
ESAS SORUN…
06 Ocak 2024 00:02:50
GEZİ inatlaşmasının, sonunda , anayasamızın dımdızlak ortada kalacak bir yolayrımına varıp dayanacağı belliydi.
AYM’nin TİP milletvekili Can Atalay için aldığı hak ihlali kararı inatlaşmanın kırılma anı oldu.
Olayı biliyorsunuz, yinelemenin anlamı yok.
Hukukçular, Yargıtayın anayasa mahkemesinin kararına karşı çıkmasını “Olacak şey değil” şeklinde değerlendiriyorlar. Hemen tümü krizin çözülemeyeceği görüşünde.
Çözülebilir aslında:
Yargıtay, AYM kararı için “hukuki değeri yok” şeklindeki incitici kararını geri çeker, Can Atalay meclise girer, olay biter; bir “yol kazası” olarak tarihe geçer…
Çözüm bu !
Ne var ki bunun olmayacağını biliyoruz.
Şöyle bir şey olacak sanıyorum:
TBMM Başkanı Kurtulmuş ilkten CHP’nin meclisin bu olayla ilgili olarak olağanüstü toplanması önerisini reddedecek. Daha sonra, Can Atalay’ın kesinleşmiş mahkumiyet kararını mecliste oylatıp işi bitirecek.
Sonuçta Atalay’ın milletvekilliği düşecek, cezavinden çıkamayacak…
Bu senaryo şu anki krizi ortadan kaldıracak en “gerçekçi” ya da “akla yakın” senaryo…
Sonuçta TBMM Başkanı Kurtulmuş, Erdoğan’a karşı çıkacak değil !
Peki, böyle bir senaryonun hayata geçmesi yargı bağımsızlığı ve demokrasi ile örtüşecek mi ?
Örtüşmeyecek.
Krizin yukardaki senaryoya koşut olarak sonlandırılması belki çarşıyı sakinleştirecek, ama Türkiye’nin artık bir AYM’ye sahip olup olmadığı, anayasanın da bir konu mankenine dönüşüp dönüşmediği tartışmaları sürecek…
Anlaşılan o ki daha sonra mevcut senaryoya eklemeler yapılacak ve anayasa değişikliği önerisi yeniden ısıtılıp gündeme taşınacak.
İşin bu noktaya varması, dedim ya, ta baştan bekleniyordu. AYM’nin Atalay kararı anayasayı değiştirmek isteyenler için bir fırsat oldu.
Soru şu:
Anayasa karşıtları, anayasaya değiştirecek koşulları yaratabilecek mi ?
Yani, mecliste 400 milletvekilini bir araya getirip anayasayı değiştirilecekler mi ? Yahut bunu referandum yoluyla gerçekleştirebilecekler mi ?
Burası sorunun biçimi sadece.
Burada önemli olan, Tek Adam rejiminin kendi anayasasını yapma konusundaki isteği ve kararlılığı ! Ben AYM-Yargıtay çekişmesine bu açıdan bakıyorum. Bu olay, yeni bir anayasa yapma girişimleri altyapısını oluşturma olayı bana göre. Koşulları zorlamaya devam edileceklerdir.
Nereye geldik şimdi ?
Mevcut rejimin toplumsal yapımızı yeniden dizayn etme doğrultusundaki vizyonunun yeni bir durağına !
Daha önce de yazdım:
Anayasalar değişmez kutsal metinler değildir. Zaten 1961 anayasası değişe değişe kuşa döndü !
Burada önemli olan yeni bir anayasasının içeriğidir.
İktidar islamın daha net şekilde kendisini duyumsatacağı bir anayasa istiyor. Bu aynı zamanda mevcut anayasadaki lâiklik ilkesinin olabildiği kadar esnetileceği anlamına da geliyor.
Bunu zaten açıkça söylüyorlar da.
Demokrasi güçleri bu durumda ne yapmalı ? Mevcut anayasayı savunmaya devam etmekle yetinmeli mi, yoksa çağın ve Türkiye’nin koşullarına denk düşecek daha demokratik/devrimci bir anayasının yaşama geçmesi için mücadele mi etmeli ?
Ben ikincinden yanayım. İktidarın anayasa taslağına kontr bir taslak yaratmakla ise başlanabilir.
Sonuçta hepsi halka gitmeyecek mi ?..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








