Yeni Ufuk Gazetesi  - Kdz Ereğli ve Zonguldak bölgesel haberler
 
logo
  •  
    •  » TEKNOLOJİ
    •  » MEDYA
    •  » FOTO GALERİ
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » TÜM HABERLER
    •  » YAZARLARIMIZ
    •  » ARŞİV ARAMA
    •  » HABER ARA
    •  » SEKTÖR
    •  » KÜNYE
  • ZONGULDAK
  • KDZ.EREĞLİ
  • ALAPLI
  • GÜLÜÇ
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • POLİTİKA
  • MAGAZİN
  • YAŞAM
  • DÜNYA
  Son Dakika |  Kdz.Ereğli Özel Anadolu Hastanesi’nin Gemi Adamı Sağlık Raporu düzenleme yetkisi iptal edildi
  Son Dakika |  Kaymakam Fatih Yılmaz el attı. Kıyıcak'ta sorun çözüldü.
  Son Dakika |  Zonguldak’a atanan ve görev yeri değişen hakim ve savcılar belirlendi
  Son Dakika |  Son Dakika… MHP Zonguldak İl Başkanı görevden alındı
  Son Dakika |  TTK’da kura çekimi sonuçlandı. İşte tam liste..
  Son Dakika |  Ercan Kolçak'ın kız arkadaşı tutuklandı
  Son Dakika |  Tapu Personeli asılsız yorumlar hakkında suç duyurusunda bulundu
  Son Dakika |  Akçakoca Belediye Başkanı gözaltına alındı
  Son Dakika |  Devrim Dural’dan Kılıçdaroğlu’na “Sende utanma yok mu?”
  Son Dakika |  CHP'ye kayyım: Mutlak butlan kararı çıktı, Kılıçdaroğlu'nun partinin başına geçmesine karar verildi
19 Haziran 2026 Cuma
AZİZE ÖĞRETMEN

AZİZE ÖĞRETMEN
25 Kasim 2016 02:22:42

Yazar : Sina Çıladır

        
Ben, “karartma geceleri”nin çocuğuyum…
Savaş çocuğu.
Zonguldak’ın üzerine karanlık çöktü mü, evlerde bir telaştır başlardı. İlk iş, koyu renkli (çoğu maviydi) perdeleri dikkatle kapatmak olurdu. Elektrik lambasının düğmesine sonra basılırdı…Elektriği olmayan evlerde, kocaman “şişe”li “5 numaralı” gazyağı lambalarının cama yakın yerlerine konulmamasına itina edilirdi. “İdare Lambaları”, evin en önemli aydınlatma gereciydi. Evin yaşlıları, hava kararmadan, küçücük idare lambalarının “şişe”lerini itinayla temizlerlerdi. İlkten, lambaların cam “hazne”sine gazyağı tenekesinden huniyle gaz konulur, potin bağı kalınlığındaki fitilin erimiş uçları makasla kesilirdi…
Bazı geceler, hükümet konağının tepesindeki elle çalışan alarmın sesiyle irkilirdik.
Alarm sesiyle elektrik ve gazyağı lambaları telaşla söndürülür, evler gözlerini alarmlı geceye kapatırdı. Simsiyah bir örtü çekilirdi sanki kentin üzerine…
Bizim evde elektrik vardı. Babam (Ahmet Naim) tüm camlara koyu mavi storlar taktırmıştı. Bu nedenle alarmlı gecelerde bile lambaları kapatma gereği duymazdık. Eğer dışarıya ışık sızarsa, çok geçmez mahallenin posbıyıklı Arnavut bekçisi kapıyı güm güm çalar, lambaları kapatmamızı isterdi. “Tehlike” geçtikten sonra alarm yeniden çalar, herkes rahatlardı. “Tehlike”nin “düşman uçağı” olduğu söylenirdi.
İsmet Paşa Türkiyesi, Batı’nın diretmesine rağmen savaşa girmemişti. Ama, Zonguldak devrin başlıca enerji kaynağı olan taşkömürünü üreten tek vilayetiydi. Bunun yanısıra, Fransız sermayeli Ereğli Şirketi’nin millileştirilmesinin üzerinden de çok çok birkaç yıl geçmişti. Kentin düşman uçakları tarafından vurulması olasılığı büyüktü yani…
Bundandır, karartma gecelerini korku ve büyük titizlikle yaşayan vilayetlerin başında geliyordu Zonguldak…Projektörler gece boyunca gökyüzünü tarar, düşman uçağı arardı.
Biz çocuklar, projektörlerin makas yapmasını cam kıyılarından keyifle izlerdik.
Zonguldak, savaş yıllarının acısını en ağır şekilde çeken bir vilayetti. Kömür üretiminin arttırılması için tüm köylerdeki zinde nüfusa madenlerde çalışma mükellefiyeti getirilmişti.             Bu arada askerlik çağına gelenlerin de askerlikleri ertelenmişti. Maden bölgelerinde kışla düzeni kurulmuştu. Onikişer günlük devrelerle madene “inen” köylülere asker üniformasına benzeyen (haki renkli pantolon-ceket ve kasket) giydiriliyordu. İşçiler “asker tipi barakalar”da yatıp kalkıyor ve asker karavanası yiyorlardı. Ünlü “Kömür Alayı”da bunlardan oluşuyordu.
Ağır çalışma koşullarından bunalıp “firar” edenleri yakalayıp yeniden madene sürmek için bir de Tahkimat (Destek) Komutanlığı kurulmuştu.
        İş kaçaklarına “düşman” gözüyle bakılıyordu. Yakalananlara işkence yapıldığı, eşlerine tecavüz edildiği söylentileri yayılıyordu…
Madende çalışmamak için el ve ayak parmaklarını kesenlerin olduğu, bu arada korkunç bir rüşvet çarkının döndüğü şeklindeki söylentilerin ardı arkası kesilmiyordu.
Madenci-yazar-Şair Turgut Etingü zaman zaman bizim eve yemeğe gelir, babam Ahmet Naim’le bu olayları konuşurlardı. Zaman zaman da, herhalde benden 7 yaş büyük ağabeyimin duymaması için konuşmalar Fransızca yapılırdı.
Yıllar sonra, babamın mükellefiyet dönemine ilişkin notlarını içeren bir kareli defterinin bulunduğunu öğrenmiştim. Babam o defteri özenle saklardı. 
        Notlar eskitürkçeydi. Bu deftere, babamın bana intikal eden sanat mirası (araştırma, roman, hikaye, oyun, makaleler, kitaplar) ile birlikte 1970’li yıllardaki tutuklanmalarım sırasında el konuldu, onları bir daha ele geçirmek mümkün olmadı. Babamın, sanat ve bilim çevrelerinde “kayıp kitap” olarak anılan çalışmasını bu kareli defterdeki notlar oluşturuyordu.
Dönelim karartma gecelerine…
Ekmek karneyle veriliyordu. (Kişi başına yarım tayın). Ama, ben istisnaydım. Fırının tezgahına ancak ellerimin uzandığı 4-5 yaşlı dönemde, tek başına fırına gider, tezgahtara parasını uzatır ve “oğlum bana bir ekmek ver” derdim. Tanırlardı beni. İsteğim hiç geri çevrilmezdi. Evin ekmeğini sağlayan “erkek” bendim o sıralar. Babam, bana için için kızar (çünkü ayrıcalıklı işleri sevmezdi), ama herhalde kırmamak için sesini çıkartmazdı…
        Mithat Paşa ilkokuluna başladığım yıllarda da savaş henüz bitmemişti, savaş yıllarının yokluğu-yoksunluğu sürüyordu…
Mithatpaşa ilkokulunun başöğretmeni, tam bir cumhuriyet kadını ve öğretmeni olan Azize(Sirel) öğretmendi. O, okulun her şeyiydi. Her zaman son derece şık ve bakımlıydı. Bütün her şeyiyle ilgilenirdi okulun.
En titizlendiği konu da, cumhuriyet kültürünün minik beyinlere ne derece nüfuz ettiğini araştırmaktı. Sorular sorar, marşlar okutur, cumhuriyet inkılaplarını anlatan kitapları, broşürleri, bizzat eliyle dağıtırdı bizlere.
Hafta sonralarının istiklal marşı ile hafta içlerinin bahçede okunan Ant’ını bizimle birlikte yüksek sesle söylerdi. Bazı günler beyaz mendiliyle gözlerini kurularken görürdük onu.. Cumhuriyet öğretmenlerinin simgesiydi o.
O günlerden bu yana köprülerin altından çok uzun yıllar aktı.
Zonguldak hala Zonguldak, taşkömürü hala taşkömürü, ama cumhuriyet, aynı cumhuriyet değil ! Ulusal bayramlar aynı bayramlar değil ! Cumhuriyet sevdalılarının, Azize öğretmenlerin sayısı gün gün azalıyor çünkü…
Artık karartma geceleri yaşamıyoruz ama, beyinleri kararanların sayısı gitgide kabarıyor !..
Yani… Buradan bakıldığında, Zonguldak da aynı Zonguldak değil artık, güzelim ülkemiz de !.
Azize öğretmenimi saygı ve sevgiyle anarken, azize öğretmenlere layık tüm öğretmenlerin Günü’nü içtenlikle kutluyorum.

ETİKETLER : Yazdır

      Yorumlar

    Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.

     Yorumlar ( 1 )

    Mehmet Sirel
    10 yıl önce

    Sayın Sina Çıldır aynı dönemlerde bende aynı okulda okudum Azize Sirel annem idi hakkında yazdıkların için çok teşekkür ederim.Hakikaten cumhuriyet ve Atatürk sevdalısı biri idi. Mehmet Sirel

     Beğen (1)

    • s.
    • 1

     Diğer Yazıları


    • Zonkişot
      31-05-2011 | 03 : 15 50
    • NİHAYET !
      06-09-2024 | 00 : 16 39
    • CUMARTESİ NOTLARI
      31-03-2025 | 00 : 16 23
    • KANDİL/DEM ORTADA KALDI !
      01-04-2025 | 00 : 30 02
    • TARLABAŞI
      15-08-2022 | 18 : 52 30
    • İKTİDARIN KÜRT POLİTİKASI
      28-11-2024 | 00 : 11 23
    • KİM KİMLE BARIŞACAK ?
      14-01-2025 | 00 : 20 09
    • SOL, SANAYİ, ÇEVRE…
      25-11-2024 | 00 : 05 42
    • SURİYE’DE NELER OLUYOR ?
      02-12-2024 | 00 : 03 54
    • AB CHP’ye NİÇİN SOĞUK ?
      03-04-2025 | 00 : 34 13
    • DURUM
      17-05-2024 | 23 : 58 29
    • İPİN UCU...
      21-03-2025 | 00 : 25 49
    Tüm Yazıları

     Köşe Yazarlarımız


    • Sina Çıladır
      Sina Çıladır
      OYUN İÇİNDE OYUN !
    • Sina Çıladır J
      Sina Çıladır J
      BELEDİYESPOR DEĞİL, FAKÜLTEYE DESTEK OLALIM
    • civileme
      civileme
      MÜZEYYEN
    • Gamze Gayret
      Gamze Gayret
      TEKAY İNŞAAT’IN YÜKSELİŞİ: BAŞARI MI, AYRICALIK MI?
    • Zehra Çıladır
      Zehra Çıladır
      BİR VATANIMIZ VARSA ATATÜRK SAYESİNDE !
    • Hasan Hüseyin Yalvaç
      Hasan Hüseyin Yalvaç
      SEVGİLİLER GÜNÜ
    • M.Kademoğlu
      M.Kademoğlu
      Mesajlar eksik. Şimdi geri yükle Yükleniyor...
    • Melda Yenin
      Melda Yenin
      ELEŞTİRİ.. ONARMAK MI, YIKMAK MI?

     Çok Okunan Köşe Yazıları


    • BUGÜN
    • BU HAFTA
    • BU AY
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır
      OYUN İÇİNDE OYUN !
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır
      TRUMP’IN KOŞULLU TEMİNATI !
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır
      YAPAY ENGELLEMELER OLMAMALI !
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır
      KILIÇDAROĞLU’NUN MİSYONU !
    • Editör Görseli
      Gamze Gayret
      TEKAY İNŞAAT’IN YÜKSELİŞİ: BAŞARI MI, AYRICALIK MI?
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır
      DÖKÜLDÜK !
    • Editör Görseli
      Gamze Gayret
      AK PARTİ TEŞKİLATLARINDA KÖKLÜ DEĞİŞİM BAŞLADI.../KANTARCI KURULTAY İÇİN İMZA VERMEMİŞ.
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır J
      NERENİN ÇOCUĞU OLDUĞU ÖNEMLİ Mİ?
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır J
      İSTEMEM YAN CEBİME KOY
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır
      CHP KİME KURBAN EDİLİYOR ?
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır
      KILIÇDAROĞLU KONUMUNUN FARKINDA MI ?
    • Bize Ulaşın
    • Künye
    • Reklam
    Yeni Ufuk Gazetesi  - Kdz Ereğli ve Zonguldak bölgesel haberler

    © yeniufuk.com.tr

     Künye - iletişim
     

    Mobil uygulamayı indirmek için tıklayınız


      Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
    Kdz.Ereğli/Zonguldak
      03723121008
      eregliyeniufuk@gmail.com
     
    İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
    Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.