
İZMİR YANGINI TURNUSOL OLDU
20 Agustos 2024 00:01:56
Türkçe Sözlük’te orman sözcüğünün karşılığı şöyledir:
“Ağaçlık ve özellikle kerestelik ağaçlarla kaplı alan.”
Oysa orman sadece kerestelik ağaçlarla kaplı bir alan değildir. Orman, gerçekte, yabanıl yaşamın yerleşim alanıdır.
Yabanıl (vahşi) yaşamın türleri farklı coğrafyalardaki ormanlar için farklılaşabilir; ama, bu onun niteliğini değiştirmez. Ağaçlar, yabanıl yaşamın bir parçasıdır gerçekte.
Orman yangınlarında sadece ağaçlar yanmaz; evleri orman olan canlılar da yanar.
Gazeteler ülkemizde son çıkan yangınlarına etkilendiği alanı 14 bin futbol sahası şeklinde açıklıyorlar.
Son orman yangınlarıyla 14 bin futbol sahası genişliğindeki alanda yaşayan karıncalardan ayılara kadar milyonlarca canlı da yanarak öldü.
Ama bakıyorum, kimsenin umurunda değil onlar. Sözünü bile eden yok.
İnsan türü bencildir. Ormanlara, göllere akarsulara, denizlere vb. isimler koyup sahipleniriz. Bu bakış açısı buralarda yaşayan canlıların da doğal sahibi konumuna iter bizi.
Bu, doğanın en zeki yaratığı olmamızın ödüllendirilmesi midir, yoksa onun yanısıra, insana ekolojik dengenin sağlanmasında doğanın tanıdığı bir rol müdür ?
İkincisi ağır basıyorsa, bencilliğimiz o rolü gereken şekilde oynamamızı engelliyor. Çünkü zaman içinde insan, doğanın baş düşmanı haline geldi.
Gitgide daha da ilkelleşiyoruz.
İzmir yangını ne kadar insanın ilkelleşebileceğini gösteren tepkilerini de günışığına çıkarttı. Kimilerinin özellikle İzmir yangınına yaklaşımları o kadar banaldı ki okurken midem bulandı.
Tek bir örnek vereceğim. Şöyle yazmıştı birisi:
“Yangını söndürmek için içtiğiniz rakıları kullanın !..”
Bu tür tepkilerin siyasal islamcı çevrelerden gelmesi beni şaşırtmıyor:
Siyasal İslamcılar toplumu Müslüman-lâik diye ikiye böldüler iktidarlarını da bu kutuplaşmanın üzerine oturttular. Yukarıda verdiğim “rakı dökün” örneği, toplumun bir kesiminde, islamın doğa ve insan sevgisini yokeden bir bilinç katılaşmasına uğratıldığını gösteriyor.
Doğal felâketleri bile kutuplaşmanın bir silahına dönüştüren bu bakış açısının islamla ve İslamcılıkla bir ilgisi yoktur.
- yüzyıl kökenli olan siyasal İslamcılık sadece bu tür bir bilinç katılaşmasını taşımadı islam toplumlarına, selefilik gibi 10. yüzyıl kökenli vahşi tarikatçılığı da içeriye soktu. IŞİD gibi örgütler yarattı.
Doğanın bir oyuncusu olan insanın kendi yaşam alanını gün gün yokeden bir aymazlığın içinde olması yeteri kadar kötü bir olaydır.
Bu kadarla da kalmadı; savaşları da içinde barındırır “daha çok kör” hırsı insanın kendi türünü yokeden bir vahşiliğe doğru boyutlandı. Bunun suçlusu kapitalizmdir.
Bu vahşetin içine, doğayı insanı ve tüm canlıları sevgiyle kucaklayan inançları da sokmaya çalışan fanatizm, gerçekte başta İslam olmak üzere tüm inançların da düşmanıdır.
“Gavur İzmir yanarsa yansın” yaklaşımı; burjuva siyasetçiliğinin inançları bile ne hale getirdiğinin tipik bir örneğidir.
İslam-siyasal İslam ayrımını bunun için yapıyoruz. Siyasal İslamcılığın islamla ilgisi lâftadır sadece !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








