
B.MÜNİH-BEŞİKTAŞ MAÇINI İZLERKEN…
22 Subat 2018 09:59:38
Neoliberaller, futbolu da, kendisi gibi vahşi bir endüstriye dönüştürdü.
Futbol takımları AŞ’leşti, oyuncular metalaştı. Tüm kulüpler kıran kırana bir rekabet içinde… İşin içinde her türlü kirlilik var…
Futbolun beşiği halen bu spor türünün ilk ortaya çıktığı ve popülerleştiği, Avrupa… Futbolun en önemli organizasyonları da orada, AB’nin metropollerinde…
Avrupa kıtasında beş büyük futbol ligi var. Bunlar İngiltere, İspanya, İtalya, Almanya ve Fransa.. Ötekiler, Türkiye dahil, “alt lig” kabul ediliyor. Portekiz,Hollanda, Belçika, vb…
Gerçi “alt lig”lerdeki futbol takımlarının Avrupa düzeyinde önemli başarıları yok değil. Örneğin Galatasaray’ın 2004 yılında UEFA kupası ile Süper Kupa’yı kazanması gibi…
Ama bu başarılar, “münferit” olmaktan öteye gidemedi ve gidemiyor. Avrupa futbolunun sürekli olarak başını çekenler, beş ligin içinde başa oynayan takımlar…
Yani…
Neoliberalizmin AB metropolleri, futbolun da metropolleri…
Futbol endüstrisinde büyük rakamlar dönüyor. Büyük kulüplerin bütçeleri gitgide devleşiyor.Her yıl büyük gelirler elde ediyorlar. Şirketleri diri tutmak için her dönemde yüzmilyonlarca avroluk oyuncu transferleri yapıyorlar, en iyi oyunculara sahip olmak için birbiriyle kıyasıya bir rekabet içindeler…
Daha geçenlerde Neymar ismindeki Barselona’lı bir futbolcu, Fransa’nın PSG takımına 220 milyon avroya transfer edildi.
Futbolcular, kulüplerine büyük paralar kazandıran metalara dönüştü… Bunlar, ortalama 10 yıl kullanılıyor, daha sonra daha düşük bedellerle alt liglere satılıyor. Bu arada “yıldız” oyuncular da önemli paralar kazanıyorlar, ama dedim ya, çok çok 10 yıl…
Çin, ABD ve Arap sermayesi, Avrupa futbolu için hem yatırımcı ve hem de ithalatçı… Örneğin Fransa’nın PSG takımının büyük hissesi Katar’lıların elinde…
Sırtından para kazanılan hedef kitle ise, sadece Avrupada değil, dünyanın her yerinde, genelde yoksul ve ortahalli halk kitleleri…
o o o
Bizim gibi köklü bir sanayi devrimi yapamamış, bu yüzden gerikalmış (aslında bırakılmış) ülkelerin futbol endüstrisi de kendisine benzer. Şirketler kötü yönetilir, tümü borç batağındadır. Takımları daime avrupanın üstdüzey takımlarının yanında sönük kalır. Mali tabloları kötü olduğu için ancak kariyerinin sonuna gelmiş “yıldızlar” bizim ligi transfer edilebilir.
Şirketler kötü yönetildiği için, bunların oyuncu üretim merkezleri de (buna altyapı deniliyor) ya yoktur ya da çok zayıftır. Yatırım olmadığı için üretim de yoktur. Bu nedenle süper lig ve hatta alt liglerin ilk 11’lerinde yabancı oyuncular fazla olur hep.
B.MÜNİH-BEŞİKTAŞ MAÇINI SEYREDERKEN
Salı akşam TRT 1’de Bayern Münih-Beşiktaş maçını izlerken bunlar geldi aklıma…
Maçın favorisi zaten B.Münih’ti. Beşiktaş, “sürpriz” peşindeydi. Ama, oyunun daha başlarında bir savunma oyuncularını kırmızı kartla yitirince, maçın kaderi de belli oldu. Eğer Beşiktaş, maçın başında bir oyuncusunu yitirmese, belki seyir zevki daha iyi bir maç izlerdik, ama olmadı. Maç, 5-0 gibi ağır bir skorla sonuçlanırdı. Maçın rövanşı da olmasına rağmen, Beşiktaş şimdiden kupadan elendi. Çünkü bu skoru delecek bir sonucun İstanbul’da alınması mucizeden de öte bir şey olur.
FUTBOLUN MANTELİTESİ DEĞİŞİYOR
Futbolun kuralları arada bir değişir, ama kurgusu pek değişmez, belirli kalıplara/formüllere dayalıdır hep. Takımlar belirli bir işbölümü esasına göre oynarlar.
Ya hücum kurgusu ağır basar, ya da savunma kurgusu… Oyunun oynanış biçimini bu kurgu ya da diziliş belirler.
Klasik kurguda kilit mevki oyun kuruculuğudur ki buna 10 numara denilir. Top, büyük ölçüde, iki takımın oyun kurucularında toplanır, onlar oyunun akışını organize ederler.
Bu mantalite ya da oynanış biçimi artık değişiyor. Modern futbolda, “oyun kurucu” diye bir kavram yok, çünkü oyunu kaleci dahil tüm oyuncular kuruyor. Bu yüzden oyun, çok hızlı oynanmaya başlandı.
Buna tipik bir örnek olarak İngiltere’nin M.City takımı gösterilebilir.
Bizim Arda Turan ismindeki oyuncumuzun Barselona’da tutunamamasının nedeni bu. Yahut, modern futbola ayak uyduramaması ! O’na yöneltilen kolektif eleştiri, orada, “oyunu yavaşlatıyor” şeklindeydi zaten.
Bizde Başakşehir, bu oyun mantalitesine yakın bir takım. Ama onda da, oyun kurucusu sorunu aşılabilmiş değil. Başakşehir’in oyun kurucusu Emre Belezoğlu. Özellikle orta saha oyuncuları topu her ayaklarına geçirilişlerinde sahada onu arıyor, çoğu kez hiç gerekmediği halde topu ona veriyorlar.
O da topu ya iade ediyor veya sağına soluna bakıp topu atacağı uygun oyuncu arıyor…
Bu şekilde oyun yavaşlıyor, rakip takımın savunma oyuncuları rahatça yerleşiyorlar yerlerine… Aynı takıma bir de Arda’nın gelmesi, sanıyorum, Başakşehir için uzun vadede bir handikap yaratacaktır.
Uzattım…
Bir laf vardır:
Ucuz etin yahnisi yavan olur denilir..
Bizim futbolumuz da böyle. İkinci sınıf oyuncular, eski yıldızlar ve çağı yakalayamamış futbol anlayışı ile bu kadar oluyor !..
Beşiktaş’ı kutluyorum. Ağır yenilgiye rağmen oyunu çirkinleştirmediği ve son düdüğe kadar mücadeleyi sürdürdüğü için…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








