
DARBELER NASIL ÖNLENİR?
26 Nisan 2012 20:54:24
“Asker siyasete karışmasın, kışlasında otursun” mantığı, demokratik toplumlar için geçerli ve doğru bir mantıktır. Öyle toplumlarda asker zaten siyasete karışmaz; işini yapar.
Ne var ki bize pek uymaz bu! Uymadığı da son elli yılda yaşanan üç darbe ve bir de postmodern darbeden bellidir.
Filmi biraz geriye saracak olursak, darbe geleneğinin Osmanlı’ya uzandığını görürüz:
Padişahları alaşağı eden Yeniçeri İsyanları, askerin yüzlerce yıldır siyasetin içerde olduğunu gösterir..
II. Abdülhamit’i deviren 1908 Meşrutiyet devrimi özünde bir asker-sivil aydın darbesidir. İttihat ve Terakki Fırkası’nı kuranlar da asker sivil aydınlardı zaten. İttihatçılığın kökleri Jöntürklere uzanır.
Öte yandan İttihatçılığın Kemalizmi doğurduğunu söylemek de yanlış olmaz.
Tüm bu hareketlerin ortak noktası, bağımsızlık, çağdaşlık ve antidespotizmdir.
Hiçbir toplumsal hareket, gökten zembille inmez. Bu, birer toplumsal hareket olan darbeler için de geçerlidir.
Darbeciliği ve darbeleri doğru kavramak için, onları yaratan toplumsal koşulların doğru bir analizini yapmak gerekir.
Yeniçeri isyanları sınıfsal bir temele basmıyordu. İktidarı ele geçirmeyi amaçlayan organize hareketler değildi. Padişahı ve çevresini “değiştirmeye” yönelik hareketlerdi.
İsyanların kökeninde de ekonomik çıkarlar ve entrikacılık yatıyordu: Egemen sınıfın kendi içindeki güç kavgasının ürünleriydi bunlar…
İsyanların, Celali isyanları örneğinde görülen köy soygunluğuna dayalı bir haydut tipi de vardı.
Osmanlı tarihindeki orduyu “modernize” etme çabaları yeniçeri isyanlarına bir tepkiydi. Örneğin Nizam-ı Cedit hareketi…
İttihat Terakki Hareketi ise, köhnemiş feodal yapıyı onu temsil eden monarşiyi ya da merkezi otoriteyi kökten değiştirmeyi amaçlayan devrimci bir hareketti.
Devrimciliğin kökünde ise milliyetçilik yatıyordu. Zaten milliyetçilik bayrağını 20.yüzyılın başlarından itibaren hep ordu yükseltmiştir.
Aydınlanma devrimi ise, tüm devrimci geleneğin zirvesidir. Aydınlanma, köhnemiş, emperyalizmin boyunduruğuna girmiş feodal-monarşik yapıyı çağdaşlaşma hareketidir.
Darbeler şeklen birbirlerine benzerler, ama içerikleri farklıdır.
Örneğin 27 Mayıs’la 12 Mart arasında içerik farkı vardır.
Sonrasını biliyoruz:
İçerikleri aynı olmasa da darbeler darbeleri izledi!..
“Darbe olmasın” deniliyor.
Olmasın elbette!
Şu var ki darbeler soyut temennilerle veya zecri tedbirlerle önlenemez! Darbeleri yaratan toplumsal koşulları değiştirmeden, onları önlemenin olanağı yoktur.
AKP iktidarının yanıldığı nokta burası!
AKP, darbeciler ile potansiyel darbecileri nötralize ederek hedefe varacağını sanıyor. Yanılıyor!..
Darbeci geleneği yıkmak için, bağımsızlık, çağdaşlık, kısaca demokrasi yolunda köklü adımlar atmak gerekir.
Bağımsızlık idealinin, çağdaşlaşmanın boğulduğu toplumlar geriye gider! Tersine değişim, bunun kaçınılmaz sonucu olan otoriter rejimler yaratır. Bu da, darbeci geleneğin yeniden filizleneceği bir ortam oluşturur.
Darbeciliğin panzehiri, gerçek demokrasidir! Bağımsızcılıktır, laikliktir, ulusalcılıktır, yenilikçiliktir.
Bunlar yoksa darbeciliği tarihin defterinden silmek mümkün olmaz.
Sildiğinizi zannedersiniz ama bir bakarsınız Phoenix gibi kendi küllerinden yeniden doğmuş!..
Darbeleri önlemek isteyenler yüzlerini gerçek demokrasiye dönmek zorundadırlar.
AKP tersini yaşıyor!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








