
İÇ CEPHE “MUHKEM” DEĞİLSE…
21 Mart 2026 00:23:32
İlkten bir saptama yapacağım, sonra da bir soru açacağım…
Saptamam şu:
Türkiye’yi yönetenlerin barışçıl/ güvercin politikaları doğru.
Hoş zaten yangına körükle gidecek halimiz de yok ! Mümkün olduğu kadar bölgemizdeki savaşın dışında kalmak zorundayız.
Bunu savaşan iki taraf da görüyor.
Trump’ın Erdoğan’dan bazı talepleri oldu mu, bilmiyorum, ama olmasa bile savaşın uzaması halinde olabilir. NATO’nun , Hürmüz iin yardım talebini kabul etmemesi Trump’ı yalnızlaştırdı. En azından bazı NATO ülkeleri benim yanımda diyebilmek için bizden bazı şeyler isteyebilir Trump.
NATO’nun Periot’larla Türkiye’nin hava savunmasına destek olması böyle bir yaklaşımı değerli kılar.
İsrail’le aramız iyi değil. İran’dan Türkiye’ye atılan üç füzenin arkasında mollaların değil, Davut yıldızının bulunması olasılığı daha güçlü bence.
Dün de yazdım:
İran’ın agresif şahin, politikası, örneğin İsrail’in İran’ın enerji tesislerine yaptığı saldırıya Körfez ülkelerini bombalayarak misillemede bulunması cinnet halidir! Körfez ülkelerini de karşısına alan İran’ın savaşı kazanma olasılığı olabilir mi ? Hoş zaten yok, ama bu kez kökleri de sökülebilir bu durumda.
Körfez, dünya enerji piyasasının önemli merkezlerinden birisi. Orası yangın yerine döner de enerji arzı sıfırlanırsa bundan tüm dünya etkilerin. İran yöneticilerinin son zamanlarda Körfez ülkelerinin su arıtma tesislerini de vuracaklarını açıklaması öfke tutulması olayına çılgınlık boyutuna tırmandığını gösteriyor.
Türkiye’miz şu sıralar çöl ortasında bir vaha gibi. Savaş uzarsa bu konumumuzu sonuna kadar koruyabilir miyiz, emin değilim.
Erdoğan genel anlamda durumu idare ediyor. Çoklu temasları ile Türkiye’yi yangından uzak tutmaya çalışıyor. Bence doğru olanı yapıyor. Ama…
Bir soru açacağım:
Peki içerde atılan adımlar doğru mu ?
Bahçeli zaman zaman iç cepheyi muhkem (dayanıklı, sağlam)kılmanın önemi üzerinde duruyor, temennilerde bulunuyor.
Ulusal tehlike süreçlerinde iç cephe spontane olarak bir ölçüde muhkemleşir. Özellikle bizim gibi ulus-devletlerde çokça görülen bir olaydır bu.
Ama, spontane yakınlaşma yetmez, siyasi bütünleşme de gerekir.
İktidar ile anamuhalefetin kanlı-bıçaklı olduğu bir ülkede ulusal bütünlük tam olarak sağlanamaz. İç cepheyi muhkem kılmak için siyasi çekişmelerin tali plana itilmesi gerekir. Bu da ancak hukuka ve siyasi etiğe saygı zemininde varolabilir.
Yerel seçim sonrası Erdoğan’ın CHP’ye el uzatması bir taktik siyasetti.
Şimdi o siyasetin doğal versiyonuna ihtiyacı var Türkiye’nin. İçerde siyasi kavgalara sürerken ülkenin milli bütünlüğünü korumak mümkün olmaz.
Oysa ateş çemberinin ortasındaki ülkemizin esas buna ihtiyacı var.
ETİKETLER : Yazdır







