
SORUN TEKELLEŞME…
18 Mart 2021 12:13:38
Türk Metal Kdz.Ereğli şube başkanı ile Teşkilandırma Sekreteri “istifa” etti, yerlerine başkaları atandı, bu arada iç-kaydırmalarla sendika yönetimi yeniden yapılandırıldı.
İki yönetici istifa mı etti gerçekten, yoksa görevden mi alındı sorusu üzerinde derinleşmeyeceğim; besbelli ki kibarca (!) görevlerinden alındılar.
Peki niye ?
İnanın nedenini çok umursamıyorum. Zaten yakında belli olur. Görevden almaları ne zaman umursarım biliyor musunuz ? İdeolojik ve siyasi bir görüş ayrılığına ve ya yerli-yabancı provokasyonuna dayalı olması halinde…
Var mı acaba böyle birşey ?
Bilmiyorum.
Ama, varsa hiç şaşırmayacağım.
Bakın niçin ?
Türk Metal, milliyetçi-muhafazakar bir sendika. Hep sağ tarafta oldu. Sendikacılık ilkesi, ta baştan, “sınırlarüstü sendikacılık”tı. Erdemir’de örgütlenmeye 1965’te başladı. Karşısında “sınıf ve kitle sendikacılığı”nı şiar edinen solcu Maden-İş vardı.
Türk Metal, 1980 darbesini izleyen ilk yıllarda Erdemir’de yetkili sendika haline geldi, 2005’in başlarından bu yana da tek sendika. Bir tür Tekel.
İlk baskısı 1990’lı yılların başlarında yapılan, Emeğin Çelikleşme Öyküsü’de (ki 2.baskı çok fazla teknik hata olduğu için dağıtılamamıştı) ayrıntılı olarak anlatmıştım.
1960 sonrası ile 1980 sonrasının başlarına kadar Erdemir, sendikal mücadelenin Türkiye çapında ses getiren sert mücadelelerine tanıklık etti. Şimdi düşünüyorum da, Erdemir eğer o dönemde, devletin değil de özel sektörün elinde olsaydı, adamlar bıkar, satıp savardı Erdemir’i. Öylesine çetin, yer yer trajik ve yer yer de komik olaylarla doluydu bu süreç. Kaotik bir süreçti kısaca.
Sonunda, özellikle Özal’ın ANAP’nın sonra da AKP’nin örtülü desteği Türk Metal’i şahlandırdı ve bu sendika 2005’ten bu yana tekelleşti Erdemir’de…
Siyasette olduğu gibi sendikacılıkta da bir işyerinde tek sendika olmak hem kolay, ama daha çok zor iştir. Hele Erdemir gibi karmaşık bir demografik yapıya sahip kentlerde…
Tek sendikanın üyeleri arasında her siyasal eğilimden işçiler olabilir, ki öyledir. Bunun dışında farklı bölge ve kentlerden gelen işçiler de toplanır aynı şemsiye altında.
Sendikanın tepe yöneticileri, tabandaki bu farklı siyasi eğilim ve hemşehri ayrımcılığını, yerel sendikanın yönetiminde birlikte temsil etmek gibi çok hassas bir görevle karşı karşıya kalırlar.
Türk Metal’de durum böyleydi geçmişte.
Örneğin, AKP’nin iktidara geldiği yılların başında, 2004-2007 döneminde sendikanın yönetimi sol eğilimli işçilerin elindeydi. Şöyle bir yerel kadrosu vardı Türk Metal’in:
İlhami Erdoğ (Başkan), Bahattin Aksakal (G. Sekreter), İsmail Hakkı Erdoğan (Mali sekreter). Yönetim kurulu: İrfan Güneş, Yusuf Dirican, Halit Hırçın, Muhses Meral ve Mustafa Altıntaş.
2007-2011 döneminde ise yönetim milliyetçi muhafazakarlara geçti. Tepe kadro şöyleydi:
Yusuf Ziya Odabaş (Başkan), İrfan Güneş (sekreter), Zafer Yüksel Karadağ (Mali sekreter), Ayhan Atay (Teşkilatlandırma Sekreteri).
O gün bugündür milliyetçi-muhafazakarlar, öteki eğilimlere verilen küçük ödünlerle işbaşında.
Yerli-yabancı ayrımcılığının yansımalarını da buna eklemeliyim…
Diyeceğim, tek sendika, kendi içinde çeşitli siyasal, sosyal, kültürel ve bölgesel sorunlar taşır…
Türk Metal, AKP iktidarın da kitle hareketlerine sıcak yaklaşmaması sonucu, o günden bu yana, istediği dengeleri kurabildi.
Merakım şu:
Son görevden almalar bir çatlama belirtisi mi acaba ?
“İstifa”ların nedeni ortaya çıksın, öğreneceğiz…
Şöyle bağlayacağım:
Bir işyerinde farklı sendikalarınn örgütlü olması, demokratik işlerliğe hem canlılık kazandırır, hem de renk katar.
Sendikal rekabet, tek olmanın rehavetini de ortadan kaldırır, yetkili sendika-işveren ilişkileri daha üstdüzeyde bir demokratik platforma taşınır…
Gelgelelim, benim görebildiğim kadarıyla, bu tür bir demokratik sirkülasyon umudu şimdilik yok.
Çelik-İş ile Türk Metal, metal işkolunu parsellemiş durumda.
Milli birlik ve baraberlik içinde, tek tek basaraktan, bade süzerekten arslanlar gibi koruyorlar işçi haklarını !
Şaka bir yana…
AKP iktidardan düşerse durum değişir mi ?
Bazı şeyler değişir elbette…
ETİKETLER : Yazdır
Dünyamız bir kabuğu değiştirmek üzere.Bunum etkilerini ülkemizdede görmekteyiz.Yazıda, 1945 sonrası kurulan düzende rol paylaştırılan işçilerin haklarını savunan örgütlerin kronoloki
- s.
- 1







