
KİM O “SOYSUZLAR”?
23 Subat 2024 00:06:43
Demokrasi halk yönetimi anlamına gelir.
Halk ise, kötü tanıma elverişli/soyut bir kavramıdır.
Kimdir halk ?
Daha açık soracağım:
Halk, “herkes”midir?
Değildir. “herkes” kavramını kimileri ”millet”, kimileri de “toplum” karşılığı kullanır.
Oysa halk, toplum ve millet farklı kavramlardır.
Halk kavramı, emeğiyle yaşamını kazananları içine alır. Sosyolojik bir ayrımla, egemen güçlerle sınıfsal çıkarları çelişen emekçi topluluklarını…
Bu yüzdendir ki siyasal literatürde klasik demokrasi kavramının yanısıra bir de Halk Demokrasisi tanımlaması vardır.
Kavram, din ve soy ayrımı yapmaksızın toplumun tüm emekçi kesimlerini içine alır.
Bu girişi şunun için yaptım. Demokrasi kavramına yüklenen klasik anlam ya da halk yönetimi kavramı aldatıcıdır.
Antik Yunanda da demokrasi vardı. Ama, köleler ile kadınların oy hakkı yoktu. Erkek egemen monarşik bir demokrasiydi bu. Platon’un göklere çıkarttığı bir düzen…
Demokrasi kavramı avrupa’da ki burjuva devrimleriyle bugünkü formuna kavuştu. 18. yüzyılın burjuva demokrasileri devrimciydi. Feodal zorbalığı ya da klise ve soyluların zorba iktidarını yıkmış; toprağa bağlı köylüleri (serf) özgür yurttaşlara dönüştürmüş, düşünce ve ifade özgürlüğü getirmiş, halk kitlelerini iktidara getirmese de en azından bir anlamda ortak etmişti. Devrimin başını burjuvalar çekiyordu.
Sistemin temelini ise, serbest piyasası ekonomisi (kapitalizm), ideolojisini de liberalizm/özgürlükçülük oluşturuyordu.
19.yüzyılın ortalarından itibaren kapitalizm tekelleşme sürecine girdi, devrimci burjuvazi gericileşti, demokrasi davramının liberal içeriği değişmeye başladı, zaman içinde demokrasi kavramı sermayenin mutlak ağırlığını taşıyan oligarşik/ baskıscı bir kavrama dönüştü; hak kitlelerinin yönetime katılması biçimselleşti…
Bugünkü demokrasi modeli bu. Bir tür sermaye oligarşisi. 20 yılyılda kimi ülkelerde faşizme; yahut sermayenin kanlı diktatörlüğüne de dönüşmüştür…
**
Türkiye, demokrasi kavramıyla devrimci cumhuriyetle tanıştı.
Tek partili dönemde “çoğulcu demokrasi” denilen bir temsili demokrasi yoktu gerçi; ama, rejimin içeriği, üzerine bastığı sosyal düzen ve onun getirdiği değerler sistemi demokrattı.
Tamam, tarihsel/evrimsel açıdan gecikmiş bir devrimci bu. Ama, hem sapına kadar milliydi, çünkü kurtuluş savaşına sırtını yaslıyordu ve hem de feodalizmi/saltanatı yıkıp yerine özgür bir rejim getirmişti.
**
Lâfı şuraya getireceğim:
Geçenlerde bir “hanedan”düğünü”nde, eski bir RP’li milletvekili, cumhuriyet devrimini yapanlara/Atatürk ve arkadaşlarına “soysuzlar” dedi.
Onun terminolojinde “soysuzlar”ne anlama geliyordu peki ?
“Soysuzlar”ı, soyluların (hanedan) karşılığı olarak mı kullanıyordu, yoksa kavrama soyu belil olmayanlar veya karışık olanlar anlamını yükleyip hakaret mi etmek istiyordu ?
Eğer ilk anlamda kullanıyorsa, doğrudur; Cumhuriyet Devrimini yapanlar hanedan mensubu değillerdi, halktan kişilerdi.
Yok, diğer anlamda kullanıyorsa, yanılıyor. Devrimi yapanların soyu bellidir. Başta Atatürk olmak üzere devrimciler ağırlıklı olarak Türk’tür. Önderler arasında Kürtler, Lazlar ve Çerkesler de vardır; ama, Türk ağırlık bir soyun önderliğinde gerçekleşti devrim. Anadolu halkının büyük çoğunluğu da Türk olduğu için yeni kurulan devlete Türkiye Cumhuriyeti denildi.
Şunu anlayamadım:
Kendisine islamcı diyen birisinin, eğer “soysuzlar”ı ikinci anlamda kullanıyorsa (ki öyle) bakış açısı islami değildir. Çünkü islamda soy ayrımcılığı yoktur. Devletin çimentosu islamdır.
Nitekim, hanedan mensuplarının özellikle kadınlarının içinde Rus, Çerkes, Arnavut, arap vb. kökenli sultanların, cariyelerin olduğu bilinmeyen herşey değildir… Bu açıdan bakıldığında hanedan çok soylu’ydu. Keza Osmanlı bürokrasisi de…
Eski milletvekili saçmalıyor !
Osmanlıcı olabilirsiniz, bunu değişik şekillerde dile getirebilirsiniz, cumhuriyeti eleştirebilirsiniz, bunlar fikir ve düşünce özgürlüğünün içine, girer.
Peki hakaret niye ?
İnsanların düşüncelerini özgürce ifade etmelerinden yana birisiyimdir ben. İslamcı da, Osmanlıcı da,Cumhuriyetçi de, faşist de, demokrat da, komünist de vb. düşünceleri açıkça ifade edebilmelidir. Mao Tse Tung’un dediği gibi, yüz çiçek yan yana açmalı, yüz fikir birbiriyle yarışmalı…
Ama, terbiyesizleşmeden !
Kaldı ki eski milletvekili cumhuriyet devriminin önderlerine “soysuzlar”derken, gerçekte ayağına kurşun sıktığının bile farkında değil: Hem terbiye özürlü ve hem de cahil !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








