
LAİKLİK NEDİR, NE DEĞİLDİR?
07 Mayis 2012 00:23:47
Aydınlanma devrimimizden 90 yıl sonra laiklik kavramının tartışılması yeteri kadar traji-komiktir. Ama, bir gerçek de var ortada: Tarih nehri ülkemizde “dirsek” yaptı. Çoktan aşılmış, tarihe mal olmuş kavramlar, siyaset edebiyatımızın en çok tartışılan kavramları haline geldi! Demokrasi ve onun özünü oluşturan laiklik gibi!..
Bundan da anlaşılıyor ki Türkiye bugün tersine bir “devrim” yaşıyor!.. Buna “karşıdevrim” de diyebiliriz.
Laiklik kavramını sık sık ele alışımızın nedeni, belirli çevrelerin kavramı çarpıtması, konu üzerinde Frenklerin “dezenformasyon” dedikleri bilgi kirliliği yaratmalarıdır. Din sömürüsü görülmemiş boyutlara ulaştı!..
Gelelim kavrama:
Laiklik, kapitalist düzenin üst yapısının en önemli enstrümanıdır. Kökü Rönesans’a uzanır. Sözcük, Yunanca “Laos”tan (halk) türetilmiştir. Dilimize ise Fransızcadan girmiştir. Laiklik din ve ibadetin özgürleşmesidir. Öyküsü ise şöyle:
Ortaçağ Batı’sındaki feodal/monarşik toplumlarda halk (köylüler) toprağa bağlıydı, toprakla birlikte alınıp satılabiliyordu. Bunlara “serf” deniliyordu.
Devlet merkezi bir otorite (kral) tarafından yönetiliyordu. O da kiliseye bağlıydı. Yönetim, din esaslarına göre biçimlenmişti. Toplumsal hiyerarşinin tepesinde kilise bulunuyordu.
Serfler üretiyor; kilise ile soylular (aristokrasi) artı-ürüne el koyuyordu.
Yuvarlanıp gidiyorlardı.
Tarihsel ve toplumsal gelişmeye koşut olarak pozitiv bilimlerdeki ilerlemeler, yeni icatlar, örneğin buhar gücünün makinelerde kullanılmaya başlanması, yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi, zamanla feodal ilişkileri zorlamaya başladı. Yeni bir sınıf (burjuvazi) doğdu. Onun da üretim için serbest işgücüne gereksinmesi vardı. Bu da emekçiyi toprağa bağlayan kurulu düzenin yıkılmasını, köylülerin serbest işgücü haline gelmesini zorunlu kılıyordu.
Öyle de oldu. 18.yy’nin sonları ile 20.yy’nin başlarından itibaren dünya bir yığın burjuva-demokratik devrime sahne oldu. Batı’da monarşiler yıkıldı, yahut İngiltere ve Hollanda’da olduğu gibi sembolik hale geldi; yerlerine burjuvazinin egemen olduğu Cumhuriyetler kuruldu. Emek özgürleşti; toplumsal denklem; sermaye-emek veya sosyal planda burjuvazi-işçi şeklinde kuruldu. Sömürücü sınıf bu kez burjuvazi oldu.
Bu yeni düzene kapitalizm denildi.
Yeni rejim, din ve inanç kavramlarını yeniden biçimledi.
Din ve devlet işleri birbirinden ayrıldı. Bireyler din ve inanç konusunda özgürleştiler. Din esaslarına göre yönetilen devletlerin yerini laik devletler aldı.
Yönetim katında ve yasalarda, dindar ile dinsiz eşitlendi. İnanma veya inanmama özgür bırakıldı. Halkın üzerindeki din baskısı kaldırıldı…
Buna laiklik adı verildi.
Çokları laikliği “dinsizlik” olarak algılıyorlar.
İlgisi yoktur.
Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, bireyler üzerindeki din baskısının kaldırılmasıdır.
Laiklik, dine değil, din devletine karşıdır. İslam toplumları için konuşacak olursak şeriatçılığa karşıdır.
Laiklik, din ile ibadetin, devletin ve halkın karşısında özgürleşmesidir.
Bir kapitalist İslam veya Hıristiyan toplumunda dindarlar olduğu gibi dinsizler de bulunabilir.
Bu, en genel anlamda demokrasinin gereğidir.
Dindarlık ve dincilik (şeriatçılık) birbirinden farklı şeylerdir. Dindar laiklik de olabilir, dinsiz laik de!..
Bizde laik rejim, Cumhuriyet ya da Aydınlanma devrimi ile kuruldu…
Yeri geldi, bir soru açalım:
Kapitalizm din devletleri ile uzlaşır mı?
İkisi bir arada olur mu?
Batı’da din devleti kalmadı. Doğu’da, özellikle Ortadoğu’da böyle devletler var. Zaten Ortadoğu, tarihsel ve toplumsal açıdan bir müzeye benziyor!
Altyapısı kapitalist, ütopyası dinci devletler, toplumsal gelişme yasaları açısından birer ucubedirler!..
Bu tür çelişkili bir yapı, ancak zorbalıkla ve geçici süreler için kurulabilir.
O da, emperyalizmin izin verdiği ölçüde!..
Galiba canalıcı soruya geldik:
ABD ve AB emperyalizmi Türkiye’de böyle bir rejimin kurulmasına izin verir mi?
Bu, Türkiye’yi yönetenlerin hangi ölçüde emperyalizme bağlı olduğu ve olacağı sorusuna bitişiktir.
Bilinir ki emperyalist devletler bu konuya da faydacı (pragmatik) açıdan yaklaşırlar. Ülke eğer emperyalistlere biat edecekse, onlar açısından din devletinin mahzuru yoktur.
Tıpkı, ABD’nin kucağında oturan Suudi Arabistan’da olduğu gibi!..
Yok, İran örneğindeki gibi aksi ise, onun ipinin çekilmesi için her türlü hinoğlu birliği gösterirler.
ABD’nin, Türkiye’de, Kemalizm’in “tam bağımsızlık” ilkesini yıkmak için, AKP’nin başını çektiği ılımlı bir İslam devleti kurma projesi buna bir başka örnektir!..
Ilımlı din devleti, aşağısının emperyalistler ile işbirlikçilerinin yağmaladığı; yukarısının ise başının göğe erdiği ve örtüldüğü çağdışı bir devlet modelidir!
Türkiye oraya gidiyor!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








