
AKDENİZ EREĞLİSİ!
19 Mart 2012 00:18:03
Kdz. Ereğli’nin Tarihi’ni (Demokrat yayınları,2001) yazarken, en çok zorlandığım bölüm, bu güngörmüş kıyı kasabasının ne zaman Türklerin egemenliği altına girdiği bölümü olmuştu. Bu konuda değişik kaynaklar, farklı ve birbirini tutmayan bilgiler veriyorlardı. Ereğli fetih mi edilmişti? Satın mı alınmıştı? Yoksa, kentin nüfus yapısında Türklerin giderek ağır basması sonucu mu gerçekleşmişti “egemenlik”?
Burası net değildi; hatta tarihler de birbirini tutmuyordu!
Ama, şurası nettir;
Eski bir Yunan kolonisi olan Ereğli, 1923’e kadar azımsanmayacak bir Rum nüfusu barındırıyordu. O kadar ki, Prof. Mübeccel Kıray’ın verdiği bilgiye göre, 1923 mübadelesine kadar kentin 8 bin olan nüfusunun beşte birini (1200 kişi) Rumlar oluşturuyordu.
Yani Ereğli, diğer etnik gruplar sözdışı, 1923’e kadar iki soyun, dinin ve kültürün yan yana, iç içe yaşadığı bir kıyı kasabasıydı.
Toplumsal yapıya ise feodalizm egemendi ve öyle olması da doğaldı.
Zaman zaman düşünürüm:
Yaklaşık olarak 2500 yıllık bir Yunan (Rum) ve Osmanlı kenti olan Ereğli’de, Rum kültüründen ve Osmanlı’dan günümüze ne kaldı?
Kültür deyince çokları antik çağdan kalma yontuları, yapı kalıntılarını, vb. anlıyor. Tamam, onlar da binlerce yıllık kültür mirasını motifleridir. Ve ne yazık ki bunların büyük bir kısmı, Fatih’in İstanbul’u fethi sırasında Boğazkesen Hisarında “taş malzemesi” olarak kullanılmıştır!
Peki kültür kavramının öteki öğeleri olan yeme-içmeden giysiye ve sanat’ın çeşitli dallarına kadar uzanan o geniş kültür birikiminden ne kalmıştır günümüze?
Örneğin, Cumhuriyet’e kadar Ereğli nüfusunun beşte birini oluşturan Rumlar’ın kültür mirası nerededir? Yeme-içme, giysi, dans, müzik, sanat mirası?..
Yok olmuş! Çünkü çeşitli ideolojik-kültürel dürtülerle salip çıkan olmamış Rum kültürüne!.
Osmanlı kültür mirası için de aynı şey söylenebilir.
Peki niye?
Bunun iki nedeni var bence:
Birincisi, Aydınlanma (Cumhuriyet) Devriminin, tüm yurtta olduğu gibi, Ereğli’de de yeni bir kültür yaratma çabasının yol açtığı bir tür redçilik ve asimilasyondur.
Bu, özellikle “yabancı”ların (Rum-Ermeni vb.) genel nüfus içinde önemli bir yer tuttuğu Ereğli gibi kentlerde, Milliyetçi dürtülerle hem “yabancı” ve hem de Osmanlı kültür mirasına sırt dönülmesi sonucunu doğurmuştur.
İkincisi, 1960’lı yıllarda Erdemir’in getirdiği farklı bölge insanlarının “kendi” öz kültürlerini (yeme-içme, gelenek-görenek) Ereğli’ye taşımalarıdır.
Bu durum, Ereğli’nin özgün kültürünün git gide yozlaşmasına yol açmış; elde kala kala bir oyun, bir iki türkü, bir iki yemek, zorla yaşatılan bir bez dokuma (elpek) ile taş fırın pidesi kalmıştır!.
Onlar da; Ereğli’nin yerlilerinin azınlığa düşmesi sonucu değişen damak tadı, müzik, oyun, giysi, vb. kültürü nedeniyle yok olma sürecindedir. Ereğli’nin özgün mimarisinin örnekleri de çirkin ve gelişi-güzel yapılaşmaya teslim olmuştur!..
Daha da kötüsü, Cumhuriyet Devrimi’nin yarattığı Milli-Demokratik kültür birikiminin de “Atatürkçü” Aydınların edilgenliği ve atıllığı nedeniyle git gide yozlaşmasıdır. Ereğli de hızla tutucu kültürün etkisi altına girmektedir.
Cumhuriyet kültürü bugün Ereğli’de de Atatürk’ün heykel ve resimlerinden ibarettir! Örneğin, Cumhuriyetten seksen küsür yıl sonra yapılabilen Halkevinde bile, laik Cumhuriyet kültürünün izleri yoktur! Halkevi, içinde inin-cinin top oynadığı bir tabeladan ibarettir!
Halkevi, yerel yönetimin Atatürkçülüğe formalist açıdan yaklaşmasının tipik bir örneğidir! Bina yapmak kolaydır; zor olan, o binayı Aydınlanma Devriminin kültürel birikiminin “ev”i yapmaktır.
Yerel yönetim “ev” de yapıyor ama; Ereğli’nin sosyo-kültürel ve etnik mozaiğini parçalamak için!..
Beterin beteri vardır denilir; Ereğli bu özdeyişin tipik bir örneğidir!
Ereğli gitgide fizikman da özgünlüğünü yitiriyor! Bunun en gözönündeki örneği, yerel yönetimin, Karadenizli Ereğli’yi bir Akdeniz kıyı kentine dönüştürme çabasıdır! Ereğli’nin ve genelde Karadeniz’in doğasında bulunmayan palmiye, lale, vb. ağaç ve bitkilerin kıyıya damgasını vurması, marina girişimleri, cafe-barlar, vb. Ereğli’yi bir Akdeniz kenti haline getirme hayalinin somut örnekleridir!..
Ereğli şu anki haliyle, fiziki ve kültürel özgünlüğünü büyük ölçüde yitirmiş; Akdeniz kasabalarına benzetilmeye çalışılan, her bakımdan kozmopolit bir kent haline gelmiştir.
Ereğli’nin köylerde yaşayan özgün kültürünün elde kalanlarını da; yakın köylerin mahalle haline getirilmesi ve uzak köylere kadar uzanan “modern” tüketim çılgınlığı nedeniyle yok olmaktadır.
Ama galiba Ereğli’yi kendisine yabanlaştıran en büyük paradoks, Karadeniz kıyısındaki kentin Akdenizleştirmeye zorlanmasıdır!..
Kozmopolit kültürün Ereğli’yi de tutsak alması görece olarak anlaşılabilir bir durumdur; ama, ötekini aklın terazisine vurmak çok zordur!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








