
GAZETE II
10 Agustos 2011 17:56:54
Dün ne demiştik?
Gazeteler, esas olarak, kurulu toplumsal düzenin ve onun tepeye çıkarttığı siyasal iktidarın çıkarlarını savunur. Ama bunu, milletin, halkın çıkarlarını savunuyor/ bir pozisyonunda yapar.
Bu iki yüzlülük beşyüz yıldır sürüyor!..
İstisnaları, kurulu düzene başkaldıran devrimci gazeteciliği tabii ki saklı tutuyoruz.
Ne demiştik?
Bu gün ülkemizde “ ulusal “ olarak anılan gazetelerin yüzde 95’i siyasal iktidarın yandaşı-yalakası durumundadır!..
“ Ulusal “ haberciliğin ve yorumculuğun “ tarafsız “lık, “ objektif “lik kisvesi altında yapılması ikiyüzlüğü gizlemek içindir.
Neyleyelim ki gazeteciliğin mayasında vardır bu!..
Gazetelerin, genelde medyanın, “ dördüncü güç “ olarak tanımlanması kocaman bir aldatmacadır.
“ Dördüncü güç “, bugün; yasama, yürütme ve yargıyı tek elinde toplayan AKP iktidarının emrindedir; iktidarın vurucu timidir.
Böylesine büyük bir gücü elinde toplayan AKP iktidarı, üstelik “ ileri demokrasi “ adı altında, nasıl oluyor da 70 civarındaki gazetecinin cezaevlerinde yatmasına sesini çıkartmıyor? Tam tersi, kırk yıllık gazetecileri, “ terörist “ , “ darbeci “ diye yerden yere vuruyor?
Bunun yanıtı bellidir:
Çünkü onlar, genelde, sadece tutucu siyasal iktidara değil, kurulu düzene de tavır koyan namuslu kalemlerdir.
Yerel basına gelelim..
Bir gazetede daha yeni okudum:
24 Temmuz Gazeteciler Bayramı töreninde bir konuşma yapan KGD Başkanvekili Harun Ersoy, gazetecilerin özlük haklarından filan dem vurmuş ama, tutuklu gazetecilerden hiç söz etmemiş! Harun Ersoy; sevdiğim bir gazetecidir. Birlikte çalıştığımız günlerdeki mesleki fotoğrafı çok farklıydı! Harun’u, üstelik gazeteciler Bayramında düzene böylesine boyun eğmesi, aslında yerel basının genel fotoğrafıdır!..
Basına egemen olan yandaş-yalaka bilinci, haliyle gazeteciliğin işlevini de olumsuz yönde etkiliyor. O kadar ki, gazeteciliğin varoluş nedeni olan habercilik, yandaş-yalaka bilincinin prizmasından kırılarak yalan haberler ( ! ) şeklinde topluma kakalanıyor…
Haberlerin görmezden gelindiği yahut ellene ellene yaşam kadınına döndürüldüğü bir gazetecilik ( ! ) anlayışı ortalığı kasıp kavuruyor!..
Yakınımızdan bir örnek vereceğim:
Yerel yönetim gidiyor Erdemir’in bazı binalarını mühürlüyor.
Bu olay, dünyanın her yerinde haberdir.
Yerel basından tık yok.
Buna karşılık olarak Erdemir işçileri, büyük bir olasılıkla Türk Metal Sendikasının önderliğinde belediyenin tasarrufunu protesto amacıyla imza toplamaya başlıyorlar.
Bu da, dünyanın her yerinde haberdir.
Bir-ikisi dışında yerel basından tık yok!..
Habere sırtını dönen veya işine geldiği şekilde habercilik yapan bir gazetecilik anlayışı giderek yerel basını da sarıp sarmalıyor!..
Haberlerin görmezden gelinmesi, haliyle, neden-sonuç ilişkisinin karambole gitmesine de yol açıyor.
Örneğin şu sorunun yanıtını arayan yok:
Yerel yönetim - Erdemir çekişmesinin temelinde yatan neden nedir?
Kimse bunu irdelemiyor! Yapılan yarım-yamalak haberler de bu soruya ışık tutmuyor. Yerel gazeteler, görevlerini yapmıyor veye yapamıyor!..
Erdemir – yerel yönetim çekişmesi, son günlerde siyasal mevzilenmeleri de duman eden “ absürd “ bir kulvara kaydı: İktidarın askerlere karşı yürüttüğü yıpratma kampanyasının ekonomik alandaki yerel izdüşümlerinin en hareketi destekçileri, AKP yanlısı yayın organları oldu!..
CHP’den tık yok!..
At izi it izine karışmış durumda!..
Şu sıralar bu mesleği bırakmayı ciddi olarak düşünmeye başladım. Cervantes çağrışımlı bir mesleki tavır, çok fazla romantik gelmeye başladı bana çünkü!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








