
"İŞKAZASI" DEĞİL, İŞCİNAYETİ!
21 Ocak 2013 23:58:27
Kozlu ve Gelik'teki grizu patlamalarında 9 işçimiz öldü, çok sayıda işçimiz yaralandı.
"Kaza"lardan sonra bilinen şeyler yaşandı: Enerji Bakanı Zonguldak'a geldi. Ölenlerin yakınlarına başsağlığı diledi. Gazetecilere beyanat verdi; olayların titiz şekilde soruşturulacağını ve sorumluları hakkında gerekli işlemlerin yapılacağını söyledi. Sonra çekip gitti. 9 ölümlü "kaza", yeni bir toplu ölümlü "kazaya" kadar, gündemden düştü böylece!..
Hep böyle olur zaten: Ölen ölür, kalan sağlar yallah kuyulara!..
"İşkazası" diye geçiştirilen madenci ölümlerinin çoğu, gerçekte "kaza" değil, düpedüz cinayettir!
8 işçinin öldüğü Kozlu'daki ocak hakkında Sayıştay tarafından iki yıl önce düzenlenen rapordaki ifadeler "kaza" denilen olayın gerçekte cinayet olduğunu gösteriyor!
İşte o raporun canalıcı özeti:
"(Bu ocakta) vahim olaylarla karşılaşılmaması tamamen tesadüftür."
Raporun üzerinden iki yıl geçmiş; bu süre içinde hiçbir güvenlik önlemi alınmamış! Derken grizu patlıyor ve 8 işçi feci şekilde ölüyor!..
Şimdi elinizi vicdanınıza koyun: Bu olaya "kaza" diyebilir miyiz?
Diyeceksiniz ki kömür madenindeki ağır ihmal sonucu meydana gelen "kazalar" yeni bir şey mi?
Yok canım! Madenin işletmeye açıldığı 1848'den beri böyle bu! Tam 165 yıldır Zonguldak kömür ocaklarında çalışan maden işçileri çok sayıda yoldaşlarını her yıl cinayet gibi "kaza"larda ölüme yolcu etmişlerdir!..
Elimizde Osmanlı dönemine ilişkin "kaza" istatistikleri yok. En eski rakamlar 1920'li yıllara ait:
1927-1932 yılları arasında Zonguldak kömür ocaklarında 282 işçi ölmüş, 3109 işçi yaralanmıştır. Altı yıl içindeki ortalama ölüm sayısı 47, yaralı sayısı ise 518'dir. (Kaynak: Ahmet Naim (Çıladır), Zonguldak Havzası s.153).
1936-1938 yılları arasındaki "kaza"larda ise 221 işçi ölmüş, 7710 işçi yaralanmıştır. Her yıla düşen ortalama ölüm 73,6. yaralı 2570'dir
Ocaklar sanki savaş alanıdır.
Şimdi bir kıyaslama yapalım:
Aynı devrede Zonguldak ta her ölüme düşen kömür tonu 32.400 civarında iken, yani madenciler 32.400 ton kömür üretmek için işçilerinden birisini karatoprağa verirken, Almanya'da 224.800 tona 1 ölümlü kaza düşmektedir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Sina Çıladır, Taşkömürü Havzasının Devletçilik Dönemi, s.29).
Zonguldak ocakları öteden beri bir kıyma makinesi gibidir!..
2. Savaş yıllarında ölümlü ve yaralanmalı "kaza"lar zirve yapmıştır. 1941-1948 yılları arasındaki "kaza"larda 659 işçi ölmüş, 28 bin 675 işçi yaralanmıştır. Her yıla düşen ölüm sayısı 82,3'tür. Yaralı sayısı ise 3 bin 584,3' tür.
1942 yılında 108, 1947 yılında da 121 işçi çeşitli (çoğu göçük) "kaza"larda can vermiştir.
1966-1967 arasındaki ölümlü "kaza" sayısı 807'dir. Yaralı sayısı ise 93 bin 704'tür.
Ölüm ortalaması 59,9'dur. Yaralı ortalaması 9 bin 369'dur. (Bkz: Sina Çıladır, aynı yerde).
Ölümlü ve yaralanmalı "kaza"ların sayısı; 1980-50 yılları arasında, 1983 yılında Kandilli'de meydana gelen ve 103 işçinin öldüğü facia ile 1992 yılında Kozlu'da meydana gelen 263 işçinin canverdiği facia sözdışı, üretim düşüklüğüne koşut olarak gerilemiştir.
Örneğin 1988'de ölüm sayısı 32, yaralı sayısı 7 bin 270'dir. Ölüm sayısı 1994'te 21'e, yaralı sayısı 3 bin 116'ya gerilemiştir.
Şu var ki, üretim-kaza oranlarına bakıldığında, Zonguldak Havzasındaki ölümlü "kaza"ların kömür üreten Batı ülkelerine kıyasla 20 misli fazla olduğu görülmektedir. Örneğin kömür üreten gelişmiş ülkelerde 1 milyon ton kömür üretimine 0,4 ölüm olayı düşerken, bu oran Zonguldak'ta (1978'de) 10,5 tir.
Ölüm oranları 1983'te 24,1; 1992'de 55,8'dir. 1984-1994 ortalaması ise 10'dur. Yani, Batı ülkelerine göre, 1 milyon ton kömüre düşen kaza oranı 1990'lı yıllarda (Batı'nın) 20 misliydi!..
Gelelim günümüze..
(Geçenlerde TTK Genel Müdürü Rauf İnan'a bir mektup yazdım. Son 15 yılın üretim, yatırım ve kaza istatistiklerini istedim. İlk elden bilgi almak benim temel ilkemdir. Amacım, 1996 yılında yayınlanan "Taşkömürü Havzasının Devletçilik Dönemi " ismindeki kitabımın genişletilmiş yeni basımını hazırlamaktı.
Yanıt alamadım.
Şunu anımsatmak istiyorum :
Rauf Beyler gelir geçer; ama, kitaplar kalır. Bizim yaptığımız geleceğe hizmettir. Tabii anlayanlar için !..)
Her neyse.
Havzadaki ölümlü " işkazaları "na ilişkin " ikinci el " bilgiler günümüzde şöyle :
2004-2012 yılları arasındaki " işkazaları "nda 132 işçi yaşamını yitirmiştir. 132 ölümün 82'si özel ocaklarda, 50'si de TTK ocaklarında meydana gelmiştir. Yıl ortalaması 14,6'dır.
TTK ile özel ocakların üretimi, azami 3 milyon ton/yıldır. Buna göre, her milyon ton kömür üretimine asgari 4,86 ölümlü " işkazası " düşmektedir. Özel ocaklardaki oran 5,8'dir.
Kömür üreten gelişmiş ülkelerde milyon/ton'a düşen ölümlü kaza sayısı, azami 0,5'tir. Buna göre, Zonguldak Havzasındaki ölümlü " işkazaları ", örneğin Almanya'ya kıyasla 20 kat daha fazladır.
1990'lı yıllara kıyasla ölümlü " kaza " oranı düşüklük göstermektedir. Düşüklüğün nedeni, üretimdeki gerilemedir.
Şöyle özetleyebiliriz :
Zonguldak Havzasındaki ölümlü " işkazası " oranı, milyon/ton üretime göre, gelişmiş ülkelerin asgari 12 katıdır.
Özel ocaklarda TTK'nın üçte bir oranında işçi çalışmasına karşın, ölümlü " kaza " sayısı ile milyon/ton'a düşen " kaza " oranı insafsız bir üretim zorlaması olayının yaşandığını gösteriyor..
Özel ocakların TTK'nın üçte biri oranında işçi çalıştırmasına karşın TTK'ya yakın düzeyde üretim yapması bunun açık kanıtıdır. Çünkü özel ocaklarda kullanılan teknoloji, emeğin verimliliğini arttıracak düzeyde değildir; tam tersi, TTK'nın aşağısındadır. Bu da üretim zorlaması olayının bir başka izahıdır.
( Bu arada, kaçak ocaklarda üretilen kömürlerin hangi kanallardan dolaşım sürecine girdiği bir muammadır !..
( Kaçak ocak sektörünün (!) ürettiği kömür miktarı ile kaza sayılarını bilmediğimiz için, onları değerlendirmenin dışında tutuyoruz !..)
Sonuç :
Özelcilik kamu kuruluşu olan TTK'nın verimliliğinin düşmesine yol açmıştır. En büyük zararı da işçiler görmektedir. Taşeron işçilerinin sendikasız olması onların daha çok ezilmesine yol açmaktadır. GMİS'in bu konuda daha aktif olması gerekir.
Kömür havzasının esas ihtiyacı, 1940 yılındaki gibi, füzyon'dur. (birleştirmedir )
Tüm özel ocaklar yeniden TTK'nın bünyesinde toplanmalıdır. Buna koşut olarak işçi sayısı arttırılmalı ve emeğin verimliliğini yükseltecek teknik/eğitsel önlemler alınmalıdır. En önemlisi de madenlerin " taşta ilerleme " dedikleri yeni kuyular-lağımlar açma yatırımlarına hız verilmelidir.
Bu haliyle maden çöküşe gidiyor ! Özel sektör işçileri vahşi şekilde sömürülüyor ! İş güvenliği önlemlerinin yetersizliği nedeniyle ocaklar ölümcül birer tuzağa dönüşmüş durumdadır !
Çıkış yolu, tek sözcükle, devletçiliktir.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








