
HAK EDİYORUZ !
30 Ocak 2024 00:11:17
Bilinen şeyler de konuyu belirli bir siyasi sonuca ulaşmak için tekrarlamak istiyorum:
Ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, etnik vb. her alandaki sorunların çözümün o sorunları yaratanlarından beklemek (istemek değil) (yo hayır, ahmaklık değildir) ironidir ! İki kavram bir yerde iç-içe geçiyorsa eğer, benim cahilliğime verin !
Her toplumsal sorunun temelinde ekonomi yatar. Ekonomik sorunlar sosyal sorunları, onlar da siyasal sorunları belirler/tetikler.
Bir yerde sorun varsa, sorunun ortadan kaldırılması talebi de vardır. Bu bazen mahalle bekçisinden, bazen polisten, bazen idari birimlerden istenebilir. Sonuçta ülkeyi yönetenlerden…
Sorun eğer mesleki düzeyde bir ekonomik sorun ise, talep de değişik şekillerde o sorunu yaratanlara yöneltilir:
Fırın işçileri, fırın sahibine; fabrika işçileri patronlarına; patron devlet’se onu yönetenlere.
Talepler ekonomi ile sınırlıysa buna ekonomik mücadele denilir. Toplumsal mücadelenin en ilkel biçimi budur.
Ekonomik mücadelenin sosyal ve siyaset mücadeleye dönüşmesi süreci bir bilinçlenme sürecinde de.
İki kademeli bir süreçtir bu:
İlkten, mücadele içinde tek tek ekonomik sorunların aslında bir bütünün parçası olduğu görülür. Bu kez mücadele, o sorunları yaratan yönetmeliklerin, yasaların değiştirilmesi talebine dönüşür. Buna demokratik, mücadele denilir.
Demokratik mücadelenin siyasi mücadeleye dönüşmesi süreci taleplerin doğrudan siyasi iktidara yöneltilmesi şeklinde görülür.
Bu durumda hedef iktidarın demokratik yollardan değiştirilmesi biçimine bürünür.
sorunların iktidarı da aşıp sistemsel bir derinliği olduğu bilincine ulaşmaya ve sistemin de iyileştirilmesi için mücadele etmeye de aydınlanma diyoruz.
Toplumsal bilincin zirve yapması olayıdır bu.
Bir kişinin aydın sıfatına sahip olabilmesi için siyasi mücadeleye katılması yetmez; aynı zamanda toplumu ileriye taşıyacak sınıf bilincine de sahip olması gerekir.
**
Biliyorum uzattım.
Güzelim ülkemizde toplumsal bilinç düzeyi genelde ekonomik mücadele ile sınırlı. Gerçi seçimden seçime herkes gidip siyasal partilere oy veriyor, siyasal tercihte bulunuyor, ama bu olay siyasi bilinç kavramının karşılığı değil: Siyasal bilinç, sınıfsal çıkarları kristalize eden bilinçtir çünkü.
Bu bilinç düzeyi toplumun geniş kesimlerini kucaklamadığı için kitleler genelde sınıf çıkarlarına zıt partilere oy verirler.
Demokrasi kavramı bu şekilde biçimselleşir.
**
Emeklilere bakın:
TV mikrofonlarına “açız” diye yakınıyorlar; ama her seçimde ezici bir çoğunlukla kendilerini aç bırakanlara oy veriyorlar!
Oysa emekliler seçmen kitlesinin yüzde 35’ni oluşturuyor. En büyük parti onlar ! Onları çalışanlar izliyor. Bu iki gücün oyları sınıf bilinci temelinde birleşse, Türkiye’de toplumsal sistemi bile değiştirebilirler.
Demek ki esas sorunumuz ne ?
Siyasal bilinçten yoksunluk ! O bir yana sınıfsal bilincin bir basamak altından ya da demokrasi bilincinden bile yoksun bir toplumuz !
Yani…Kimse kusura bakmasın ama, bunca adaletsizliği, yoksulluğa, açlığı, kenara itilmişliği hak ediyoruz !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








