
İKİ TAHİR BEY
09 Haziran 2012 21:07:31
Kardeşim Doğu Karauğuz’un imzalayarak gönderdiği ve babası Tahir Karauğuz’un özyaşamını içeren “Kuvay-ı Milliye Ruhuyla Bir Ömür” adındaki kitabı üzerine bir şeyler yazmamam çoklarının dikkatini çekti.
Geçenlerde Doğu, Zonguldak’ta bizim Cumhur Aksel’e yakınmış; “Ona kitap gönderdim, ama suskun kaldı” gibilerden bir şeyler söylemiş.
İki hafta önce beni ziyarete gelen çizgi-desen ustası Ayhan Kiraz da aynı konuyu dile getirdi. Kiraz’a kitap için elimin niye kaleme gitmediğini anlatmaya çalıştım.
Başkalarından da benzeri uyarılar aldım.
Mevlana, kendisine saçma-sapan sorular soran kişileri üzmemek için susar, soruyu anlamazdan gelirmiş…
Edilgen bir yöntem de olsa kimi zaman bu tutumu ben de benimserim.
Doğu’nun kitabı için de aynı şeyi yapacaktım. Ama sonra düşündüm. Tarihi gerçeklerin çarpıtılması veya eksik yansıtılması karşısında suskun kalmak doğru bir tutum olmayacaktı.
Yeni Ufuk’un geçen sayısında yayınlanan değerli hocamız Hamit Kalyoncu’nun aynı konuyu işleyen o güzel yazısı, kalemi elime almamın etkenlerinden birisi oldu ayrıca.
İlkten şu Kuvay-ı Milliye kavramı üzerinde durmamız gerekiyor. Gerçi bilinen bir kavram bu. Ama, kavramın bazı nüanslarının atlanmaması için konu üzerinde yine de derinleşmek gerekiyor:
Kuvay-ı Milliye, anlamı üzerinde, Milli Kuvvetler demek. Kurtuluş Savaşına ve Aydınlanma devrimine şu veya bu biçimde fiilen katılanlar “Kuvay-ı Milliyeci” olarak anılır.
Kuvay-ı Milliyetçiliğin kökünde İttihatçılık yatar; en berrak ideolojik ifadesini de Kemalizm de bulur.
Şu var ki Kuvay-ı Milliyecilik, bir kez takılıp sonra da ömür boyu yakada taşınacak bir rozet değildir. O sıfatı hak etmek için, Kuvay-ı Milliye ruhunu, hiç ödün vermeden, ömür boyu sürdürmek ve korumak, o çizgiden hiç sapmamak gerekir..
Tahir Karauğuz’un Kuvay-ı Milliye Hareketi’ne (daha çok kalemiyle) katıldığı ve Zonguldak’ta birçok ilke imza koyduğu doğrudur.
Kalemiyle diyorum, çünkü Tahir Bey’in, Doğu’nun kitabının kapağındaki üniformalı fotoğrafı, Doğu’nun da belirttiği gibi, Osmanlı ordusunda yedeksubay olarak görev yaptığı döneme aittir. Tahir Bey, Kurtuluş Savaşına asker kimliği ile katılmamıştır.
Öte yandan, kitaptaki iddiaların aksine, Tahir Bey’in Zonguldak’ta Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’ni örgütlediği iddiası da doğru değildir. Bunun aksini iddia etmek, direniş örgütünü Zonguldak’ta kuranlara haksızlık yapmak olur.
Zonguldak Müdafa-i Hukuk Cemiyeti 28 Ekim 1919’da kurulmuştur. Kurucuları ise şu vatanseverlerdir:
Emekli Yüzbaşı Ethem Bey (Başkan), Dr. Nihat, Ali Rıza (Orman fen memuru) Hüseyin Bey (Davavekili)
İki yıl sonra yönetim şu şekilde değişmiştir.
Müftü İbrahim Efendi (Başkan) Alizade Ali, Hacı Bekirzade Fevzi, Belediye Başkanı İbrahim, İktisat Müfettişi Bedri, Mamural-ül Aziz, Jandarma alay komutanlığından emekli Ethem Bey ve Orman Muamalat Memuru İhsan Bey.
Bartın ve Ereğli’deki Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinin kurucuları ve yöneticileri arasında Tahir Bey’in adı yoktur. (Ayrıntılı bilgi için bkz. S.Çıladır, Zonguldak Havzasının Tarihi Gelişimi, GMİS yayınları).
Ama, öyle de olsa, Karauğuz yine de Zonguldak’ın yetiştirdiği en önemli aydınlardan ve kültür adamlarından birisidir. O’nu şahsen tanımış olmak benim için hep onur kaynağı olmuştur.
Kalyoncu Hocamızın, Yeni Ufuk’un geçen sayısındaki yazısında çizdiği Tahir Karauğuz portresi hoştu; ama, O’nun ideolojik formasyonu net şekilde tanımlanmamıştı.
Tahir Bey, Kuvay-ı Milliye ruhunu, onun belkemiğini oluşturan Misak-ı Milli Milliyetçiliğini yahut Atatürk milliyetçiliğini, daha baştan itibaren yanlış yorumlayan bir aydındır.
Tahir Bey, Türkçüydü, Ülkücüydü. O’nun soyadına ve ünlü dergisinin adına da (Doğu) yansıyan milliyetçilik anlayışı, özellikle 1940’lı yılların başlarından itibaren iyice derinleşerek, ideolojik kulvarda, Turancılık’la el ele tutuştu; ırkçı bir nitelik kazandı.
Kuvay-ı Milliyeci Tahir Bey, özellikle 1940’lı yılların başlarından itibaren, ırkçı Tahir Bey’e dönüştü!..
1940’lı yılların başlarında yayınlanmaya başlayan Doğu dergisi, ırkçıların belli başlı kültür odaklarından birisiydi.
Dergide yazıları yayımlanan ünlü Türkçüler arasında Ziya Gökalp, Hüseyin Namık Orkun, Edibe Çivi, Prof. Dr. Akdes Nimet Kunt, Enver Behnam Şapolyo, vb.. Türkçüler bulunuyordu. Başlarda antiemperyalist esintiler taşıyan bir kültür hareketi, bir ideoloji olarak kendisini gösteren Türkçülük, özellikle 2. Dünya savaşı yıllarında Misak-ı Milli milliyetçiliği ile köprüleri atmıştı!.. Turan yolundaydı!..
Doğu dergisinin, Hitler’in Sovyetler Birliğine saldırdığı 1940’lı yılların ilk yarısında çıkmasının altı çizilmelidir!..
Bu tarih, bizim ırkçıların Hitlerci kesildiği; Hitler’in “komünizm mezalimi altında inim inim inleyen Ortaasya Türklerini kurtarması”nın beklendiği bir döneme rastlar!..
Bu, işin ideolojik yanı. Bir de toplumsal yanı var:
1940’lı yıllar, “Milli Şef” faşizminin zirve yaptığı yıllardır.
Bu dönemde en çok ezilen emekçilerin başında maden işçileri gelir. 1940-1948 yılları arasında Zonguldak köylülerine konulan madende çalışma yükümlülüğü (2.Mükellefiyet) emekçiler üzerindeki faşist uygulamaların zirvesidir.
O kadar ki, 1940 başında, mükellefiyetten kaçanları yakalamak ve ocaklara sürmek için, bindirilmiş kıtalardan oluşan bir “Tahkimat Komutanlığı” kurulmuş; yakalanan “kaçaklar”a işkence yapılmış; ünlü araştırmacı ve gazeteci Turgut Etingü’nün ifadesiyle, “İş kaçakları”nın kadın ve kızları tecavüze uğramıştır…
Şu var ki, Tahir Bey’in “Doğu”sunda tık yoktur!.
Tam tersi, Milli Şef’e övgüler düzülmekte; maden işçilerine nerdeyse “parya” gözüyle bakılmaktadır!..
Şimdi soruyorum:
Bu mudur ömür boyu taşınan Kuvay-ı Milliyecilik ruhu?!.. Yahut Atatürkçülük?!..
Atatürk’ün ölümüne kadar olan dönemin Tahir Bey’i ile gazete ve dergisini, ırkçı esintilerine rağmen sineye çekmek olasıdır; ama 1940’tan sonraki Tahir Bey’i hala Kuvay-ı Milliyeci saymak, tarihi gerçeklere ters düşmek anlamına gelir.
Doğu’nun en büyük yanlışı, babasının tüm ömrünü bir Kuvay-ı Milliyeci olarak geçirdiği iddiasıdır!..
Oysa buna gerek yoktu!. Tahir Karauğuz, Cumhuriyet Devrimciliğine ters gelen ırkçı kimliği bir yana Zonguldak’ta yine de anılmaya değer işler yapmış bir kültür-sanat adamı ve aydındır. Bu portreye gereksiz çizgiler eklemeye gerek yoktu. “Ömür boyu Kuvay-ı Milliyecilik” tespiti, Karauğuz’da eğreti duruyor!..
Son olarak şunu söyleyeceğim:
Belirli bir yaşa gelmiş, yani söyleyeceği çok şeyi ve zamanı kalmamış eli kalem tutan kişilerin, tarihe ve topluma karşı olan sorumluluklarını daha derinden duyumsamaları ve dile getirmeleri gerekir.
Ben bu yazıda bunu yapmaya çalıştım.

Sina Çıladır’ın notu:
Tahir Karauğuz’un Doğu dergisi, üç ayda bir çıkıyordu. Dergide gençlere de bir sayfa açılmıştı. Ancak bu sayfada sadece Türkçü, ülkücü yazılara yer veriliyordu. “Doğu”, Zonguldak’ta “ülkücü bir gençlik yetiştirme” misyonunu da üstlenmişti.
Dergide sık sık “kurt” simgesi kullanılıyor; Türkçülük-ülkücülükle ilgili kuramsal yazılara ve tarihsel araştırmalara yer veriliyordu. Bir istisna olarak Ahmet Naim’in (Çıladır) toplumsal gerçekçi hikâyeleri de yayınlanıyordu dergide.
Ama derginin genel çizgisi, “misak-i milli milliyetçiliği”nin, yahut Kuvay-ı Milliyeciliğin reddettiği ırkçılıktı!..
(Kaynak: Doğu, S.Teşrin, İ.Kânun,1944)
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








