Yeni Ufuk Gazetesi  - Kdz Ereğli ve Zonguldak bölgesel haberler
 
logo
  •  
    •  » TEKNOLOJİ
    •  » MEDYA
    •  » FOTO GALERİ
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » TÜM HABERLER
    •  » YAZARLARIMIZ
    •  » ARŞİV ARAMA
    •  » HABER ARA
    •  » SEKTÖR
    •  » KÜNYE
  • ZONGULDAK
  • KDZ.EREĞLİ
  • ALAPLI
  • GÜLÜÇ
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • POLİTİKA
  • MAGAZİN
  • YAŞAM
  • DÜNYA
  Son Dakika |  AK Parti Ereğli İlçe Başkanlığı’ndan belediyeye sert eleştiri: “Algı siyaseti değil, hizmet belediyeciliği”
  Son Dakika |  Türkiye’nin 401. büyük sanayi kuruluşu Çınar Boru’nun Çınar Çelik tesisinde işçi eylemi
  Son Dakika |  TTK’da kapatılan ocaklar yeniden gündemde: Yeni yönetmelik Zonguldak’ta dikkatleri güvenlik önlemlerine çevirdi
  Son Dakika |  12. Yargı Paketi yasalaştı: İcra satışlarından idari davalara kadar birçok alanda önemli değişiklik
  Son Dakika |  Beklenen oldu.. CHP Zonguldak İl Başkanı görevden alındı
  Son Dakika |  AK Parti Alaplı İlçe Başkanı Altan Güngör görevinden istifa etti
  Son Dakika |  Ali Ünlü’den bomba iddia: “Recep Yılmaz kulübü kendi şirketine 8 milyon lira borçlandırdı”
  Son Dakika |  Zonguldak İl Genel Meclisinde bağımsız üye sayısı 3 oldu
  Son Dakika |  Kaymakam Yılmaz: “Trafik komisyonu konuyu yeniden ele alacak”
  Son Dakika |  Echomar Hastanesi’nde yaşanan tedavi süreci mercek altında
03 Ağustos 2026 Pazartesi
DEMOKRASİ SINIF DİKTATÖRLÜĞÜDÜR!

DEMOKRASİ SINIF DİKTATÖRLÜĞÜDÜR!
03 Nisan 2013 14:44:55

Yazar : Sina Çıladır

        
“Atatürk diktatördü!..”
“İsmet İnönü diktatördü!..”
“Cumhuriyet’in ilk 23 yılı, diktatörlüktü!..”
“Türkiye’ye demokrasi, 1946’da geldi..”
Bunlar, tutucu çevreler ile onlardan feyz alan liberal çevrelerin savlarıdır.
Bilinse de, ben her zamanki gibi, baştan alacağım:
Türkçe sözcüklerde diktatör şöyle tanımlanır:
“Bir sınıfın veya zümrenin egemenliğini temsil etmek üzere bir devletin idaresini şartsız ve kayıtsız olarak elinde tutan kimse.”
Bu tanım, diktatörlüğü bireyselleştiren bir tanımdır. Ama, aynı zamanda sınıf gerçeğini de vurgular; yani, bireysel diktatörlüğün üzerine bastığı toplumsal zemini de açıklar.
Buradan şöyle bir anlam çıkar:
Belirli bir sosyal sınıfa ya da zümreye yaslanmayan diktatör olmaz!
O zaman tanımı, şu şekilde basitleştirme olasıdır:
Diktatörlük, sınıf veya zümre egemenliğinin bireylerde simgeleşmesidir. Örneğin padişahlar da diktatördü!
Demek oluyor ki diktatörler, sınıflı toplumlarla birlikte ortaya çıkmıştır. Hikâyesi ise şöyledir:
İlkel (komünal) toplumda sınıflar yoktu. İnsanlar kabileler halinde yaşıyorlardı. Kabile üyeleri, birlikte meyve-bitki topluyor, birlikte avlanıyorlardı. Elde edilen gıdalar, eşit olarak paylaşılıyordu. Sömürü yoktu.
Ama, yine de bir kurulu düzen vardı. Zekası, gücü, yönlendirme yeteneği olan; avcılık ve atıcılıkta öne çıkmış bireyler, aşiret üyeleri tarafından “reis” seçiliyordu. Reis, yakın çevresi ile birlikte aşireti yönetiyordu. Büyücüler, ötekilerden ayrılan fantastik görünümleri ve kişilikleri ile kurulu düzenin devamını sağlıyorlar; güçlerini de “gizemli” varlıklardan alıyorlardı! Bu, embiyon halinde bir tür siyaset üretimiydi. 
Bence ilk aydınlar büyücülerdir.
Başlarda, kabileler arasındaki savaşlarda ele geçirilen esirler öldürülüyordu. Çünkü onların beslenmesi ve gözetim altında tutulması sorundu.
Giderek teknoloji görece olarak ilerledi. Kabile üyeleri, toprağı ekip biçmeyi öğrendiler. Doğal olarak bir üretim fazlası doğdu.
Bu gelişmeden sonra, kabileler arası savaşlarda esir edilenler, toprakta çalıştırılmaya, çeşitli alanlarda kullanılmaya başlandılar. Üretim fazlasına el koyanlar, ilk egemen sınıfı oluşturdular. Toplum, köle sahipleri ve köleler şeklinde ikiye ayrıldı. Sömürü ortaya çıktı.
Köleci toplum, giderek, ekonomik, sosyal ve politik aşamalardan (devrimler yoluyla) geçerek, feodal toplumu, o da kapitalist toplumu yarattı.
Bu toplum biçimlerini, sınıfların ortadan kaldırılması sürecini başlatan sosyalist toplumlar izledi. Sosyalizmin son aşaması olan Komünizm teorik olarak sınıfların ve sömürünün tümüyle ortadan kalktığı eşitlikçi bir toplumsal düzeni ifade eder. 
Tarihsel gelişmenin toplumsal durakları (aşamaları) böyle bir şeydir işte.
Bu uzun girişi şunun için yaptım:
Bir toplumsal düzenden ötekine geçiş sancılı bir süreç olmuştur daima. İsyanlara, toplu katliamlara, iç-savaşlara yol açan bir süreç!
Bir ileri toplumu temsil eden devrimci sınıf, ezilenleri etrafına toplayarak kendi düzenini kurmuştur. Buna devrim diyoruz.
Burada dikkat edilmesi gereken, devrimci sınıfın, kendi ideolojisini, politik ilkelerini ve kendi toplum biçimini tümüyle egemen kılıncaya kadar, kimi zaman militarize görüntüler içeren bir yönetim üslubu benimsemesidir. Buna devrimci diktatörlük deniliyor.
Her toplumda böyle olmuştur bu! Bunun başka bir yolu da zaten yoktur. Marks’ın ifadesiyle “Zor, toplumun ebesidir.”
  
Örneğin, Kurtuluş Savaşımızı izleyen Cumhuriyet Devrimi sürecinde de aynı gelişme yaşanmıştır. Süreç, devrimci sınıfın kendi ideolojisini, siyasetini bir kültüre dönüştürme; kendi ekonomik-sosyal düzenini yaratma süreci olarak belirmiştir.
Bu, bireysel simgesini Atatürk’te bulan ulusal ve toplumsal bir dikta sürecidir. Zorunlu bir süreçtir! Kurtuluştan sonra devrimciler ortaya sandık koysalardı Vahdettin İngiltere’den döner tahtına otururdu! Çünkü laik cumhuriyet esprisi henüz yerine oturmamıştı; kitleler tarafından benimsenmemişti… Devrimi her alanda sürdürmek zorunluydu.
Bu tablo, sadece devrimler için değil, karşıdevrimler için de geçerlidir. Bugün Türkiye’de yaşananlar, demokrasi kisvesi altındaki karşıdevrimci sürecin dışavurumu ya da görselleşmesidir.
Devrimci dikta, tarihi ileriye taşırken, karşıdevrimci dikta, tarihsel gelişim sürecine dirsek yaptırır!
Türkiye’de bugün yaşanan budur.
Atatürk’ün ölümünden sonra devrimci süreç hızını yitirmiş: 1946’daki çok partili rejimle birlikte karşıdevrimci sürece dönüşmüştür.
Sovyetler Birliği’nde de böyle olmuştur bu!
Kapitalizmle el ele tutuşan Gorbaçev oportünizmi, Sovyetlerin sonunu hazırlamıştır.
Denilebilir ki, devrimin durakladığı yerde, karşıdevrim palazlanmaya başlar; bu nedenle devrimin her alanda kararlılıkla sürdürülmesi gerekir.
Ben CHP’yi niye eleştiriyorum sık sık?
Cumhuriyet devrimine sımsıkı sahip çıkmadığı için! Devrimle reformculuğu aynı kefeye koyduğu için!
Oysa bu ikisi birbirini tamamlamaz; reformizm devrimin altını oyar!..
Baştaki tutucu ve neo-liberal savları şöyle yanıtlayabiliriz:
Cumhuriyet, sınıfsal temelini asker-sivil aydın zümrede bulan ve Atatürk’te simgeleşen devrimci bir diktatörlüktü.
Devrimci süreç, çok partili yaşamla birlikte, karşıdevrimci bir sürece dönüştü. Karşıdevrim 1950’de iktidar oldu. Menderes, işbirlikçi burjuvazinin ve toprak ağalarının sınıf diktasının ilk temsilcisiydi.
“Demokrasi” olarak da anılan çok partili rejim, gerçekte işbirlikçi burjuvazi ile toprak ağalarının diktatörlüğünden başka bir şey değildir!
“Demokrasi” adı altındaki egemen sınıf diktaları, bugün en berrak ifadesini “Tek Adam” rejimlerinde bulmaktadır.
ABD’deki Obama diktatörlüğü gibi!
Tayyip Erdoğan’ın istediği rejim de budur.
Özetle, diktatörleri, devrimci ve karşıdevrimci olarak ikiye ayırmak olasıdır.
Cumhuriyet, devrimci bir diktatörlüktü!
O dönemdeki sosyalist toplumlar, işçi sınıfı diktatörlüğünü simgeliyordu. 
Bugün ABD’de ve Avrupa’da emperyal burjuvazisinin diktatörlükleri var.
Türkiye’de de 1950’den bu yana egemen güçlerin diktası var.
Bugün’se, sınıf diktası bireyselleşme yolunda!..
Sermaye (burjuva) demokrasisi, adı üzerinde, gerçekte, mülk sahiplerinin diktatörlüğüdür.
Sosyalist toplumlardaki halk demokrasileri ise, mülksüzlerin ya da emekçilerin diktatörlüğüdür. 
Halk yönetimi anlamına gelen demokrasi kavramı, ikincisine gerçeklik kazanır. 
Demokrasi kavramı, teorik olarak, komünist toplumlarda anlamını yitirir. Çünkü sınıflarla birlikte sınıf diktası da ortadan kalkar!..
Bir cümleyle özetlemek gerekirse; demokrasi, bireylerde de simgeleşen sınıf diktatörlüklerinin alternatifi değildir; tekil ve çoğul biçimlerde görselleşen kendisidir!..  
 

ETİKETLER : Yazdır

      Yorumlar

    Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
    Henüz bir yorum yapılmamış

     Diğer Yazıları


    • Zonkişot
      31-05-2011 | 03 : 15 50
    • NİHAYET !
      06-09-2024 | 00 : 16 39
    • CUMARTESİ NOTLARI
      31-03-2025 | 00 : 16 23
    • KANDİL/DEM ORTADA KALDI !
      01-04-2025 | 00 : 30 02
    • TARLABAŞI
      15-08-2022 | 18 : 52 30
    • İKTİDARIN KÜRT POLİTİKASI
      28-11-2024 | 00 : 11 23
    • KİM KİMLE BARIŞACAK ?
      14-01-2025 | 00 : 20 09
    • SOL, SANAYİ, ÇEVRE…
      25-11-2024 | 00 : 05 42
    • SURİYE’DE NELER OLUYOR ?
      02-12-2024 | 00 : 03 54
    • AB CHP’ye NİÇİN SOĞUK ?
      03-04-2025 | 00 : 34 13
    • DURUM
      17-05-2024 | 23 : 58 29
    • İPİN UCU...
      21-03-2025 | 00 : 25 49
    Tüm Yazıları

     Köşe Yazarlarımız


    • Sina Çıladır
      Sina Çıladır
      SON VİRAJ !
    • Sina Çıladır J
      Sina Çıladır J
      TOPLANTIDAN AĞABEY ÇIKMADI
    • civileme
      civileme
      YEDİĞİ KABA PİSLEYENLER
    • Gamze Gayret
      Gamze Gayret
      SİYASETİN SONUNDA DUA MI KALIR, BEDDUA MI?.../TISKAOĞLU NE ZAMAN KÖTÜ OLDU?
    • Zehra Çıladır
      Zehra Çıladır
      ÖĞRETMENLERE SAYGI-SEVGİ…
    • Hasan Hüseyin Yalvaç
      Hasan Hüseyin Yalvaç
      SEVGİLİLER GÜNÜ
    • M.Kademoğlu
      M.Kademoğlu
      Mesajlar eksik. Şimdi geri yükle Yükleniyor...
    • Melda Yenin
      Melda Yenin
      ELEŞTİRİ.. ONARMAK MI, YIKMAK MI?

     Çok Okunan Köşe Yazıları


    • BUGÜN
    • BU HAFTA
    • BU AY
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır
      SON VİRAJ !
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır J
      TISKAOĞLU-ÇOLAKOĞLU KAVGASI
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır
      POPÜLİZME DİKKAT !
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır
      HANÇER YARASI GİBİ !
    • Editör Görseli
      Gamze Gayret
      SİYASET DERSİ VERENLER, ÖNCE KENDİ KAVGALARININ HESABINI VERSİN!
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır J
      TOPLANTIDAN AĞABEY ÇIKMADI
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır J
      TISKAOĞLU-ÇOLAKOĞLU KAVGASI
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır J
      ALAPLI AK PARTİ
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır J
      ASIL KONGRE ŞİMDİ BAŞLIYOR
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır
      POPÜLİZME DİKKAT !
    • Editör Görseli
      Sina Çıladır
      HANÇER YARASI GİBİ !
    • Bize Ulaşın
    • Künye
    • Reklam
    Yeni Ufuk Gazetesi  - Kdz Ereğli ve Zonguldak bölgesel haberler

    © yeniufuk.com.tr

     Künye - iletişim
     

    Mobil uygulamayı indirmek için tıklayınız


      Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
    Kdz.Ereğli/Zonguldak
      03723121008
      eregliyeniufuk@gmail.com
     
    İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
    Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.