
DURUMUN ÖZETİ
04 Kasim 2024 00:11:08
Türkiye Kürtlerinin büyük çoğunluğu seçimlerde DEM’e oy veriyor. DEM’in oy oranı yüzde 9-10 arasında değişiyor. 6 milyon civarında kemik oyu var.
Mütedeyyin Kürtlerin önemli bir kıs mı AKP’ye oy veriyor, oranı belli değil. Radikal islamcı Kürtler ise Hüda-Par’a oy veriyor. Bunlar küçük bir azınlık.
DEM, yüzde 10 civarındaki oyu ile her seçimde anahtar parti konumunda.
İktidar da anamuhalefet de Kürt seçmene ters düşmemek için dikkatli davranıyorlar.
İktidar bu konuda daha avantajlı. Çünkü DEM’in yumuşak karnı olan “Kürt Sorunu’nu “çözüm” sürecine sokma yetkisi AKP’de. CHP bu konuda iktidara gelmesi halinde oyuna katılabilecek yedek aktör konumunda.
İktidar olsun anamuhalefet olsun DEM ile yerel ve genel seçim önceleri dirsek teması arıyorlar öteden beri. “Açılım”ların tarihi de bunu gösteriyor zaten. 2009 ve 2014 genel seçimleri öncesi açılım süreçleri yaşamıştık örneğin. Bu sonraki seçim süreçlerinde de değişik formatlarda sürdü. AKP’nin seçim öncesi süreçlerde kullandığı kozu ise hapisteki Öcalan oldu hep.
Öcalan iktidar tarafından son yerel ve genel seçim önceleri de değişik pozisyonlarda ve formatta kullanıldı, ama pek işe yaramadı. Çünkü Öcalan, yakalanıp cezaevine konulduğu 1999’dan bu yana oyun dışı. Yıllar geçtikçe deklase bir aparata dönüştü. Artık onu ne PKK’nın oyundaki aktörlüğü dinliyor ve ne de Türkiye Kürt seçmeni.
Buna rağmen her seçim öncesi iktadarın ondan yararlanma isteği ümitsiz bir vaka olarak yineleniyor.
2028’de genel seçim var. Erdoğan 2028 genel seçiminde aday olamıyor. Aday olabilmesi için anayasanın değişmesi, cumhurbaşkanlığı seçiminin koşullarının değişmesi gerekiyor.
Cumhur İttifakının meclisteki sandalye sayısı anayasayı değiştirmeye yetmiyor. Konuyu referanduma götürmek için bile dışarıdan desteğe ihtiyaçları var. Destek için CHP dışındaki en önemli aktör yine Kürtler.
Erdoğan 31 Mart yenilgisi sonrası hem yenilginin şokunu atlatacak zamanı kazanmak, hem de anayasa değişikliği için yoklamada bulunmak için elini CHP’ye uzattı. Ancak Bahçeli’nin sert tepkisi üzerine geriye çekildi.
Bu kez ikili, yüzlerini yine DEM’e döndüler. “Çözüm”ün Ç’sini bile seslendirmeleri halinde DEM’in hazır kıta olarak beklediğini biliyorlardı.
Bahçeli bu nedenle elini DEM’e uzattı. Bu gerçekte yeni bir “çözüm” havuçuydu. Algülüm-vergülüm’dü. Anayasa için bizi destekle, çözümü gündeme taşıyalım mesajıydı yahut.
İşler tam rayına oturmak üzereyken Bahçeli, DEM için bile sürpriz olan bir çıkış yaptı. Öcalan’ın meclise gelip DEM Grubu kürsüsünden PKK’yı lağvettiğini açıklamasını istedi.
Hataydı. Bu yüzden çarşı karıştı.
MHP’ye teşne kimi kalemler Bahçeli’nin bu sıradışı çıkışını ortadoğudaki gerilimli sürece bağlamaya çalışırken, kimileri de, “Bahçeli’nin sorunu yaratandan çözüm istemesi doğal” şeklindeki sığ gerekçelerle hataya kılıf bulmaya çalıştılar. O “sorun”un içinde onbinlerce insanımızın canı ve kanının olduğunu görmeden geldiler.
Bahçeli çağrısının tepkilere yolaçması üzerine döndü. Türkiye’de bir Kürt Sorunu’nun olmadığını açıkladı, bu şekilde yeni bir çözümün önünü kapattı. Çağrısını Türk-Kürt kardeşliğine ve Türkiyeliliğe bir çağrı olduğunu söyledi.
Erdoğan da ona sahip çıktı.
Ancak, Bahçeli’nin Öcalan çağrısı ortada kalmış bir cenaze gibi musalla taşında duruyor hâlâ ! Kim kaldıracak onu ve nasıl ? Keza “Kürt sorunu yoktur” tespiti !
Esenyurt olayının adeta spontane bir vaka şeklinde gündeme girmesinin nedeni, PKK’yı bir kez daha CHP’ye yamama operasyonu düştü. Çünkü Bahçeli’nin Öcalan çağrısı DEM ile PKK’ya uzatılan bir el olarak iktidara eksi puanlar yazıyor…
Bahçeli’nin Öcalan çağrısı ile çözüm alıştırması tali plana düştü. PKK yeniden CHP’ye itildi. Ama, kayyum olayı ile hukuk ilkeleri bir kez daha çiğnenerek zararı yararından fazla bir operasyona atmış dönüştü operasyon…
İktidarın net planı yok bence. Ne yapacaklarını tam olarak bilemiyorlar. Bu saatten sonra yeni bir çözüm süreci açmak olacak şey değil. Anayası değişikliği için mili bir mutabakat sağlamak da.
Çok kritik bir aşamada güzelim ülkemiz.
İktidar, “başım gözüm allaha emanet” politikası da izleyebilir, geriye de çekilebilir.
Eğer gündemlerine bir erken seçimi aldılarsa, Esenyurt’ta somutlaşan agresif bir çizgi işlemleri şaşırtıcı olmayacaktır.
Şu an CHP aktif savunma modunda. Kitleleri bir erken seçim doğrultusunda hareketlendirmek dışında yapabilecekleri başka bir şey yok. Aslında bunun için tam 7 ay kaybedildi !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








