
UFUK TURU
09 Haziran 2026 00:22:37
Türkiye’de erken seçimin hem objektif ve hem de sübjektif koşulları nicedir var.
Şu sıralar erken seçimden, hatta bir baskın seçimden söz edilmesinin nedeni bu.
Siyaset, ekonominin yoğunlaşmış ifadesidir. İktidar ekonomiyi olması gerektiği gibi yönetemiyor. Üç yıldır sıkı para politikası izliyorlar, sonuç sıfıra sıfır ! Enflasyonda dünya dördüncüsüyüz, Avrupa ilk sıradayız. Sabit gelirlilerin çoğunluğu açlık sınırının altında yaşıyor…
Bu ekonomik tablo kaçınılmaz olarak siyaset alanında da yankısını buluyor. CHP’nin hâlâ anketlerde birinci parti olarak gözükmesi iktidarın siyasi açmazının tipik bir göstergesidir.
Erdoğan da seçimin zorunlu hâle geldiğini görüyor elbette. Ancak, iki sıkıntısı var. Yeniden aday olamamak ve aday olsa bile seçilememek!
Bu köşeyi sürekli izleyenler bilirler. Ben Erdoğan’ın yeniden aday olmasını isteyen birisiyim. Argümanım şu: Demokrasilerde seçme-seçilmeyi kısıtlamak, kavramın özüne aykırıdır. Seçilmeye getirenler süre sınırlaması, hakkının seçim halkın da ihlâli anlamına gelir.
Kaldı ki Erdoğan gel-geç bir siyasetçi değil; siyasal islamın ülkemizdeki ve hatta dünya çapındaki önemli bir ismi. Bir siyasi akımı temsil ediyor.
Erdoğan’ın seçim yenilgisi sandığında yenilmesi, temsil ettiği akımın da yenilmesi/gerilemesi anlamına gelir. Bir başka deyişle halk kitlelerinin güvenini kaybettiği anlamına!
Erdoğan’sız bir seçim bu yüzden O’nun temsil ettiği akımın yenildiği anlamına gelmez. Şunu da unutmayalım, Erdoğan’ın oy oranı, partisinin oy oranından fazla olmuştur hep. Erdoğan ’sız bir seçim bu yüzden kitlelerin ideolojik/siyasal tercihlerinde radikal değişikliklerin olduğu anlamına gelmez. Ancak Erdoğan sandıkta yenilirse o anlama gelir.
Hazırlıkları yapılan anayasa değişikliği taslağında bu sorunun çözümüne dönük maddeler de olmalı benceKaldı ki Cumhurbaşkanlığı makamı kimseye tapulu değildir. İlk seçimde o koltuğa bir solcu da oturabilir !
Böyle bir olasılık da vardı zaten, hâlâ da var. Gerçi, İmamoğlu’nun safdışı edilmesi muhalefete/CHP’ye avantaj kaybettirdi, ama Erdoğan’ın aday olması halinde tek kalacağı anlamına da gelmiyor bu.
Bunu açacağım:
CHP’nin Temmuz’a kadar Kurultayını toplayamaması durumunda seçime katılamayacağına ilişkin iddialar hukukçulara göre boş iddialar değil. böyle bir olasılık var.
Özel-İmamoğlu’nun yeni bir parti kurma hazırlıkları içinde oldukları haberleri bu olasılığa dayalı olmalı. Bu durumda başka bir seçenek de kalmıyor zaten.
Diyelim ki yeni bir parti kuruldu. Özel ve İmamoğlu ile birlikte hareket eden CHP milletvekilleri yeni partiye transfer oldu. Şöyle bir tablo doğar bu durumda: Yeni Parti ana-muhalefet parti haline gelir, Kılıçdaroğlu’nun CHP’si 27-28 milletvekili ile mecliste sıradanlaşır.
Yeni Parti uygun bir adayla hem cumhurbaşkanı hem seçiminde de ve hem de milletvekili seçiminde başrol oynayabilir. CHP’nin yerel seçimi kazanması da, sonraki süreçte birinci parti haline gelmesi de İmamoğlu’lu-Özel’li CHP’ye verilen destekti. Aynı ekibin kuracağı yeni parti kitle desteğini koruyabilir. Kaldı ki böyle bir seçenek CHP’nin seçim dışı kalması halinde devreye girecektir.
Şöyle bağlayacağım:
Kitleler Kılıçdaroğlu’nun pozisyonunun da, misyonunun da farkında !…
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








