
BOYCOTT KİMDİ ?
04 Nisan 2025 00:23:17
Protestoların “zincirleme” ya da “domine” denilen bir etkisi/özeliği vardır.
Bir protesto çoğu kez spontane başka protestolar yaratır ve ona bağlanır, bu böyle sürer gider...
Belediyeler operasyonunu izleyen günlerde ortaya çıkan protesto gösterileri de böyle gelişti.
Protestoların bir başka özelliği de vardır: süreç içinde başka formlara kavuşabilirler.
İmamoğlu protestolarında da gözüktü bu. Gösterilerin son aldığı biçim, boykot oldu. Muhalefetin/CHP’nin kapsamı darn boykot çağrısı daha sonra genelleşme eğrisı içine girdi.
İktidar boykot çağrılarına sert tepki gösterdi. İstanbul Başsavcılığı boykotçulara resen soruşturmalar açtı, gözaltına alınanlar oldu...Gerilim sürüyor...
Bu arada Devlet Bahçeli, “Boykotun hak, işgalin suç” olduğuna ilişkin bir açıklama yaptı. Muhalefet tarafı, Ocak ayında Erdoğan’ın da fahiş fiyat uygulayanlara karşı halkı boykota davet ettiğini anımsatıldı, filan...
Bu boykot denilen şey nedir sahi ?
Baştan başlayalım:
Boykotun şu şekilde bir genel tanımı var:
“ Ekonomi, siyaset ya da toplumsal ilişkilerinde haksız uygulamaları protesto etmek amacıyla başvurulan toplu ve örgütlü ilişki kesme eylemi.”
Boykotun da tıpkı küflü peynir ya da nal çivisi filan gibi bir tarihi var. Özetle şöyle:
Boykot terimi İrlanda kökenli. Soyluların/büyük toprak sahiplerinin temsilcisi konumundaki Charles Boycott’un adına gönderme...
1880’ler İrlanda’sın da temel toplumsal çelişki büyük toprak sahipleri ile köylüler arasındaki çelişkiydi. Başlıca üretim aracı olan toprağın mülkiyeti soyluların elindeydi. Soylular topraklarını köylülere çok yüksek fiyatlarla kiralıyorlar, kirasını geciktirenler işledikleri topraklardan zorla çıkartılıyordu...
Köylüler, aşırı kiralara ve tahliyelere karşı protesto eylemleri başlattı. Eylemcilerin önderliğini Charles Stewart Parnel isminde bir köylü yapıyordu...
Eylemler değişik biçimler alarak uzun yıllar sürdü. Toprak sahiplerinin temsilcisinin adı, protesto karşılığı olarak siyasal literatüre girdi. Boykotun sınıfsal bir karakteri vardır sonuçta.
Hem özel mülkiyetin ve hem de demokrasinin kalesi sayılan ABD’de devletin boykotlara yaklaşımı ambargoludur örneğin. İşçilerin patronlarının ürettiği ürünleri protesto amacıyla tüketmeme hakları vardır. Ama, başkalarına bunu önermeye hakları yoktur, yasayla yasaklanmıştır. Buradan bakıldığında demokrasinin sınırı özel mülkiyetin sınırında biter orada...
Boykot, uluslararası ilişkilerde de zaman zaman başvurulan bir yöntemdir. Uluslararası konferansların zaman zaman çeşitli argümanlarla boykot edilmesi bilinen şeylerdir. Bunun en çarpıcı örneği, 1980’de ABD’nin öncülüğünde Moskova yaz Oyunlarını boykot edilmesidir.
En ilginç örneği ise, 1908’de Bosna Hersek’in ilhak edilmesine karşı Osmanlı’nın Avusturya mallarını boykotuydu. Boykot edilen ürünler arasında ithal feslerin de olması ironik bir tarihsel not’tu.
Şuraya geliyorum:
CHP’nin kapsamı dar boykotunun üniversite öğrencilerinin genelleştirme çağrısı iktidarı sarstı ve öfkelendirdi. Bu yüzden sert önlemlere yöneldiler...
“Kavgada silah seçme lüksünüz yoktur” aforizması tam bu gelişmelerde anlamını buluyor:
Muhalefet kitle gücünü kullanıyor, iktidar da devlet gücünü...
Oysa şöyle bir bakış açısı da geliştirebilir:
Eylemlere karşı neden-sonuç bütünlüğü içinde empatik bir yaklaşım da denenebilir...
Öyle bir yaklaşım daha uygarca bir yaklaşım olur bence ve daha adil ?..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








