
HOŞGELDİN SEVGİLİ OĞLUM !
18 Ocak 2026 22:31:45
Gazeteciler cezaevine paldır küldür girerler, ama sessizce çıkarlar.
Bizim Sina’nın cezaevine girişi sükseli olmuştu, çıkışı sessiz-sedasız oldu.
Normalde bir gazetecinin cezaevine girişi dünyanın her yerinde haberdir. Çünkü gazetecilerin toplumsal bir kimliği vardır. Toplumsal kimliği olan her kişi bu nedenle potansiyel haberdir.
Gelgelelim, son çıkan ve özel yaşamın gizliliğini koruyan yasalar, tanınmış kişilerin potansiyel haber olma özelliğinin üzerine çarpı işareti çekti.
Bizim Sina da böyle bir suçlamayla cezaevine girmişti. Cezaevinde dört ay kaldıktan sonra son çıkan infaz yasası ile geçen pazar günü tahliye oldu.
Sina, cezaevine sessiz sedasız girmek istemişti, çıkışının da öyle olmasını istedi.
Bu yüzden Yeni Ufuk Sina’nın tahliyesini haber yapmadı.
Sanıyorum bu sessizlik, Sina’nın bilinen mütevazi kişiliğinin yanısıra olayın hikayesinin üzerinde durulacak bir değer içermemesiyle ilgiliydi. Sıradan kişilerin karıştığı sıradan bir olaydı bu ! Sina’nın cezaevine girip çıkması haberdi ama, haberin kullanılmayışının nedeni haberin arkasındaki hikayenin haber değeri taşımamasıydı.
Neyse.
Sina artık Yeni Ufuk’un Genel Yayın Yönetmeni değil; artık imzalı yazıları dışında hukuki sorumluğu olmayan bir Yeni Ufuk çalışanı…
Oğlumla cezaevinden çıktığı günden bu yana aile yemeklerinde bir araya geliyor ve cezaevi anılarını konuşuyoruz…
Her gerçek gazetecinin başından böyle olaylar geçer. İÖ 59 yılında eski Roma’da Acta diurna ismindeki ilk gazeteyi yayınlayanların da başına böyle olaylar gelmiş midir, bilmiyorum. Gazetecikle özdeşleşen habercilik kavramı, gizli/saklı gerçekleri gün yüzüne çıkartıp kitlelerle paylaşmayı öngörür. Arta diurna’cılar o tür gazeteci idiyse, göreceklerini görmüşlerdir eminim !. Gerçeklerle arası iyi olmayan genelde basın düşmanı olur. Muhbirler de onların içinden çıkar.
Habercilik kavramını toplu iletişim ile eşanlamlı kullananlar çoktur. Ama bu tam doğru değildir. Sıradan olayları kitlelerle paylaşmak habercilik değildir, kitle iletişimidir. Habercilik, bilinmeyen/saklanan olayları/gerçekleri ortaya çıkartıp kitlelere taşımaktır. Haber budur. Araştırmacı/soruşturmacı gazetecilik gerçek haberciliğin kurumsallaşmış halidir.
Son zamanlarda bazı gazete ve TV’ler, “tarafsız habercilik” klişesini terkedip “bağımsız habercilik”e geçtiler. Bağımsız habercilik, nesnel (objektif) haberciliğin diğer söylenişidir. Buradaki bağımsızlık vurgusu, haberin değil, haberin kullanışını vurgular. Yoksa her haber nesneldir ve gerçek tektir.
Meselâ çaplı bir yolsuzluk haberini gün yüzüne çıkartmak haberdir, o haberi özgürce formatlayıp kitlelere taşımak bağımsız haberciliktir.
Nerden nereye geldik !
Sina, Yeni Ufuk’ta kaldığı yerden sürdürecek gazetecilik yaşamını. Her zamanki gibi nesnel ve korkusuz bir kimlikle… Başkası da düşünülemezdi zaten. Biz Çıladır’lar üç kuşak tam 100 yıldır gazetecilik yapıyoruz bu topraklarda
Oğluma hosgeldin diyorum. Her gerçek gazeteci bileklerinde bir gün kelepçenin soğukluğunu duyumsayabilir. Düşünce özgürlüğü ve mücadelesi o soğuk demirlerin biçimlendiği ateşten alır gücünü. Gerçekleri dile getirmek cesaret işidir. Gerçek gazeteciler cesur insanlar içinden çıkar. Bizim Sina gibi…
ETİKETLER : Yazdır







