de oluyor. İhtiyaçların en ucuz şekilde giderilmesi sorunu, kriminal çözümleri (!) de beraberinde taşıyor. Hileli, taklit, sağlığa zararlı ürünler gitgide yaygınlaşıyor…
Şu sıralar TV’lerde ahlaki çöküş tartışılıyor bu nedenle. Neler-söyleniyor neler ! Her toplumsal olayın temelinde ekonomi yatar. Ahlaki çöküş, ekonomik çöküşün izdüşümlerinden birisidir. Kriminal olayların artışında da temel neden ekonomik çöküştür.
“Ben dümenime bakarım” felsefesi yoksul toplumların bireysel çözüm yöntemi olarak öne çıkar. Bunun temelde de kapitalizmin “bırakınız geçsinler, bırakınız yapsınlar” sloganı yatar. Siyaset terminolojisinde bunu liberalizm deniliyor.
Hilenin hurdanın, hırsızlığın-yoksuzluğun, cinselliğin, hilebazlığın, uyuşturucunun, sapkınlığın, cinayetlerin temelinde bu felsefe yatar.
Çürümüş bir toplumsal sistemin güzellikler yaratması olası değildir.
**
Yazıya son noktayı koyarsak TV’lerde tamamlayıcı bir haber dönmeye başladı. Meğer sadece plastik mezar taşı (!) imal edilmiyormuş, komple plastik mezar da imal ediliyormuş…. Merhumun ölçüsünü verin kargoyla sipariş elinizde !...
Bin yıl garantisi de var !..
Ölümlerin bu kadar ucuzladığı bir ülkede plastik veya mezar hal ve gidişimize cuk oturuyor !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








