
TEMEL SORUNUMUZ !
26 Nisan 2026 00:22:10
Ekonomi kötüye gidiyor. Maliye Bakanı Şimşek’in kemerleri ve parayı sıkan politikası beklenen meyvelerini vermedi. TÜİK enflasyonu kağıt üzerinde biraz düştü, ama yaşama yansımadı doğal olarak.
Çünkü enflasyonun kökeninde üretimin talepteki artış ritmini karşılayamaz hâle gelmesi olgusun yatar.
Bu olgunun kökeninde de kapitalizmin monopolist (tekelci) yapısının mal/ürün arzını sınırlaması yatar. Buna karşılık bankacılık sistemi, bir kısıtlamaya gitmeksizin kitlelerden gelen talebi karşılar.
Buna karşılık iktidar enflasyonu indirerek için tasarruf tedbirleri alabilir, politika faizini yükselterek para arzını sınırlama yolunu tutabilir.
Ancak, temel etken ya da üretimin talep karşısındaki yetersizliği devam ettiği sürece hiçbir önlem işe yaramaz.
Bugün ülkemizde olan da bu !
Az üretip çok tüketen bir ekonomik yapılanma her bakımdan dışarıya muhtaç hâle gelir.
Liramız küçük bir alan dışında dışarda geçerli bir para değil. ithalatımızı dolarla yapıyoruz. Dolarla ithalat yapmak, bu şekilde üretim açığını kapatmak için dolara ihtiyacımız var. Bizim MB dolar basamadığına göre doları kazanmak zorundayız. Peki nasıl ? Dışarıya mal satarak !
Şu var ki aldığımız sattığımızdan daima fazla olduğu için (dış ticaret açığı) sürekli dolar ihtiyacı duyuyoruz. Dolar ihtiyacımızın açığını da yüksek faizlerle borçlanarak karşılıyoruz. Şu sıralar olduğu gibi dolardaki dikine oynamalar fiyatların/enflasyonun dikine hareketlenmesine yolaçıyor. (Dolar da bir meta, sonuçta. Azalınca kuru/fiyatı yükseliyor.)
Bu da kaçınılmaz olarak halkın alım gücünün ya da reel gelirinin gerilemesine yolaçıyor.
İktidar yanlısı ekonomistlerin fiyat artışlarını ücret yükselmelerine bağlayan teorisi tamamen palavradır. Ücretlerin artışı, üretim kapasitesi değişmediği için olsa olsa sosyal hasılanın (milli gelirin) patronlarla emekçiler arasındaki bölüşüm oranını etkiler.
**
AKP iktidarı yeni bir karar aldı. Dışardan gelecek sermayeye 20 yıl vergi muafiyeti/dokunulmazlığı tanıyacak.
Bu karar temelde ekonominin köşeye sıkıştığını gösterir. Türkçe söylenişiyle şu demektir: “Ben ekonomiyi ayakta utmak için yeteri kadar üretemiyor ve istihdam sağlayamıyorum. Sen gel yatırım yap, ben de hem kârını garanti edeyim, hem vergiden muaf tutayım seni.”
Türkiye’ye uzunca bir süredir sözü edilebilecek düzeyde yatırımcı/sermaye gelmiyor. Gelenler üçkağıtçı borsa yatırımcıları. Yüksek faiz için gelip devlet kağıdı alıyorlar, pire zıplasa kağıdı satıp tüyüyorlar.
Hükümetin aldığı karar çok cazip. Ama bence çok işe yaramayacak. Çünkü yabancı sermaye öncelikle gideceği ülkede siyasal istikrar ister. Elde ettiği imtiyazların değişebileceğini hissederse yatırımdan vaz geçer.
Güzelim ülkemizi bakıyorum….
Anamuhalefet partisinin birisi cumhurbaşkanı adayı 17 belediye başkanı cezaevinde. Yeni soruşturma ve tutuklamalar sürüyor. PKK ve “Kürt Sorunu” çözüm bekliyor. Enflasyon almış başını gidiyor. Açlık sınırı en az ücretin çok altında. 17 milyon emekli sürünüyor adetâ… Ve anamuhalefet partisi anketlerde birinci parti !
Böyle bir ülkede siyasal istikrardan sözedilemez !
Başa sarıyorum…
Tüm sorunlarımızın temelinde üretim-tüketim dengesizliği yatıyor. Bu sorunu çözemeyen hiçbir iktidarın Türkiye’ye ve halka bir yararı olamaz !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








