
SİYASET KENDİNİ YENİLEMELİ !
14 Agustos 2024 00:15:38
Siyaset, uyuşturucu gibi bağımlılık yapıyor. Bu yüzden onu bırakmak kolay olmuyor, hatta mümkün olmuyor.
Şu veya bu nedenle siyaset sizi bıraksa, kafanıza yeteri kadar kan gidiyorsa, bu kez bir tür oto-siyaset yapıyorsunuz.
Cumhuriyet tarihimize bakın:
İnönü, Ecevit, Erbakan, Türkeş, Demirel nerdeyse ölünceye kadar siyaset yaptılar; aktif şekilde üstelik !
MHP lideri Bahçeli güncel bir örnek: Siyaset onu bırakıncaya kadar devam edecek sanıyorum. Aynı şey Erdoğan için de söylenebilir.
Bu sadece ülke yönetiminde sorumlu mevkiler üstlenmişler için böyle değil. Mini mini de olsa sorumluluk üstlenmiş her siyasetçi için böyle.
Siyaset yapma biryerde yeniden seçilme tutkusunu ve çabasını da aşarak bir yaşam stiline dönüşüyor.
Günümüze bakın:
Siyasetin kenara ittiği tanınmış siyasetçiler, örneğin Akşener, Kılıçdaroğlu, aktif siyasete bir yerden katılmak için fırsat kolluyorlar.
En son Kılıçdaroğlu bunu itiraf etti. “Delege gel derse düşünürüm” dedi; kapıyı açık bıraktı.
Oysa Türkiye siyasetinin Akşener’e de Kılıçdaroğlu’na da ihtiyacı yok artık. Onlar, günahları-sevapları ile aşıldı. Ne kadar ayak sürürlerse sürüsünler Türkiye siyasetine verecekleri bir şeyleri kalmadı.
Zaten şu sıralar bu ikisi birbirleriyle uğraşıyor; Kılıçdaroğlu saraya çıkıp Erdoğan’la kapalı bir görüşme yapan Akşener’i ihanetle suçlarken; Akşener, gerçek hesaplaşma yeri kamuoyu iken yargı yolunu tutacağını, orada hesaplaşacaklarını söylüyor.
Bence basın da bunları aşmalı artık. Sözcü’nün, Kılıçdaroğlu’nun suçlamasını Akşener’e taşıyıp ondan özel demeç alması ve bunu manşetine taşıması gazetecilik değildi bana göre.
Haybecilikti !
Güzelim ülkemizin yeni bir siyaset bahçesine ihtiyacı var:
Parti enflasyonunun en aza indiği, siyasal saflaşmadaki yapay karşıtlıkların gerçek yerlerine oturduğu, donanımlı yeni kadroların partilerde sorumlu mevkiler tuttuğu, gitgide lümpenleşen siyaset dilinin normalleştiği, siyaset yapma üslubunun ve yöntemlerinin çağdaşlaştığı bir ortama yahut…
CHP’deki “Değişim” hareketini bu yüzden önemsemiştim ve desteklemiştim. Desteğim hâlâ sürüyor. Ama bu CHP’nin yeni ekibini eleştirmeyeceğim anlamına da gelmiyor.
Bu zaten her kalem insanının görevidir.
Biliyorum, iki gün önce yazdığım ve Özel ile İmamoğlu’nu ve Yavaş’ı eleştirdiğim yazı yadırgandı, belki de okurlarım arasında öfke de yarattı.
Peki ama, CHP’nin ve Türkiye’nin bugünü ile geleceğinin bu üç ismin ekseninde dönüp durduğunun altını çizmek ve bunun yanlışlığını dile getirmek, aksini yapmaktan daha sorumlu bir tutum değil midir ?
CHP’yi bugün bu üç isim yönetiyor. Yüzyıllık partinin yakın geleceğini de bu üç isim dizayn ediyor.
Bunun dışında CHP’nin iktidara gelmesi halinde bu üç ismin Türkiye’yi yönetecek koltukları şimdiden aralarında paylaştıkları da biliniyor, zaten onlar da bunu sık sık gözümüze batırıyorlar. Yazmayalım mı ?!
Soracağım; bu üç ismin ideolojik formasyonları CHP’nin ideolojik kimyasıyla birebir örtüşüyor mu ?
Örneğin, Akşener ile çok sıkı fıkı ilişkileri süren “ülkücü” Yavaş’ın ? Laikliği kendisine göre yorumlayan karun gibi zengin İmamoğlu’nun ? Hâlâ “ikinci adam” olan Özel’in ?
Bu üç ismin, CHP’nin altıokundaki ilkeleri yaşama geçirecek bilinç ışıması ile cesarete sahip olduklarını gözükapalı söyleyebilir miyiz ?
CHP’nin ve Türkiye’nin geleceğini şimdiden bu üç isme teslim etmek gerçekte kadercilik değil midir ?..
Bunları yazacağız; Kral çıplaksa, çıplak diyeceğiz. Bağımsız bir kalem olarak bu bizim işimiz…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








