
DİŞ KALIBI YERİNE…
16 Eylül 2024 01:13:07
Narin’in cinayete kurban gitmesi olayı henüz “haber” olamadı.
Gazetecilikte haberin formülü 5N1K şeklinde kotlanır:
Ne, nerede, ne zaman, nasıl, niçin ve kim ?
Haberin öteki N’leri tamam, ama en önemlisi olan niçin ile kim eksik. Dahası gitgide mizah tadı vermeye başlayan bir sürece girdi soruşturma…
Sorgucular, anlaşılan, Narin’in aile bireyleri tarafından bir lâbirente sürükleniyorlar. Ortada bir aileden öte profesyonel dezenformasyon örgütü var sanki.
Bizim gençlik yıllarımızda, hele hele faşist darbeleri izleyen dönemlerde ve özellikle siyasal soruşturmalarda “gerçeğe ulaşma”nın” için pratik yolları/yöntemleri vardı. Gerçi insan haklarına, filan saygılı yöntemler değildi bunlar, ama pekala iş görüyordu…
Mesela falaka…
Tanığıyımdır, çok iş görür. Nostaljik bir âlettir de. Osmanlı çıkışlıdır. Osmanlı da özellikle fahiş fiyatla mal satan esnafa ve asayişi bozanlara uygulanıyordu. İşkence değil, ceza aracıydı.
Kadı ile yeniçeri ağası, ihtisap ağası, subaşı gibi yargı görevlileri yanlarına falaka ekibini suçluyu derhal derdest eder ve halkın içinde falakaya yatırırdı. Heyetin uygun göreceği sayıda sopa ayak çıplak tabanlarına vurulurdu muhtekirlerin…
Falaka, medreselerde de bir cezalandırma yöntemiydi. Tanzimat’ta ilk ve orta dereceli okullarda da uygulanmıştı.
Cumhuriyet döneminde ise, özellikle yakın tarihimizdeki darbeleri izleyen günlerde falaka “gerçeği söyletmek” için kullanılan bir işkence âletine dönüştü.
Tanığı olduğum başka yöntemler de vardı:
Örneğin elektrik ! Voltu düşük amperi yüksek bir manyeto aygıtı ile uygulanırdı. İnsanın hassas yerlerine elektrotlar biçimde bağlanır, aletin kolu çevrilerek bedene elektrik verilirdi. Korkunç bir acı birkaç saniye içinde tüm vücudunda tur atar, etlerinizin kemiklerinden ayrıldığını duyumsardınız.
Gardiyan işkencesi, Filistin askısı, kerpetenle tırnak sökmek o dönemlerden iyi ki günümüze miras kalmadı.
Şimdi bilimsel yöntemlerle amcanın, halanın, ananın, yengenin, yeğenin, kuzenin, dayının, kayınçonun, kaynananın, kayınpederin, imamın, imamın karısının vb. ifadeleri ve diş kalıpları filan alınarak gerçeğe ulaşılmaya çalışılıyor…
Ama ulaşılamıyor !
Ne bileyim…
Koldaki diş izlerinin ya da sırttaki tırnak izlerinin laboratuvar analizleri yerine bir kereden bir şey olmaz deyip…
Sıpınişi çözülürdü.
Ama kafam ve içim yine de “hayır” diyor.
Barbarlarla barbarlık yarışına girişmek barbarlıktır sonuçta çünkü.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








